Sarar çifti, dehşet gecesini anlattı

24 Mayıs 2019 Cuma, 16:24:03 Güncelleme: 16:30:20

Eskişehir’de Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin (75) ve eşi Zehra Sarar (64), evlerinde yaşanan soygunun ardından ilk kez kameraları karşısına geçerek basın toplantısı düzenledi. Yüzü ve kollarında büyük morluklar olduğu görülen Zehra Sarar, “Olaydan psikolojik olarak çok etkilendik. Allah kimseye göstermesin böyle bir olay. Hala ürküyorum, o anlar aklıma geldiği zaman bütün tüylerim diken diken oluyor. Evde yukarı tek çıkmaya korkuyorumé dedi. Cemalettin Sarar ise eş Zehra Sarar olmasaydı olaydan kurtulamayacaklarını belirterek, “Zehra hanım olmasaydı kurtulamazdık. Başka bir kadın olsa elini çıkaramazdı. Kasayı alıp götürdüler. Miktarı bilemiyoruz ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de geçen cumartesi gecesi Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin ve eşi Zehra Sarar’ın Odunpazarı ilçesine bağlı Sümer Mahallesi’ndeki konutuna giren maskeli 3 kişi tarafından kasaları soyuldu. Cemalettin ve eşi Zehra Sarar çifti fabrika, apart otellerinde bulunduğu alandaki konutunda basın toplantısı düzenleyerek yaşadıkları dehşeti anlattı. Zehra Sarar’ın yüzündeki morluklar dikkat çekerken, Cemalettin Sarar soygunculara karşı koymadığını ancak eşinin karşı koyduğu için darp edildiğini söyledi. 
‘ZEHRA HANIM OLMASA KURTULAMAZDIK’
Cemalettin Sarar, eşinin soygunculara çok direndiğini belirterek, “Zehra hanım çok direndi. Bu direnmesinin sonunda ikimizi de bağlayıp yere yatırdılar. ‘Kasada ne varsa alın götürün' dedim. Zehra hanım olmasaydı kurtulamazdık. Başka bir kadın olsa elini çıkaramazdı. Kasayı alıp götürdüler. Miktarı bilemiyoruz. Yüksek miktarda diyebiliriz. Yüklü miktarda döviz istediler. 1 milyon avro ve 1 milyon dolar istediler. Hepsi fabrikada dedik. Kasada ne varsa al git dedim. Kasanın içinde dövizlerimiz vardı. Zehra hanımın dövizleri ve ziynet eşyaları vardıö dedi.
‘EŞKİYALAR BASTI, SOYULDUK’
Zehra Sarar ise o gece teravih namazının ardından saat 23.00 sıralarında eve döndüğünü belirterek yaşadıklarını söyle anlattı
“Camiden eve geldim. Kış bahçesinde eşimle birlikte oturuyoruz. Sularımızı, haplarımızı içtik. Başımı çevirdiğimde iki siyah giyimli sadece gözleri gözüken iki adam. Cemalettin bunlar kim dedim ‘Sus’ dediler. Sus deyince Cemalettin beye şaka mı yapacaklar böyle de şaka mı olur İrkildim, tuhaf oldum. Cemalettin bey bana doğru döndü, biri o sırada yukarı doğru çıkıyordu. Biri beni diğeri de eşimi etkisiz hale getirip, siyah plastik kelepçeyle ellerimizi ve ayaklarımızı bağladılar. Ben direndim. Ramazan mübarek günde hiç Allah korkunuz yok mu Diye direnmeye başladım. Ayaklarım bağlı olduğu halde kurtulmaya çalıştım. Cemalettin beyi yukarı çıkardılar. Bana sürekli kasanın anahtarını sordular. Fabrikanın kasasında olduğunu söyledim. Kasayı olduğu gibi götürün dedim. Tabi eski hizmetçi Iulia Dragusan anahtarında kasanın da yerini biliyordu. Zanlılardan biri direk kasanın bulunduğu odaya gitmiş. Hepsini boşatmış. Kasanın dışındakileri de götürmüş. Daha sonra beni de yukarı çıkardılar. Cemalettin beyi yüz üstü yere yatırmışlar. Bana da ‘yat’ dedi ben biraz direndim. Ellerimizi ayaklarımızı arkadan yeniden bağlayıp, bir birimize bantla bağladılar. Üzerimizden kilitlediler. Ses kesildi. Bir anda sağ kolumu kurtardım. Çekmece de bulunan makasa doğru hamle yaptık bir birimizi kurtardık. Güvenliği aradım. ‘Eşkiyalar bastı, soyulduk’ dedim. Onlarda 3 kişinin olduğunu kovaladıklarını söylediler. Bizi kim kurtardı kapı nasıl açıldı sonrasını hatırlamıyorum. Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak ve İl Emniyet Müdürü Engin Dinç geldi. Hastaneye gittim. Kötü bir gece geçirdik. Allah kimseye böyle bir şey yaşatmasın. Beni darp ettiler ancak direndim. Benim elimi ve kolumu bağlayan eski hizmetçi Iulia Dragusan’nın ‘kocam’ diye tanıttığı sevgilisiymiş. Aksamından, ses tonundan o olduğunu anladım. Gözlerinden tanıdım. Ben silah görmedim ancak elinde kama gibi bir şey vardı”
‘ÇOK GÜVENDEYİZ SANIYORDUK’
Yaşadıkları konutta çok güvende olduklarını zannederek hayatlarını sürdürdüklerini anlatan Zehra Sarar, “Öleceğim aklıma gelir öyle bir şey aklıma gelmezdi. Biz burada çok güvenlikli olduğumuzu düşünüyorduk. Soyguncular çıktıklarında kapıyı kapattılar o an sadece kurtulmayı düşündüm. Ellerim bağlıydı, çekerek artık yırtılsa da bu elimi çıkartıp bir an önce kurtulmak istedim. Bunu düşündüm. Polis bize yakalananlarla ilgili çok bilgi vermedi. En son dün geldiler. Bir şey daha sordular. Çok gizli yürüttüklerini söylediler. Olaydan psikolojik olarak çok etkilendik. Allah kimseye göstermesin böyle bir olay. Hala ürküyorum, o anlar aklıma geldiği zaman bütün tüylerim diken diken oluyor. Evde yukarı tek çıkmaya korkuyorum. Güvenlik önlemlerini arttıracağız inşallah. Çünkü evde ne kamera var, ne alarm var, ne bekçi var. İki tane kapıda bekçi var. Biz güvendeyiz diye oturuyoruz. Adam karşıdan kendisine kapı açmış. Oradan elini kolunu sallayarak girdiö şeklinde konuştu.
‘2 YIL ÖNCE 2 AY ÇALIŞTI, BU SÜREDE PLANLAMIŞLAR’
Dehşeti yaşadıkları gece kapının üzerinde anahtarın takılı olarak durduğunu ve soyguncuların kolayca içeri girdiklerini ifade eden Zehra Sarar, “Anahtar kapının üzerinde. Moldovalı hizmetçi giderken zaten anahtarı yanında götürmüş. Teslim etmedi. Çalışırken, sevgilisiyle kadın kendi aralarında güya kavga etmiş. Gece 2-3 gibi binmişler arabaya gitmiş, bir minibüsleri vardı. 2 yıl önce 2 ay kadar çalıştılar, bu sürede planladılar herhalde. Onlardan çalıştıkları sürede onlardan şüphe etmedik. Sonra anladık ki onların yerine gelen kadını takip etmişler. Bir gün çalışan kadın geldi, ‘birisi beni takip ediyor’ dedi. Daha önce Moldovalı hizmetçinin saçları sarıydı, ta ki bu olaya kadar sonra siyah yapmış saçlarını. Tabi orada otobüsler duruyor, işçiler akın gibi giriyor ya o, onların arasına karışmış girmiş. Herkes fabrikaya giriyor. Bir tek bize gelen 2 kadın buraya doğru yöneliyor. Onlar baya bir araştırma yapmışlar” dedi.
‘BENDE ONLARA AYNISINI YAPMAK İSTİYORUM’
Gazetecilerin çalınan ziynet eşyaları arasında değerli ve önemli bir parça olup olmadığını sorması üzerine Zehra Sarar, “Benim için çalınan her şey özel. Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in hediye ettiği altın yoncalı saatleri vardı. Biri benim, diğer Cemalettin beyin. Gerdanlık var. Bir an önce onların karşıma gelmesini istiyorum. Bende onu aynı şekilde yere yüzükoyun yatırıp, üzerine tekmeleyeceğim. Emniyete de söyledim, geldiği zaman ona aynısını yapmak istiyorum” dedi.
YABANCI ÇALIŞTIRANLARA TAVSİYELERDE BULUNDU
Cemalettin Sarar ise soygunun olduğu ve saldırganların üzerine çıkıp kendilerini ‘çiğnediklerini’ anlatarak şöyle devam etti
“Sayın valimiz, emniyet müdürümüz, bakanlarımız bu işe eğildiler ve başarıyla yakaladılar. İnşallah başka arkadaşlarımıza, kimsenin başına gelmesin. Yabancı çalıştıran arkadaşlarımıza tavsiye ediyorum. Emniyete haber vermeden yabancı uyruklu insanları almayın. Yabancı çalıştırmak gayet iyi ama böyle şeyler olunca. Buna benzer bir sürü şeyler oldu. Daha öncede ülkemizde yaşandı. İnsanları katleden birileri bile oldu. Devlet büyüklerimiz hepsi aradı, sağ olsunlar. Abdullah Gül ve eşleri aradı. İş adamaları, müşterilerimiz, Eskişehirliler aradı. Yurt dışından arayanlar oldu. Allah bizi korudu. Yalnız ben karşı gelmedim. Eşim karşı geldi, onun içinde onu darp ettiler. Üstüme çıkıp beni de çiğnediler.”
‘ONLARI TANIMADIĞIMIZI DÜŞÜNÜP ÖLDÜRMEDİLER’
Gazetecilerin ‘soyguncular sizleri öldürebilirdi’ demesi üzerine devam eden Zehra Sarar, “Bizi neden öldürmeler bilmiyorum, ben kadını tanıdım gözlerinden. Sanırım onları tanımadığımızı düşünerek bizi öldürmediler. Sesinden gözünden ben tanıdım. Niyeti olsa öldürürlerdi, ellerinde her şey vardı. Zaten o yerini biliyor. Yukarı da 5-6 kapı var, kapı var. Doğru giyinme soyunma odasına giriyorlar. Başka hiçbir şeyi ellemeden doğru kasaya gitmiş. Anahtarını biliyordu, oradan anahtarı da almış. Yatak odasına girmiyor, diğer odalara girmiyor. Bundan sonra normal hayatımızda hiçbir değişiklik olmayacak. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ev son sistem koruma sistemi yapılacak. Bir tek değişiklik o olacakö ifadelerini kullandı.
Cemalettin Sarar ise evde 2 tane 50 bin dolarlık saat olmasına rağmen onları almadıklarını belirterek, “İki tane pahalı saatim var, 50 bin dolarlık. Onları hiç ellemediler. Hanımınkilerini alıp gidiyorlar” şeklinde konuştu.
ANAHTARLAR HALA KAPININ ÜZERİNDE
Basın toplantısının ardından gazetecileri tek tek teşekkür ederek evlerinin önünden uğurlayan Sarar çiftinin, konut kapısında halen anahtarların durduğu görüldü. Çift, olay gecesi çalışmayan kameraların yeniden yapılacak ciddi bir güvenlik sistemi kurulacağını da sözlerine ekledi. Öte yandan Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nden bir ekip de olayın yaşandığı geceden beri konut önünde ve çevresinde nöbet tutmaya devam ediyor.
MOLDOVALILI HİZMETÇİ TUTUKLANMIŞTI
Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri yaşanan soygunun ardından Moldova uyruklu eski hizmetçi Iulia Dragusan’u 15 saat sonra Yalova’da yakalamış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Ayrıca soygunla bağlantılı olarak Bulgaristan’a kaçtıkları belirlenen aralarında Iulia Dragusan’un sevgilisinin de aralarında bulunduğu 5’i kadın 8 şüpheli Sofya’da tutuklandı. Şüphelilerin Türkiye’ye iade işlemleri sürüyor.