Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

 

Adnan – Berlin Artık Berlin’e gittiğimi duyan arkadaşlarım “Adnan’a uğra, selam söyle” diye yolcu ediyorlar beni. Son seferinde Kanat Atkaya ve Ertuğrul Özkök’ün selamını götürdüm Adnan’a. Son yıllarda Berlin’in artan popülaritesine, gastronomi zenginliği de eşlik ediyor. Şehre bu alanda zenginlik katan restoranlardan biri de yıllardır Adnan. Adnan klasik bir “Almanya’daki Türk restoranı” değil; popüler bir İtalyan restoranı. Sahibi Adnan Oral’ın mekânı, ünlü politikacıların, sanatçıların gözde adresi. Makarnalar, pizzalar müthiş. Ama özellikle trüflü risotto muhteşem. Tabii, kış aylarında et yemekleri muazzam. Adnan Abi’nin şahane muhabbeti de ekstrası...

Dabbous-Londra

Dabbous sıra dışı gecelerinden birini yaşıyor. Dünyaca ünlü şef Ollie Dabbous’nun şöhretli restoranında rakının dünya tanıtımının Londra ayağı düzenleniyor. Dabbous ile ilgili kısa bir bilgi vereyim. Londra’nın bu gözde restoranında yemek için 6 ay önceden rezervasyon yapılıyor. Hergün dolu ve sadece pazartesi geceleri kapalı. Girişte, seramik tabaklar üzerindeki sloganlarda, “Hızlı içki diye bir şey yok”, “Lüks, yavaştır” yazıyor. Yani rakının İngilizlere vaadi, “Sakin, yavaş, acelesiz yiyelim-içelim ve bu lüksün tadını çıkaralım!” Dabbous pek gösterişli bir mekân değil. Birkaç büyük masa, alt katta bir bar. Londra’da beklenti, önce iyi yemek... Ünlü şef rakı için hazırladığı özel mönüsüyle dünya basınından gastronomi yazarlarını ağırlıyor. Yemeğe katılan Vanity Fair, Sunday Times, BBC yazarlarının rakıyla ilgili izlenimleri ilginç. Aynı masada oturduğumuz yazarlar öncelikle sert bir içki olduğunun altını çiziyor, zaten yavaş içilmesi gerektiği konusunda uyarılmışlar. Pek çoğu rakıyı daha önce denemiş ve sevmiş. Şef Ollie’nin özel mönüsüyse kusursuz. Zira Ollie, rakının yemekle müthiş bir uyum yakaladığını düşündüğünden bu tanıtıma destek vermek istemiş ve bunu karşılıksız yapmış. Yemeğe gelince; melissa turşusu ve gül yapraklarıyla giriş... Çiğ deniz tarağı ve okaliptus, ardından ana yemek olarak asma yapraklarının altında servis edilen kuzu... Bizim kuzu tandıra benzediğini söylemeliyim. Sonra bal, kestane ve limon kekiği ile haşlanmış ayva ve karamel çikolata ile leziz bir son. Seyahatte bize eşlik eden Mey İçki CEO’su Galip Yorgancıoğlu, Londra’nın 20 ünlü restoranında benzer çalışmaların süreceğini söylüyor. Bu, uzun soluklu bir proje... Mesela, Almanya’da 2 yıl önce başlanan rakı tanıtımı çalışması iyi sonuçlar vermiş ve ihracat başta Almanya olmak üzere son 4 yılda 4 kat artmış. Küçük bir not Heathrow Havaalanı’nda Türk Hava Yolları uçakları artık Terminal 2’ye iniyor. Bu yeni terminalde biraz daha uzun yürümek gerekiyor ama her şey çok yeni ve pratik. Acaba THY Moskova’da olduğu gibi burada da kendi lounge’ını açar mı?

Diagonala 2.0 – Belgrad

2 yıldır gittiğim bu restoran tartışmasız Sırbistan’ın en iyisi... Her gün dolu. 3 kattan oluşan mekân Belgrad’ın merkezinde. Giriş katta yer alan büyük barın etrafına sıralanmış alçak ve yüksek oturmalı masalar, alt katta şarap mahzeninin karşısında nispeten daha sakin bir yer... Ve üst katta hafta sonu yemek sonrası partilere ev sahipliği yapan çatı katı. Mekânda Belgrad’ın moda, sanat, sinema ve spor dünyasından en ünlü yüzler takılıyor. Restoranın tümü beyaz ve açık renklerle dekore edilmiş. Mekâna bu ruhu kazandıran isim ise -ben Belgrad’a o İstanbul’a gide gele arkadaş olduğumuzVladimir Melentijavic; yani kısaca Vlada. Konsept ve mutfak müthiş uyumlu ve başarılı. Vlada’nın genetiğinde iyi yemek yapmak var. Babası eski Yugoslavya’da Tito’nun aşçılığını yapmış. Bunu bizzat geçtiğimiz yıl İstanbul’a gelen babasının ağzından dinlemiştim. Diagonala 2.0 – Belgrad