Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Nagihan ALAN / GAZETE HABERTÜRK

20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi Türkiye 1990’da imzaladı ama veriler ve uzmanlar çocukların yaşama, beslenme, güvenlik, eğitim gibi temel haklarının sözleşmede kaldığını söylüyor. Bu sözleşme; nerede doğduklarına, kim olduklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ve sosyal kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların haklarını koruma altına alsa da İstanbul’un her köşesinde haklarından mahrum binlerce çocuk var.

OKULA GİTMEYEN ÇOCUK, İŞÇİ OLUYOR

UNESCO ve UNICEF’in ortaklaşa hazırladığı “Yerine Getirilmeyen Herkes İçin Eğitim Sözüne Dönüş: Okul Dışındaki Çocuklar Küresel Girişimi Bulguları” raporunda Türkiye’de okula gitmeyen 7-14 yaş arası çocukların yüzde 56’sının çocuk işçi olduğu belirtiliyor. Çocukların ne kadar fazla çalıştırılırsa o kadar eğitimin dışında kaldığı vurgulanan raporda, Türkiye’de okula gitmeyen çocuğun gidenlere oranla haftada 30 saat fazla çalıştığı belirtiliyor. Konu hakkında görüştüğümüz uzmanlar ise aynı fikirde buluşuyor: “Çocuk hakları sözleşmede kaldı...”

HAKLAR SÖZLEŞMEYE SIKIŞTI

Çocuk Hakları Avukatı Hümanist Büro Kurucu Ortağı Seda Akço Bilen, 18 yaşına kadar herkesin çocuk olduğunu ama sözleşmede de yer alan bu ifadenin maalesef toplumumuzda kabul görmediğini belirtiyor. Bilen, “Bu konuya hâlâ geleneksel bir yaklaşım mevcut. Çocuk işçiler ve çocuk yaşta evlendirilenler için maalesef önleyici bir sistem yok. Çocuk hakları da bu nedenle sözleşmede sıkışıp kalıyor. Devlet, ailesi tarafından çalıştırılan çocuğun fark edilmesi için ne tür hizmetler sunuyor veya aileyi çocuğun çalışmaması için destekliyor mu gibi meselelerin çözümü sistem olarak oturmadığından sorun çözülemiyor. Sosyal hizmetler, ombudsmanlar çocuk için var gibi görünse de çözüm odaklı değiller” diyor.

‘AİLE ÇOCUĞUN EMEĞINE MUHTAÇ KALIYOR’

Gördüğümüz bu acı tabloda aslında yoksulluğun da çok büyük payı var diyen Bilen, “Ülkemizde yoksulluk büyük problem. İstanbul bir ayna gibi, bu durumun yansımasını çok net görebilirsiniz. Asgari ücretle çalışan bir ailenin iki çocuğu olunca yoksulluk sınırında yaşıyorlar. O zaman da geçinebilmek için çocuğun emeğine ihtiyaç duyuyorlar. Diğer yandan kız çocuklarını daha erken yaşta evlendirerek evin giderinden bir boğaz kesme düşüncesi yaşıyorlar ve çocuk yaşta evlendirilen sayısı artıyor. Aslında bu zorunluluktan kaynaklanıyor. Çocuk işçi ve çocuk yaşta evliliklerin artışında ana sebep sözleşmeden kaynaklanan yükümlüklerin devletçe anlaşılamamış olması” diye konuştu.

‘HÂLÂ TARIM İŞÇİSİ ÇOCUK VAR’

Son 2-3 yılda göç ile beraber evlilik ve çocuk işçiliği sorununun da artış gösterdiğini belirten Bilen, “İstanbul’da artan Suriyeli sığınmacı, çocuk işçiliğinde de artışa sebep oldu. İstanbul’un varoşlarından hâlâ tarım işçiliğine giden çocuklar var. En virane şartlarda çalışan çocuklar bunlar. İstanbul nüfusunda mevsimlik tarım işçilerinin kayıt altına alınması gerekiyor” dedi.

ALO 183 YETERSİZ KALIYOR

“İstanbul’da sokaklarda çalışan ve dilenmek zorunda kalan çocuklar var” diyen Bilen, ekliyor: “Bu çocuklara bireysel yardımlar ne kadar yeterli olabilir ki? Sokak çocuklarını görüyor Alo 183’ü arıyoruz fakat durumu polise bildirmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bu hizmet yetersiz. İş görmüyor. Bu altyapı devletçe kontrol edilmeli. Sebebi araştırmadan çözüm bulamazsınız. Bu süreçte İstanbul özelinde yerel yönetimlere yetki verilmesine ihtiyaç var.”

İstanbul Türkiye sorununu yansıtıyor

HAKLARIN kâğıt üstünde kaldığını belirten Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’ndan Uzm. Psikolog Fulya Giray Sözen ise, “İstanbul aslında ister istemez, Türkiye’nin çocuk işçi ve çocuk gelin sorununu mikro düzeyde de olsa yansıtıyor. İstanbul’da 2014’te 2 bini aşkın kız çocuğunun evlendirilmesinin Doğu’dan gelen göçle de ilgili olduğunu düşünüyorum. Devletin siyasi söylemi de bakış açısı da bu durumu etkiliyor. İstanbul’da yerel yönetimler çocuk hakları ihlalinin yoğun olduğu bölgelerde çalışmalar yapmalı. STK’lar devlete yükümlülüklerini hatırlatmak için baskı oluşturmalı. Toplum ve iktidarlar çocuğa karşı bakış açısını değiştirmeli” diye konuştu.