Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Paulo COELHO/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

KUŞ CANLI MI?

Genç adam eğitiminin son aşamasına gelmişti, çok yakında o da bir öğretmen olacaktı. Bütün iyi öğrencilerin yaptığı gibi, onun da öğretmenine meydan okuması ve kendi söylemini geliştirmesi gerekiyordu. Bir kuş yakaladı, kuşu avcunun içine aldı ve öğretmenini görmeye gitti. “Hocam, sizce kuş canlı mı, ölü mü?” diye sordu. Planı şuydu: Eğer öğretmeni “ölü” derse, avcunu açacak ve kuş uçup gidecekti. Eğer öğretmen “canlı” diye cevap verirse, kuşu avcunda sıkıp öldürecekti. Böylelikle öğretmeni hangi cevabı verirse versin yanılmış olacaktı. Öğrenci tekrar sordu: “Hocam, kuş canlı mı, ölü mü?” Öğretmeninin cevabı şuydu: “Sevgili çocuğum, bu tamamıyla sana bağlı.”

HAYAT KURTARAN BALIK

Sufi geleneğin çılgın hocası Nasreddin bir gün bir mağaranın önünden geçerken orada meditasyon yapmakta olan bir Yogi gördü; yanına gidip ona neyi aradığını sordu. “Hayvanlar üzerine kafa yoruyorum, bugüne kadar onlardan bir insanın hayatını değiştirecek kadar önemli dersler çıkardım” diye cevapladı Yogi. “Bir defasında benim hayatımı da bir balık kurtarmıştı” dedi Nasreddin; “Eğer bana bildiğin her şeyi anlatırsan ben de sana bunun nasıl olduğunu anlatırım.” Yogi şaşırdı; ancak bir azizin bir balık tarafından kurtarılabileceğini düşündü ve bu düşünceyle bildiği her şeyi Nasreddin’e öğretmeye karar verdi. Anlatmayı bitirdiğinde, Nasreddin’e sordu: “Ben sana her şeyi öğrettim. Sen de anlatırsan, bir balığın senin hayatını nasıl kurtardığını öğrenmekten onur duyarım.” “Çok basit,” dedi Nasreddin; “Onu yakaladığımda açlıktan ölmek üzereydim. O balık sayesinde beni üç gün idare edecek yiyeceğe sahip oldum!”

BİR YABANCI BİLMEK İSTİYOR

“Manastırımızın kapısı yoktur” dedi Shanti, oraya bilgiyi aramak için gelen ziyaretçiye. “Peki hırsızlar konusunda ne yapıyorsunuz?” “İçeride değerli hiçbir şeyimiz yok. Eğer olsaydı, onu da ihtiyacı olanlara verirdik.” “Peki ya huzurunuzu bozmaya gelen rahatsız edici kişiler?” “Onları görmezden geliyoruz, gidiyorlar” dedi Shanti. “Ben bilgiyi aramak için buraya gelen eğitimli bir adamım” diyerek ısrarla sözlerini sürdürdü yabancı, “Aptal insanlar konusunda ne yapıyorsunuz peki? Onları da çekip gidinceye kadar görmezden mi geliyorsunuz? Bu işe yarıyor mu bari?” Shanti cevap vermedi. Ziyaretçi sorusunu birkaç kez tekrarladı ama cevap alamadığını görünce kendisiyle ilgilenecek bir başka üstat aramaya karar vererek oradan uzaklaştı. “Gördün mü, gayet güzel işe yarıyor işte” dedi Shanti kendi kendine, gülümseyerek.

PARİS’TE BİR GEZİNTİ

Jean, Paris’te büyükbabasıyla birlikte geziyordu. Bir ayakkabıcının önünden geçiyorlardı ki, içeride müşterinin ayakkabıcıyı azarladığını duydular. Müşteri ayakkabıda bir sorun olduğunu iddia ediyordu. Ayakkabıcı müşterinin şikâyetlerini sakin bir şekilde dinledi, özür diledi ve hatasını telafi edeceğine söz verdi. Jean ve büyükbabası kahve içmek için bir kafeye oturdular. O sırada garson yan masada oturan ve önemli biriymiş gibi görünen adamdan sandalyesini birazcık çekmesini rica etti, böylece oradan geçebilecekti. Adam hiddetle bağırarak itiraz etti ve sandalyesini çekmeyeceğini söyledi. “Bu gördüklerini sakın unutma” dedi büyükbabası Jean’e. “Ayakkabıcı müşterisinin şikâyetlerini sükûnetle kabul etti, oysa yan tarafımızda oturan bu adam sandalyesini azıcık çekmedi. Gerçekten önemli işler yapan insanlar kendilerine işe yaramaz biriymiş gibi davranıldığında bile bundan gücenmezler; öte yandan aslında hiçbir işe yaramayan insanlar her zaman kendilerini çok önemli görürler ve yeters