Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ece ULUSUM/GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Kastamonu civarında ıssız bir yol ayrımında bekliyoruz. Sağdan siyah, siyah camlı havalı bir makam arabası geliyor, çok geçmeden soldan sirenleri açmış başka bir makam arabası. Biri Ağlı Belediye Başkanı Şahin Çolak, diğeri Küre Belediye Başkanı Kamil Aydınlı. Sessizce el sıkışıyoruz, bize dönüp “Takip edin gidiyoruz” diyorlar. Yolu olmayan uzak bir köye resmi bir konvoya dahil olup yollanıyoruz... Eski küçük bir evin önünde durduk, kapıdan 80’ini aşmış marangoz Niyazi Amca çıktı. Yaşlı usta iki başkan arasında bir sağa bir sola gidip geliyor. “Hadi artık göster şunları” diyor biri, küçük atölyesindeki kayıkları yani kızakları, bir bir göstermeye başlıyor. Ortada bir geleneksel kızak yarışı, iki köy arasında rekabet ve iki ilçenin paylaşamadığı bir kızak ustası var. Bazen bir film setinde olduğumuzu düşündüm, yönetmen çalılardan çıkıp “Kestik!” diyecek ve her şey normale dönecek sandım. Öyle olmadığı gibi işler epey karıştı!

Küre ve Ağlı toplam 5 bin nüfus eden Kastamonu’nun iki köyden devşirme ilçesi. Birinde madencilik, diğerinde hayvancılık var. Birbirlerine uzaklıkları 13 kilometre. İki ilçenin yıllardır alıp veremediği bir mevzu var o da kayık yarışları. Bizim kızak dediğimize onlar “kayık” diyor... “350 yıldan fazla gerçekleştirilen kayık yarışları nereye ait?” diye soruyorum Ağlı meydanındaki amcalara, olay karışıyor. Meğer Küre’dekiler önce davranıp uluslararası bir kızak etkinliği düzenleyince Ağlı’nın boynu bükük kalmış. Araştırmalara göre işin gerçek sahibi Ağlı ama herkes Küre diye biliyor. Bunu kırmak için yıllardır uğraşan Ağlı Belediye Başkanı, sürekli etkinlik hazırlığı yapmış ama bir türlü adam akıllı kar yağıp da tutmamış. 70’lik şampiyon Ali Osman Amca konu açılınca dertleniyor, “Ah hanım gızım, şu küresel ısınma denen meret bizi fena vurdu. 3 yıldır adamakıllı kar yok, hemencecik eriyor depemiyoruz. Bilinçlendik artık iklim konusunda ama elden ne gelir” diyor. Arkamdan biri de “Eskiden ne depeğleğdi, ne depeğleğdi...” diye iç çekiyor. Kim derdi ki küresel ısınma Kastamonu’da iki küçük ilçeyi vuracak, onları birleştirecek? İş böyle olunca araya Redbull girdi. 1 yıl boyunca çalıştılar ve Ilgaz Dağı’nda “Hızlı Kızak” etkinliği düzenlediler. Etkinlik dündü, siz bunu okurken çoktan gerçekleşti. Bu yarışma sayesinde iki ilçe de 3 yıldır hasret olduğu oyunlarına kavuştu, küslükler bitti...

KİMSEYE ANLATMADI, BİZE ANLATTI

İki ilçenin paylaşamadığı marangoz Niyazi Amca aslında Avrupa’dan da defalarca davet almış ama gitmemiş. Onun demesine göre Avrupa’daki kızak yarışları Kastamonu’dan görülmüş. Sohbetimiz sırasında bir mektup çıkarıyor cebinden, Fransa ve Yunanistan’dan onu çağırmışlar, üniversitelerinde kayık yapmayı öğretsin diye ama o gitmemiş. Anlatmam da anlatmam derken iki güzel söze aldım sırrı! Kayıklar sadece yaban eriği ağacından yapılıyormuş. “Bunları öyle cilayla yapamazsın. 10 gün boyunca hayvan kemiğiyle ovuyorum, kendi cilasını alıyor. Sonra özel bir merhem hazırlıyorum ağaç sakızları ve keçi toynağıyla. Ama her şeyi de söylemem!” Söylemem dediğine bakmayın, detayları HTD okun’da... Bir de özel kıyafetleri var, çarıkları, yeleği ve başlığıyla. Çarık önemli çünkü kayılacak yolu çarıklarla açıyorlar.

HER KAYIĞIN BİR ADI VE HİKAYESİ VAR

 Ali Osman Amca’nın kayığının adı Yanı Malaklı. Her kayığın hikâyesi var. Bunun da hikâyesi yarışı kazanınca danayla birlikte malak da verilmiş olması. Bir de Fermansuz var, ona binen her engebeyi geçiyormuş. Bu iki kayığın en az 300 yıllık olduğunu söylüyorlar. Hatta Ali Osman Dikmen bazen kayığına sarılıp uyuyormuş! Yunanistan’dan bir ekip gelmiş, 5 bin dolar vermiş ama o “Satar mıyım? Büyük didemden kalma, bu bizim mirasımız” demiş. Yanımda Fermansuz’u tutan Hacı Mehmet Amca da şampiyon gibi anlatıyor hikâyelerini “Ne zaman kullandınız” diye sorunca çaktırmadan kulağıma eğilip “Ben gullanamayam gızım, ben edemem” diyor, foyası ortaya çıkmasın mı? Meğer herkes onun şampiyon olduğunu düşünüyormuş ama aslında onları eğlendirmek için anlatıyormuş. Ağlı meydanında bir kalabalık toplanmış gülüyorsa bilin ki Hacı Mehmet Amca başlamış yine hikâyeye