Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

1970 ’li yıllardan bu yana teknolojinin izlediği yolu sanatla harmanlayan, hayranlık uyandırıcı eserleri deneyimleme fırsatı sunan ve dijital kültürün gerçekte ne olduğunu anlatan, Türkiye’de gerçekleşen en kapsamlı teknolojik sergi, Digital Revolution açılmadan Barbican International Enterprises’ın Başkanı Neil McConnon ile gezmiştik, hatırlarsınız. Sergide en çok dikkat çeken eserler arasında, uluslararası müzisyen, girişimci will.i.am ve sanatçılar Yuri Suzuki, Pasha Shapiro ve Ernst Weber tarafından gerçekleştirilen, canlı bir galeri deneyiminde analog ve dijital müzik arasındaki arayüzü keşfe çıkan ‘Pyramidi’ öne çıkıyor. Sergiyi bir de dünyaca ünlü sanatçı Yuri Suzuki’den dinleyin.  

‘Pyramidi’ fikri nasıl aklınıza geldi?

will.i.am’le gelecekte müzik endüstrisinin nasıl işleyebileceği üzerine tartışıp tahminler yürütürken ‘Pyramidi’ fikrini bulduk. will.i.am, bu projenin yaklaşmakta olan Digital Revolution sergisine çok uygun olacağını düşündü. Projesinin gerçekleştirilmesinde ben de tasarımcı ve geliştirici rolündeydim.

Henüz görmemiş olanlar ‘Pyramidi’den ne beklemeli?

‘Pyramidi’ fikri gelecekteki müzik endüstrisi üzerine kurgusal bir düşünceden yola çıkılarak will.i.am tarafından bulundu. Müzik endüstrisi son 20 yılda oldukça büyük bir değişim gösterdi ve işletmeler, çalışma yöntemleri halen değişmeye devam ediyor. Dijital dağıtım yaygınlaştı. will.i.am, “Dijital müzik distribütörlüğünü ve canlı gösterileri nasıl birleştirebilirim?” diye düşünürken dijital sinyaller kullanan mekanik enstrümanlar yaratma fikrini keşfetti. Dijital şekilde kontrol edilen bu enstrümanlarla müzisyenlerin enstrümanlarını çaldıkları şekli tekrar yaratılabiliyor ve bunu robotlar aracılığıyla takip edebiliyoruz. Mesela will.i.am proje için Sergio Mendes’i seçti ve yarattığımız elektronik piyano robotu da aynı Sergio’nun çaldığı gibi piyanoyu çaldı.

will.i.am ile çalışmak nasıldı bu arada?

Hayal gücü geniş ve ileri görüşlü biri. Sınırsız sayıda fikir üretebiliyor. Onunla çalışmak ilham verici bir deneyimdi.

Müzik ve teknolojiyle olan geçmişiniz sanatınızı nasıl etkiliyor?

Japon müzisyen ve kinetik robot sanatçısı Maywadenki ile birlikte çalışıyordum. Müziğe ve teknolojiye ilgim buradan geliyor ve onların birlikteliği sanatım için gerekli en temel unsurlar. Onlardan ilham alır, yeni şeyler keşfederim.

Dijitallik ve sanat arasındaki bağı nasıl tanımlarsınız?

Nam June Pike ve Bruce Naumann gibi sanatçıların da kullandığı gibi, dijital ve modern teknolojinin, sanata her zaman yakın olduğunu düşünüyorum. Teknolojiyi kullanmak, vizyonunuzu keşfetmeniz ve yaratıcılık için her zaman mühim. 

Dijital olan şey sizce nasıl sanata dönüşebilir?

Dijital medyanın sanat olarak değerlendirilmesisıra dışı. iPhone ve iPad gibi muhteşem gereçlerin geliştirilmesiyle, insanların sanat ürünlerini dijital olarak satın alması fikri artık uzak gibi görünmüyor.

Nereden ilham alırsınız?

Her zaman iyi müzikten... Topluluklar arasında doğan, kentsel müzikleri gerçekten çok severim.

Sergide en sevdiğiniz şey ne oldu?

Geçmişte Apple’ın görsel tasarımcısı olan Susan Kare’e her zaman saygı duyarım, onu çizerken görmek harikaydı.

Bugünlerde ne üzerine çalışıyorsunuz?

Yaklaşan iki projem var. Ses ve teknoloji hakkında onlar da. Ne olduklarını söyleyemem fakat harika projeler.

İletişim kanalı olarak en çok sosyal medyayı kullanıyorsunuz...

Benim için sadelik önemli. Disleksi hastası olduğumdan sergilerde altyazı okuyamıyorum, dolayısıyla etkileşim sade olmalı ve doğrudan akla hitap etmeli. Sosyal medya buna yardımcı oluyor.

Son olarak, Türkiye’deki seyircilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Türkiye’ye hiç gitme şansım olmadı ama kültürleri çok seven biri olarak Türkiye’deki yerel müzikleri keşfetmeyi çok isterim. will.i.am