Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Deniz ÇAĞLAR/ HABERTÜRK PAZAR

Son yıllarda Asya’daki en önemli sanat etkinliklerinden biri olan Art Basel Hong Kong, dün sona erdi. Avrupa, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Asya ve Afrika’dan 239 galerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, bu yıl da 60 binden fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Fuar sonrası gözlemlerini Pent Asia’ya anlatan Art Basel Küresel Direktörü Marc Spiegler, küresel krize rağmen satışlardan oldukça memnun kaldıklarını belirtti.

Spielberg, Çinli koleksiyonerlerin Batılı sanatçılara, özellikle de ‘blue chip’ isimlere ilgi duyduğuna dikkat çekerken, Batılı koleksiyonerlerin ise çağdaş Çin sanatına yöneldiklerini gözlemlediğini ifade etti.

Genç sanatçılara duyulan ilgide de ciddi bir artış varmış ayrıca, Ortadoğulu koleksiyonerlerin katılımı da geçtiğimiz yıllara göre en yüksek seviyedeymiş.

Türkiye’den Pi Artworks ve Dirimart’ın katıldığı fuar, Hong Kong’da ilk kez 2013’te gerçekleşmişti. Bu yıl fuara damgasını vuran gelişmelerden biri ise Art Basel İş Geliştirme Direktörü Patrick Foret’nin duyurduğu gelecek projeler ve yeni danışma kurulu oldu.

Projeler arasında en heyecan verici olanı; henüz Basel, Miami ve Hong Kong’da sanatseverlerle buluşan fuarın “Art Basel Cities” stratejik girişimi kapsamında dünyanın farklı noktalarına yayılacak olması.

Cities programı dahilinde Art Basel, dünyanın farklı şehirlerinde, o kentin kendine özgü kimliğini koruyarak uluslararası rezonans getirecek kültürel etkinlik programları geliştirecek ve bu lokal etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Etkinlikler, Art Basel’in uluslararası ağı ve iletişim kanalları sayesinde lokal olmaktan kısa sürede çıkıp küresel sanat dünyasına bağlanabilecek. Proje kapsamında “şehir ortağı” olarak adlandırılan kentler seçilirken, gelişmekte olan sanat pazarlarının keşfedilmesine destek verilmesi esas alınacak.

Geliştirilen etkinlikler arasından başarılı olanlar, yıl içinde Art Basel’in fuarlarında sağlanacak ek platformlarda sergilenerek Art Basel’in uluslararası izleyicisiyle buluşacak.

TÜRKİYE’DEN FÜSUN ECZACIBAŞI?

Henüz şehirler açıklanmadı, fakat projeyi yürütecek yeni danışma kurulunda İngiltere, İtalya, İsviçre’den seçilen koleksiyoner ve filantrofistler arasında Türkiye’den de bir isim olması dikkat çekiyor.

Füsun Eczacıbaşı’nın yer aldığı kurul, Art Basel projelerinin gerçekleşeceği şehirler arasında İstanbul’un da olabileceğinin ipuçlarını veriyor.

Şehirler seçildikten sonraki ilerleme süreci ise alışageldiklerimize göre oldukça teferruatlı. Bakın sanatsal etkinlik oluşturulmadan önceki süreç nasıl ilerliyor: Art Basel bir şehirle işbirliği yapmaya karar verdikten sonra öncelikle yerel yetkililerle iletişime geçiliyor; şehrin kültürel varlıkları, altyapı ve kaynakları tespit edilip gözden geçiriliyor.

Birçok anlamda gelişmişlik düzeyi saptanıyor. Şehir bu testi geçtikten sonra, geliştirilecek projenin, yerel sanat pazarının yanı sıra şehrin kentsel, ekonomik ve kültürel kalkınma vizyonuyla nasıl bir uyum içinde olacağı üzerinde çalışılıyor.

Bu sürecin bir parçası olarak, Art Basel, şehir planlama uzmanı Richard Florida tarafından kurulan küresel danışmanlık firması Creative Class Grubu ile çalışıyor.

MIAMI EKONOMİSİNE KATKI

Organizasyonun yeni şehirler konusundaki heyecanını her fırsatta dile getiren İş Geliştirme Direktörü Foret, projelerde kültürel kalkınma hedef alınsa da şehirlerin ekonomilerinin de oldukça pozitif yönde etkileneceğinin altını çiziyor.

Örneğin, son yıllarda Art Basel Miami Beach’in, aralık ayının ilk haftası, yalnızca fuarın varlığının bir sonucu olarak, Miami’nin ekonomisine 500 milyon ABD katkıda bulunduğu biliniyor.

Miami Beach Belediye Başkanı Philip Levine, Art Basel’in 14 yıl önce başlamasından bu yana, Miami Beach ve komşu şehirlerinde sanat galerileri sayısının 6’dan 130’a yükseldiğini, yeni açılan müzelerle birlikte 2 yeni sanat bölgesinin ortaya çıktığını belirtiyor.

DENİZ, GÜNEŞ, KUM YETMİYOR

Bugün fuarları gerçekleştirildiği mekândan ibaret sektörel bir etkinlik ya da yalnızca bir pazarlama aktivitesi olarak düşünemeyiz.

Zira, bu fuarların gerçekleştiği dönemlerde şehirlerde eşzamanlı uydu fuarlar, özel sergiler, performanslar, sokak enstalasyonları, paneller, fotoğraf, müzik, film, mimarlık ve tasarım etkinlikleri düzenleniyor. Sergi sonrası partiler ile şehirde şölen havası esiyor, şehrin dört bir yanına sürprizler yayılıyor.

Üretim ve tüketim dinamiklerinin kişisellikten çıktığı günümüzde, Dünya Turizm Örgütü tarafından da açıklandığı üzere sportif, kültürel, eğlence amaçlı veya sanatsal her türlü “megaevents”, turizm sektörünün en önemli yapıtaşlarından biri haline gelmiş durumda.

Dünyada artık tek başına deniz, güneş, kum turizmi kabul görmüyor; şehirleri, ilham verici enerjisi ve turizmin gündelik hayat kültürüyle ilişkisi cazip kılıyor.

Daha iyi yemek, daha iyi otel; bugün insanlar sanata bakmak, galeri gezmek istiyor. Bienaller, ödül törenleri, fuarlar, festivaller, moda haftaları, kentlerin adlarıyla özdeşleşiyor; tek bir sosyo-kültürel etkinlik o kenti bir marka haline getirebiliyor.

Bu etkinlikler, turistleri lokal ekonomiye katkıda bulunacak şekilde harcama yapmaya yönlendirirken, bu sayede birçok ürün ve hizmet için pazar yeri doğuyor.

Böylece turizm sezonu dışında da destinasyona gelen ziyaretçi sayısı artıyor; memnun ayrılan ziyaretçilerin ülkemize tekrar gelme potansiyeli yükseliyor. Ve bir döngü böylece başlıyor: Sosyokültürel kalkınma oldukça nitelikli üretim artıyor; nitelikli üretim arttıkça sosyo-kültürel kalkınma gerçekleşiyor.