Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Levent ÖZÇELİK / HABERTÜRK CUMARTESİ

Havadan çekilmiş Göcek ve 12 Adalar fotoğrafı her daim aklımı başımdan alır. Yani başka deyişle Göcek denince yoldan gönüllü çıkarım. Koyların arasından koy seçmek, bir orada bir burada demirlemek, serin sularda yüzmek... Göcek’in keyfi, tekneyle ayrı çıkar deyip, V for Voyage motoryatlarından biriyle 3 gün seyahat ettim. Aylardan mayıs, Göcek için en iyi zaman... Koylarda demirlemiş birkaç tekne var. Çoğu yabancı yelkenliler, katamaranlar ve tabii her boy, otel kadar konforlu motoryatlar. Bizim teknemiz 23 metre uzunluğunda, 3 kamaralı açık ve kapalı alanlarıyla son derece genişti. Bedri Rahmi, Tersane ve Yassıcalar koyları en sevdiklerim oldu. Arada karaya da çıktık. Tersane Adası’nda eski Bizans kalıntıları arasında inek, koyun, keçi ve tavşanların arasında dolaştık. 3 gün boyunca dünyanın tartışmasız en güzel denizinde olmak çok güzeldi.

MUHTEŞEM ÜÇLÜ

Turgay, Kadir ve Ersin. Bir bakmışsınız üçe bölünüyorlar bir bakmışsınız bir arada tek vücutlar. Eğer ihtiyaç varsa her yerdeler ihtiyacınız yoksa gölgelerini bile göremiyorsunuz. Turgay teknenin kaptanı. Göcek’te doğmuş büyümüş ailesi orada. 15 yılı aşkındır kaptanlık yapıyor. 1 yıldır bizim seyahat ettiğimiz motoryat ile Ege ve Akdeniz sularında. Her boy yelkenlilerde çalışmış. Anlayacağınız anadan doğma denizci. Kadir, teknenin ikinci adamı. Botla açılacağımız zaman yetişiyor. Pek çok sorumuzun muhtabı Kadir dersek abartmış olmayız. Bir de Ersin var, üçüncü adam. Fethiyeli ve oraları avucunun içi gibi biliyor. Arkeoloji mezunu, atama bekliyor. Arkeologlar için cennet sayılabilecek bir memlekette yaşıyoruz. Dünyanın her yerinden arkeologlar memleketimizde cirit atıyor yüz yıllardır, kötü niyetliler de alıp götürüyor binlerce yıllık tarihimizi. Ve bir bakıyorsunuz mezun olup atama bekleyen yüzlerce arkeolog var. Ersin ile 12 Adalar arasında gezip laflıyoruz. “Bunlar Bizans dönemi mi?” diye soruyorum “Evet maalesef” diyor. “Niye?” diyorum, “Romalılar yapar Bizanslılar yıkar. Ü



AĞAÇ DEYİP GEÇME TANI

Denizden ormana geçelim. En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim “Bu ormanlarda çok kaybolmuşluğum vardır.” Şöyle ki; 2 yıldır kuzey ülkelerinde yaptığım otomobil rotalarının büyük bölümü İsveç’te geçti. Özellikle Stockholm’den çıkıp kuzeye doğru yol aldıkça, o dev çam ağaçlarının gölgesinde, kimi zaman da ormanların içinde yaklaşık 10 bin kilometre direksiyon salladım. Kısacası 2 yıldır İsveç doğasının bir parçası oldum sayılır. Güneyden kuzeye, doğudan batıya hemen her ormanda farklı zamanlarda vahşi ve büyüleyici doğanın fotoğraflarını, videolarını çektim. Bütün bu birikimleri haziran ayında çıkacak basılı ve dijital kitabı sizinle paylaşacağım. Ülkenin tamamı göller kanallar ve ormanlardan oluşuyor. Aslında bunun bir nedeni varmış, İsveç, ağaç, omancılık ve bunun uzantası olarak kâğıt ambalaj işini bir endüstriye dönüştürmüş. Yani bir bakıma her fidan bir endüstrinin başlangıcı olmuş. İsveç ormanlarının yüzde 50’si büyük, yüzde 25’i küçük aile firmalarına, kalanı ise devlete ait. Bu seyahatte temelde öğrendiğimiz şey “Ağaç asla sadece ağaç değildir.” Bütün bunlar bir sürdürülebilirlik felsefesi. Buna bağlı bir anayasa ile uygulanır.



-Billerud Korsnas gibi Tetra Pak için ambalaj kâğıdı üreten büyük firmalar, bu orman işletmecilerinden her yıl belirli miktarda ağaç satın alıyor.

-Satın alınan bu ağaçlar farklı işler için kullanılıyor. Örneğin yere yakın gövde kısmı mobilya, orta gövde ise ambalaj kâğıdı yapımında kullanılıyor.

-Bir ağacın hiçbir kısmı ziyan edilmiyor. Ağacın üst gövde kısmı ve dalları yine fabrikada enerji üretmek için yakıt olarak kullanılıyor.

-Ambalaj malzemesi üreticileri, ağaç fidesi yetiştiren merkezlerle çalışarak kesilen her bir ağaç için 3 ağaç fidesi ekiyor. Böylece ormanların sürdürülebilir olması sağlanıyor.

-Ağaç üreten endüstriyel orman işletmecileri, 2 farklı sertifika alıyor. Bu sertifika, ormanların uluslararası düzenelemeler çerçevesinde sürdürülebilir olmasını sağlıyor.





TEKNE HAYATINA DAİR SIK SORULAN SORULAR

1. Motoryat kiraladığınızda sizden başka misafir kalmaz.

2. Misafirler teknenin salon kısmındaki odalarda kalıyor. Kaptan ve servis ekibi motorun bulunduğu ayrı girişli diğer tarafta kalıyor. Yani tamamıyla izole bir hayat var tekneni içerisinde.

3. Gece rahat uyursunuz. Teknelerin yanaştığı koylar son derece korunaklıdır. Tekne baş tarafta demir arka tarafta ise karaya bağlanan büyük halatlarla sabitlenmektedir. Dolayısıyla dalgadan rüzgârdan etkilenmiyor.

4. Her kamaranın ayrı banyo ve tuvaleti var. Göcek’te hiçbir tekne atık sularını denize bırakamaz. Atıklar, tekne zemininde bulunan depolarda toplanır ve seyahat sonunda Turmepa araçları tarafından alınır.

5- Teknede 3 gecelik paket fiyatlar 6.500 Euro’dan başlıyor, 10.000 Euro’ya kadar çıkabiliyor. Teknede maksimum 8 kişi kalabiliyor. Dolayısıyla eğer 8 kişi kalıyorsanız neredeyse otel fiyatına denk geliyor. Teknelerde televizyon, DVD, internetWi-Fi var.