Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

GİZEM SEVİNÇ SELVİ / GAZETE HABERTÜRK 

Serdar Bostancı... Efsane rallici artık 58 yaşında ama peşinden oğlu Murat geliyor. 2014-2015 Türkiye Ralli Şampiyonu ve geçen yıl Avrupa Ralli Kupası’na sahip olan ilk Türk pilot olan Murat Bostancı, takım arkadaşı Orhan Avcıoğlu ve tabii Serdar Bostancı’yla Avrupa Ralli Kupası’na hazırlanan Castrol Ford Team’i konuştuk. Rallinin tozunu attırdık!

■ En son Yunanistan’dan Acropolis Rallisi’nden kupa ile döndünüz...

Murat Bostancı: Geçen sene Avrupa Ralli Kupası’nı kazandık. Bu sene de Avrupa’daki en yüksek seviyeli şampiyona olan Avrupa Ralli Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Bu sene bir tür hazırlık senesi, seçtiğimiz birkaç yarış var onlara gidiyoruz. Yunanistan’daki ralli de bunlardan biriydi.

■ Nedir Avrupa Ralli Şampiyonası?

M.B.: Ralli’nin UEFA kupası gibi düşünün. Bizim şimdi hazırlandığımız da bir tür Şampiyonlar Ligi ve 2-3 sene içerisinde orada da kazanmak istiyoruz. Ne olur bilmiyorum çünkü çok güçlü rakipler var ama en azından Şampiyonlar Ligi’nde bir pilotumuz olsun istedik takım olarak.

■ Armut dibine düşer misali, rallici babanın rallici oğlu...

M.B.: 27 yaşındayım, 2005’te başladım bu spora, gerçi rallinin içine doğdum. Sadece babam değil annem de eski bir ralli co-pilotu. Babamın videolarını izleyerek büyüdüm. Akşam eve geldiğimde çizgi film izleyeceğime onun yarış kasetlerini izlerdim. Hayatım sürekli yarış ve onun çevresinde geçti. Ben bu sporu çok sevdim ve içinde bulunmak istedim, bir şekilde de bunu onlara hissettirdim. Orhan Avcıoğlu: Bizde de ralli ata sporu. Annem de babam da eski Türkiye Ralli şampiyonu.

■ Ailece rallici olmak nasıl bir şey? Evde ne konuşulur, ne yapılır?

O.A.: Bizim ailede ben doğduğumda bir tek annem yarışıyordu, babam bırakmıştı. 85 doğumluyum, neredeyse 2000’lere kadar evde hiç ralli konuşulmadı. Kafamda sadece 2 net resim var: Biri Renç Koçibey’in ölümü. Hep ben onlara baskı yapıp sordum bir şeyler. Yani o kadar çok istedim ki, tırnaklarımla kazıyarak geldim. Karting için babamın pantolonunu giyip arabada beklerdim.

■ Tehlikeli bir iş mi bu?

O.A.: Yolda otomobil kullanmaktan daha güvenli bir iş. Çünkü çok daha fazla güvenlik önlemi var. Evet hızlar ve limitler yukarıda ama emniyet kemeri, kask, tulum ve ayakkabı; yani çorabına kadar kompanse edecek şekilde.

■ Serdar Bey, siz rallici bir baba olarak oğlunuz “Ralli yapacağım” dediğinde ne dediniz?

Çok endişelendim, yani bu cevabı beklemiyordunuz belki ama... Ben bu işe hayatımı verdim ve yaşadıklarımı yaşasın istemedim. Ayrıca spor olarak masa tenisinden daha riskli olduğu bir gerçek. Bu içgüdüsel bir şey, bebekken sorsaydınız “Araba bile kullanmasın” derdim. Özellikle kırılma noktalarından biri de üniversite hadisesi. Israrla “Motor sporları mühendisi olacağım” dedi.

■ Türkiye’de ralli yapmak kolay mı?

M.B: Değil. Biz şanslıyız ki hep iyi ve uzun soluklu sponsorluklarımız oldu. Şu anda takımın ana sponsoru babamın yarış zamanından beri gelen sponsorlar.

‘HEM RAKİP HEM ARKADAŞIZ’

■ Türkiye’de motor sporları neden çok popüler değil?

Serdar Bostancı: 2008’de büyük ekonomik kriz ülkeyi çok ağır vurdu. O dönemde 7 fabrika takımı yarışıyordu. Sonra sponsorluk bütçeleri kısıldı, federasyonunun yanlış yönetimleri oldu. Ama tahmin ediyorum ve ümit ediyorum ki 3 sene içerisinde 10-15 sene önceki haline dönecektir. Çünkü boynuz kulağı geçti, iyi sporcular yetişti, iyi takımlar var. Eskisine göre daha iyi organizasyonlar da yapılıyor. 2000’li yıllarda Türkiye’de Avrupa Ralli Şampiyonası’nın bir ayağı vardı; Formula 1, 7 sene Türkiye’de yapıldı, düşünün!

■ Neden bitti Formula 1?

S.B.: Biraz ekonomik kriz, biraz yanlış yönetim... Aslında yine hepsinin başı sponsor. Yoksa pist var, her şey var burada. Organizatörlere para ödenmesi gerekiyor. Bunu devletin, federasyonun ödemesi gerekiyor.

■ Bu işten para kazanılır mı?

O.A.: Kazanılır, kazanıldı da geçmişte. Dünya Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası seviyelerinde bir elin parmakları kadar insan bu işten ciddi paralar kazanıyor ama oraya giden yolda yapmanız gereken milyon dolarlık yatırımlar var.

■ Başka profesyonel işleriniz var mı?

M.B.: Ben sadece buradayım. O.A.: Ben telekomünikasyon sistemleri kuruyorum, farklı bir işim var yani. Aile şirketi olduğu için beraber yürütebiliyorum.

■ Aynı zamanda rakip misiniz?

O.A.: Rakibiz ama takım arkadaşıyız. İkimizin ayrı otomobilleri var.

■ Yanınızda co-pilotlarınız... Kontrol kimdedir araçta?

S.B.: Mütevazı olmaya gerek yok, kontrol her zaman pilottadır. Ben takım yönetiyorum, inisiyatifim bir pilotun yüzde 10’u kadar bile değil!

■ Bu işten anlamayan bir kadınla birlikte olabilir miydiniz?

O.A.: Olurum. Oldum da daha önce. Çok da keyifliydi. M.B: Ben bu işle ilgisi olan bir kadınla hiç birlikte olmadım ama sınırları doğru çizmek gerekiyor. Yarış haftamda bana dokunmamalı. Zaten başkalarının desteğinden faydalanan biri değilim pek. S.B.: Ben yarıştığım dönemde eşimin yarışlara gelmesine bile izin vermiyordum. Yani ben orada rahat etmek istiyorum, hiç kimsenin ekstra yardımına da ihtiyacım yok! Murat ayrı bir evde yaşıyor ama ralli haftası bize taşınır mesela. Anne-baba evinde konsantre olmak daha kolay. Belki kızlar da daha az rahatsız ediyordur, bilemiyorum!

■ Şimdi hedef ne?

S.B.: Bu sene en büyük yük Orhan’da, Türkiye şampiyonluğu hedefi bir tek Orhan’a verildi. Geçiş sezonu olduğundan takımın geri kalanı bu sene Avrupa Şampiyonası’na odaklı, 3 yıllık bir hedef bu. Avrupa Şampiyonası’na alışma ve antrenman süreci başlıyor yani. Yine Murat’ın bu sene Avrupa Şampiyonası’nda ilk 3’e girmek gibi bir hedefi var. Buğra ve Ümitcan sadece ısınmak için yarışacaklar. Başka bir sportif çıtamız asla yok.