Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Murat AĞCA - HABERTÜRK PAZAR 

Hayranlarının akın ettiği Muhammed Ali Müzesi’nin girişinde şöyle yazıyor: “Ben insanları sevdim, insanlar da beni...” Duvarlarda Bill Clinton’dan Susan Sarandon’a, Colin Powell’dan Evander Holyfield’a Ali’nin yüzlerce ünlüyle fotoğrafları var. Tarihin gelmiş geçmiş ‘en büyük spor idolü’nün sevgi çemberi, bundan ibaret değil. Muhammed Ali ile tanışmıştım. Onu pençesine alan Parkinson’a rağmen dünyanın dört yanında sosyal sorumluluk projelerini hiç aksatmayan Muhammed Ali ile 1994’te İstanbul’a ikinci ziyaretinde konuşmuştum. Cenazesinde de doğup büyüdüğü Louisville’deydim. Yaşamı boyunca ringlerdeki rakiplerinden çok, adaletsizliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa, emperyalizme, cehalete, yoksulluğa karşı mücadele eden bu “dava adamı”, son yolculuğuna da minnettarlık ve sevgi dolu on binlerin gözyaşlarıyla uğurlandı. Doğup büyüdü yerleri görmek, kendisini tanımak kadar ayrıcalıklıydı.

Louisville’de belediye otobüslerinin üzerinde gidecekleri durak değil, “Ali- The Greatest” (Ali-En Büyük) yazıyor.
Louisville’de belediye otobüslerinin üzerinde gidecekleri durak değil, “Ali- The Greatest” (Ali-En Büyük) yazıyor.
    
Müzenin en kalabalık yeri hediyelik eşya köşesi. Her yerde “Stoklarımız tükenmiştir” ibaresi göze çarpıyor. Ali’nin sözleri yazılı tişörtler ve diğer hatıra eşyalar 25 dolardan başlayan fiyatlarla kapışıldı.
Müzenin en kalabalık yeri hediyelik eşya köşesi. Her yerde “Stoklarımız tükenmiştir” ibaresi göze çarpıyor. Ali’nin sözleri yazılı tişörtler ve diğer hatıra eşyalar 25 dolardan başlayan fiyatlarla kapışıldı.

 ‘SEN BİZİM ONURUMUZSUN’

Kahramanına veda etmek için birkaç günde organize olan şehirde tüm direklerde “Sen bizim onurumuzsun” pankartları, belediye otobüslerinde “Ali-The Greatest” yazıları göze çarpıyordu. Nereye baksanız Ali... Irk ayrımcılığının tavan yaptığı 1960’ta Roma’da olimpiyat şampiyonu olmasına rağmen, sadece beyazların girebildiği bir restorana alınmayınca madalyasını fırlattığı Ohio nehri kıyısındaki Lousville’de 56 yıl sonra tüm bayrakların yarıya indirilmiş olması, Ali’nin ne başardığının göstergesi olsa gerek.

Şehrin en hareketli ortamı 4. Cadde’deki dev ekranda Ali’nin unutulmaz maçları gösteriliyordu. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nın meşalesini ateşlediği anlara gözüm takıldı. 20 yıl öncesine gittim. Zira o anı dün gibi hatırlıyorum: Parkinson nedeniyle zangır zangır titremesine rağmen elindeki meşaleyi havaya kaldırdığında, tarihiyle yüzleşen ABD’nin ondan “resmen” özür dilediğini düşünmüştüm. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) de 1960’da nehre attığı altın madalyasını o yıl Ali’ye yeniden takdim etmişti.

Müzede Ali'nin kendi çizimlerinden oluşan bir köşe de var. 1968’de yaptığı bir çizimde Ali, “Eski dinim” dediği Hıristiyanlık ile İslam’ın kendisine sunduklarını karşılaştırıyor. Ali Türk bayrağına yakın bir çizimle sembolize ettiği İslam için “Özgürlük, adalet ve eşitlik” ifadesini kullanırken, Hıristiyanlığı “Kölelik, çile ve ölüm” olarak tanımlıyor.
Müzede Ali'nin kendi çizimlerinden oluşan bir köşe de var. 1968’de yaptığı bir çizimde Ali, “Eski dinim” dediği Hıristiyanlık ile İslam’ın kendisine sunduklarını karşılaştırıyor. Ali Türk bayrağına yakın bir çizimle sembolize ettiği İslam için “Özgürlük, adalet ve eşitlik” ifadesini kullanırken, Hıristiyanlığı “Kölelik, çile ve ölüm” olarak tanımlıyor.

CENAZSİNE BİLETLE GİRİLDİ

Sonny Liston’ı yenip 22 yaşında Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olunca Müslümanlığı seçen, “Cassius Clay” olan adını Muhammed Ali’ye çeviren Şampiyonlar Şampiyonu, ABD’deki en ünlü Müslüman olarak hayata gözlerini yumdu. Cenazesi de tarihe geçti. Ali, önceden tasarladığı cenazesinde mutlaka dini tören istiyordu ama sadece Müslümanlara değil tüm sevenlerine açık olacaktı. Öyle de oldu... İlk profesyonel maçını kazandığı Freedom Hall’daki törene biletle girilebildi. Biletler ücretsizdi ancak yine de içeri girmek için o bilete sahip olmak gerekiyordu.

Cenazesinde dünyanın dört bir yanından gelen Müslüman ve gayrimüslimler vardı. Cenaze namazında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil 10 bini kişi saf tuttu. Cenaze namazının ertesi günü, Lousville’de işyerleri kapalıydı. Yollara dökülen on binler, tabutu kendi adını taşıyan bulvardan geçerken “Ali... Ali... Ali...” diye haykırıyordu. Şehir merkezinde 20 bin kişinin katılımıyla yapılan resmi törende bir imam, bir papaz, bir haham ve bir budist rahip ön sırada birlikte oturuyordu. Ve eski ABD Başkanı Bill Clinton ile komedyen Billy Crystal kürsüden hatıralarını anlatırken, adeta ona mersiye okuyordu. Aklımdan geçen şu oldu: Bu kadar farklı insanı ölümüyle tek çatı altında toplayan Ali, genç yaşta hastalanmasaydı, Obama’dan önce Amerika’nın ilk siyahi başkanı olur muydu? Muhammed Ali’nin 22 yıldır özenle sakladığım imzalı fotoğrafını ve birlikte çektirdiğimiz kareleri cebimden çıkardım, doğduğu yerde onunla vedalaştım...

Louisville’de Ali’nin doğduğu ev, ölüm haberinin ardından sevenleri tarafından ziyaretçi akınına uğradı.
Louisville’de Ali’nin doğduğu ev, ölüm haberinin ardından sevenleri tarafından ziyaretçi akınına uğradı.

Kentucky, at yarışının ABD’deki en önemli merkezi. Hal böyle oyunca da Ali’nin bir portresi harika bir at heykelini süslemiş. Atın üzerinde Ali’nin ünlü sözü “Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım” okunuyor.
Kentucky, at yarışının ABD’deki en önemli merkezi. Hal böyle oyunca da Ali’nin bir portresi harika bir at heykelini süslemiş. Atın üzerinde Ali’nin ünlü sözü “Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım” okunuyor.