Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Şahin BAYAR - HABERTÜRK PAZAR 

Hemşireler yeşil bir tulum içinde onu doğumhaneden çıkardıklarında 13 Mayıs’tı. Çığlık çığlığa bağırıyor ve titriyordu. Hastane koridoru “minik mucize”mizin sesiyle yankılanıyordu. Sanırım anne karnından sonra, küresel ısınma yaşayan dünya bile ona soğuk gelmişti:)

2 günlük tatlı telaş sonrası “karı-koca” olarak gittiğimiz hastaneden 3 kişilik bir aile olarak eve döndük. Ben, yani baba; Aslı, yani anne; ve oğlumuz Hasan Ali... Yeni hayatımız da bundan sonra başlıyor. Yeni roller, yeni kavramlar, yeni duyarlılıklar, yeni uyku saatleri, yeni mağazalar ve tabii yeni reyonlar!

‘ANNESİ’, ‘BABASI’

Hastanede sık sık duyduğumuz ve gülümsemeyle karşılık verdiğimiz “annesi”, “babası” sıfatları nüfus müdürlüğünde resmiyet kazanıyor, hikâyeye biraz da ciddiyet katıyor. Görevlinin “Baba adı?” sorusu üzerine önce biraz duraksıyorum. Sonra ani bir refleksle toplanıp adımı söylüyorum. Nüfus müdürlüğünün merdivenlerinden indiğimde ben “resmen baba” olmuştum, oğlum da bir nüfus cüzdanına kavuşmuştu.

Bu yazıyı aslında yan odadan gelen mızıldanmalar arasında yazmaya çalışıyorum. Dayanamayıp gidip bakıyorum. Hasan Ali mutsuz, şaşı bir ifadeyle yüzümüze bakıyor. Anneyle durum değerlendirmesi yapıyoruz: “Gazı mı var acaba?”, “Altını mı değiştirsek?”, “Ateşi de yükselmiş.” Son 1 aydır evin içinde uçuşan kavramlar bu çerçevede. Yeni rollerimiz, sohbetimizin dilini de değiştirdi. Nerede o eski muhabbetler:)

Şu kısacık zamanda gördüm ki bir babanın en önemli görevi, bebeğin gazını çıkarmak. Gaz nasıl çıkarılır? Bebek hangi pozisyonda tutulur? Gaz çıkarmak neden önemli? Püf noktalarını çözebilen artık “uzman baba”dır. Bu yeni görevin belli bir mesaisi de yok. O yüzden uyku saatlerini, yemek zamanını, evde çalışma durumunu bebek belirliyor. Bir nevi bebeğin, anne-babaya ‘hükmü’ söz konusu!

Şimdilik “dışarıya çıkma” mahalleyle sınırlı. Uğrak yerlerimiz kafe ve restoranları es geçiyoruz. Favori mekânlarımız artık market ve bebek mağazaları. Markette gözler, hemen bebek reyonlarını arıyor. Bebek ürünlerin dikkatlice inceliyoruz. Burada hayatımıza yeri sorular giriyor. Acaba hangisi daha kaliteli? Hangisi bebeğimize uygun? Daha önce sık sık uğradığımız reyonları ise görmüyoruz bile. Öncelik bebeğin ihtiyaçları...

Daha çok ağlayarak bizimle diyalog kurmayı tercih eden minik bebeğimizin küçücük gülümsemesi bütün yorgunluk ve telaşımızı bir kenara itiyor. İşte yeni rollerimizle, yeni hikâyemiz böyle ilerliyor; heyecanlı, maceralı ve merak uyandırıcı...