Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HTGAZETE PAZAR/DENİZ ÇAĞLAR

Harry Truman ve Richard Nixon piyano çalardı, Bill Clinton saksofon... John F. Kennedy, açılış konuşmasına şair Robert Frost’u davet etmişti. Jimmy Carter, sabahları yarım saatlik bir Mozart dinletisiyle başlıyordu güne, tiyatro hayranıydı. Theodor Roosevelt, Beyaz Saray’da birçok klasik müzik topluluğuna ev sahipliği yaptı. Ronald Reagan’ın yönetiminde Beyaz Saray’da en çok opera sanatçıları ağırlanırdı. George H.W. Bush country müziğini tercih ederdi; gençlik idolü Stevie Wonder olan Barack Obama’nın ise Spotify listesini Marvin Gaye, Bruce Springsteen, Aretha Franklin ve Kanye West’in şarkıları süslüyordu. Peki ya tarih, ABD başkanlarının müziğe, sanata olan ilgisinin kültürel politikaları üzerinde etkisi hakkında ne anlatıyor?

ABD’nin uyguladığı kültür politikası yıllardır tartışma odağı... Yönetim, ilk olarak 1990’larda, eski Cumhuriyetçi Kongre üyesi Newt Gingrich’in Ulusal Sanat Teşviki’ni azaltma ve nihai olarak sona erdirme önerisinde bulunmasıyla eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Bugün aynı açıklamanın Donald Trump’tan gelmesiyle sanat dünyası sarsıldı. Kampanya döneminden beri harcamaları radikal biçimde değiştireceğinin sinyallerini veren Trump, yönetimde atacağı ilk adımın Ulusal Sanat Teşviki ve Ulusal Beşeri Bilimler Teşviki alanlarında finansmanları kesmek olduğunu açıkladı.

SANATA ‘46 SENT’LİK DESTEK
Federal eyaletin tek kültürel finansman kurumu olan Ulusal Sanat Teşviki’nin (National Endowment for the Arts-NEA) yıllık bütçesi şu anda 148 milyon dolar. Yani, Amerika Birleşik Devletleri’nin 319 milyonluk mevcut nüfusu ile kişi başına 46 sent cari fon tahsil ediliyor. Ancak; yalnızca New York şehrinde ikamet edenlerden, kültürel faaliyetleri finanse etme amaçlı yıllık 18.58 dolar alınıyor. Federal rakamın yaklaşık 40 misli... Şimdi bunu bir de Berlin şehrindeki yıllık sanat finansmanıyla karşılaştıralım: Toplam 400 milyon Euro (445 milyon dolar). Bu da kişi başına yaklaşık 114 Euro (127 dolar) demek oluyor. ABD’de, sanat fonları büyük ölçüde yerel yönetimlere ve daha önemlisi özel sektöre bırakılıyor. Başkanın kültür politikası üzerindeki etkisinin az olduğu doğru; ancakdesteğin tamamen kesilecek olması konuyu farklı boyutlara taşıyor. Sanat dünyasından Trump’a tepki büyük.

‘KURTAR BİZİ İVANKA!’
Donald Trump’ın başkanlığa geldiği açılış gününde aralarında Meryl Streep’in de yer aldığı yüzlerce aktör, sanatçı, küratör ve eleştirmen grev yaptı. J-20 Art Strike (J-20 Sanat Grevi) adı altındaki protesto gösterisi Anti-Trump sloganları eşliğinde yapıldı. Trump’ın açıklamasına, aralarında New York’un Whitney Müzesi’nin de olduğu pek çok sanat kurumu da tepki gösterdi. Greve katılanların birçoğu geçtiğimiz ay da Ivanka Trump’ın Manhattan’daki evinin önünde toplanmıştı. Sanatçı, küratör ve galericilerden oluşan yaklaşık 500 kişi ‘Dear İvanka’ (Sevgili İvanka) adlı kampanya altında yönetimi protesto etmiş, Ivanka’ya babasına iletmesi üzerine şikâyetlerini dile getirmişlerdi. Eyleme destek veren sanatçılar arasında Cindy Sherman, Richard Serra ve Coco Fusco yanı sıra Hilton Als, Molly Nesbit ve Hal Foster gibi önemli isimler yer alıyor.

BEYAZ SARAY’DA SANAT ONDAN SORULACAK
Hal böyle olunca sanatçılar, Trump’ın sanat koleksiyonerliğiyle bilinen kızı Ivanka Trump’ı yönetimde sanat dünyasının sesi olmaya çağırıyor. Beyaz Saray yeniden dekore edilirken sarayın duvarlarını süsleyecek eserlerde Ivanka Trump’ın parmağının olacağı kesin, muhtemelen babasının resmî portrelerde çalışacağı sanatçıların seçiminde de... Ancak sanatçılar, Ivanka’nın Ulusal Sanat Teşviki konusunda da babasını ikna etmesini bekliyor.

IVANKA: ESERLERLE AŞK YAŞIYORUZ
2 milyondan fazla Instagram takipçisiyle Ivanka Trump’ın sosyal medyadaki paylaşımları her fırsatta çağdaş sanata olan ilgisini gözler önüne seriyor. Bir paylaşımda Ivanka Trump, Dan Colen’in ‘sakızlı’ tablosunun önünde poz veriyor. Başka bir paylaşımında Trump’ın oğlu, Nate Lowman’ın 2013’te New York Sotheby’s’den 665 bin dolara alınan “mermi deliği” serigrafisinin önünde piyano çalıyor. Harper’s Bazaar’da yayımlanan bir başka çekimde de Trump, Los Angeles’lı Alex Israel’in yaptığı bir eserin önünde yemek masasında oturuyor. Israel’in benzer bir tablosu Phillips New York’ta 2014’te 581 bin dolara satıldı.

Vogue’a göre, Trump’ın dairesinin koridorları, sokak fotoğrafçılığıyla tanınan Garry Winogrand’ın kadın fotoğrafları ile kaplı... En sevdiği sanatçılar arasında Cy Twombly, Wade Guyton ve Joe Bradley’i sayıyor ve Artsy’ye verdiği bir söyleşide “Biz eser satın almıyoruz” diyor, “Evimizde gördüğünüz eserlerle bilin ki yaşamak, yaşlanmak istiyoruz; onlarla aşk yaşıyoruz”.

O kelime unutulmadı
Donald Trump’ın sanata bakışı birçok kişi tarafından rahatsız edici bulunuyor. 1999’da inek gübresi içeren bir çalışma olan Meryem Ana tablosunu “Dejenere” olarak nitelendirmişti. Tarihi hatırlayanlar, bu kelimenin Adolf Hitler’in ideolojisine uymayan sanat eserleri için kullandığı terim olduğuna dikkat çekiyor.

Büyük hayal kırıklığı
The Art Newspaper’a göre 1994 ve 2010 yılları arasında Donald Trump, New York’taki sanat kurumlarına yaklaşık 500 bin dolar katkıda bulundu. Tahmini 10 milyar dolarlık net gayrimenkulü bulunan biri için gülünç bir rakam...

Trump’ın favorisi ‘sakızlı’ tablo
Dan Colen’a ait bu rengârenk tabloların yağlı boya ya da akrilik olduğunu sanmayın... Dan Colen’in en meşhur tabloları arasında gösterilen bu eser, çiğnenmiş sakızlardan tasarlanmış! Colen’in eserinin bir benzeri 2012’de Phillips New York’ta 580 bin dolara satılmıştı.