Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hafta sonu gittiğim kafede, müzik dinlemek için çıkardığım dizüstü bilgisayarımda Spotify’ı açıyorum. Ancak o da ne? Dinlemeye çalıştığım Arctic Monkeys’in ‘I Wanna Be Yours’ parçası, takılmaya başladı bile! Sebebi malum, yavaş internet bağlantısı. Wi-Fi, otelde, kafede, okulda, uçakta, gemide o kadar ağır ki, sinirlerimizi bozmaya yetiyor. Düşünün ki bir seyahat sonrası otel odasında kafanızı dağıtmak için takip ettiğiniz dizinin yeni bölümünü izleyeceksiniz ama nafile, bölüm ilerlemiyor. Bazı otellerde parayla satın alınan “hızlı internet” uygulamaları mevcut. Ancak bunun yaygın bir uygulama olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok yolumuz olduğu kesin. Zira dünyanın İçerik Dağıtım Ağı’nın devi sayılan Akamai’nin raporuna göre, dünyanın en hızlı internetine sahip ülkelerin başında, saniyede 28.6 Mb hızla Güney Kore geliyor. Onu takip eden diğer ülkeler ise zaten yaşam kalitesi her açıdan yüksek olan İsveç, Norveç, Hong Kong ve İsviçre. 149 ülkelik listede bizim yerimiz ise 7.6 Mb ile 75’inci sırada... Peki günlük yaşantımıza fazlasıyla yansıyan internet hızını ne belirliyor? Kimi evlerde internet öylesine hızlıyken, yeni açılmış bir kafede neden böylesine yavaş?

İnternet hızında fark yaratan temel etmenlerden biri, internet servisi için kullanılan kabloların cinsi. Ülkemizde fiber internet henüz yaygınlaşmadı ve hâlâ çoğu yerin interneti bakır kablolarla sağlanıyor. Fiber internet; internetin cam kablolarla iletilmesi anlamına geliyor ve saniyede 984 milyon fit iletkenlikteki ışık hızına tekabül ediyor. Yani çok hızlı. Bakır tellerle iletildiğinde ise saniyede 1125 fit iletkenlikle ses hızına tekabül ediyor. O da ortamın sıcaklık ve nem seviyesi idealse! Ama endişelenmeyin; hangisine sahip olursanız olun, evinizdeki internet muhtemelen uçakta parayla satın aldığınızdan daha hızlı! Öyle ki havada 1 saati için 50 lira kadar ücret ödediğiniz internet, büyük olasılıkla air-to-ground üzerine kurulu. Yani altyapısı, baz istasyonları! Kaldı ki sizinle birlikte yüzlerce internet bağımlısı ya da acil maillerini yetiştirmesi gereken beyaz yakalıların, internet kullandığını göz önünde bulundurursak; internetten medet ummak hayal kırıklığı doğurabilir.

ZETTABYTE ÇAĞINDAYIZ

Ancak uydu teknolojisiyle daha geniş bant aralığı sunarak Facebook bildirimlerinizi, daha hızlı şekilde görmenizi sağlamaya çalışan havayolları da var. Maalesef bu da pek işe yarayan bir çözüm değil, sadece öncekine göre biraz daha iyi. Bu arada belirtmekte fayda var; internet tüketimi öyle bir seviyeye gelmiş durumda ki artık megabyte, gigabyte değil “zettabyte” çağındayız. Zettabyte dediğimiz şey 1 milyar terabyte’a, diğer bir deyişle 1 trilyon gigabyte’a eşit. Bunun altyapı üzerinde oluşturduğu baskıyı tahmin edebilirsiniz. Gerçi hayal etmek bile olanaksız. Şu an aklınızdan geçen soru, “Gittiğim otel ya da oturduğum kafe hareket etmiyor o halde internet neden yavaş?” olabilir. Binanın yaşı ve iç kablolaması buralardaki internet hızını belirleyen unsurlardan bazıları. Bir diğer önemli etken ise internete bağlanan kişi sayısı. İşadamlarının mail trafiği, biz gazetecilerin araştırmaları ya da Instagram gezginlerinin fotoğraf paylaşma yarışı ve çalışan personeli de eklersek internetin yavaşlaması işten bile değil.

UYDU TEKNOLOJİSİYLE HIZA ULAŞMAK HAYAL DEĞİL

Peki istediğimiz zaman, istediğimiz yerde hızlı internet kullanmak hayal mi? Hayır, değil. Yeni uydu teknolojisi, ufak ufak havayolu firmalarında yaygınlaşıyor. Oteller ve kafeler de hızlı internetin, yeni nesil misafirler için ne kadar çekici olduğunu fark etmeye başladı. Instagram’a story koyarken, online olarak müzik dinlerken ecel terleri dökmeyeceğiniz günler yakın. Siz yine de bunlar gerçekleşene kadar internet servisindeki teknisyen çocuğa kızmayın yeter.