Boğaziçi Köprüsü deyince akla ilk ilerlemeyen trafik gelse de ışıklandırıldıktan sonra gerdanlığa benzeyen köprü şimdi yaya trafiğiyle gündemde. Daha yayalara açılmadan Karayolları 17. Bölge Müdürü Yakup Dost ile kıtaları yürüyerek geçtik. Sallantı ve rüzgár başınızı döndürebilir ama manzara her şeye değer 
 
Bir tarafınızda Beylerbeyi Sarayı, bütün koylar, Anadolu Hisarı ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, diğer yanınızda ise Kız Kulesi, Çırağan ve Dolmabahçe Sarayı, Rumeli Hisarı uzanıyor. Bu manzaraya sahip olan Boğaziçi Köprüsü tam 29 yıl aradan sonra yeniden yaya trafiğine açılıyor...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın geçen hafta Bayındırlık Bakanlığı’ndan Boğaziçi Köprüsü’nden yaya geçişlerine izin verilmesi için talepte bulunduklarını açıklamasının ardından köprünün güvenliğinden intiharların artacağına, trafiğin iyice çekilmez olacağından kenti dünyaya daha iyi tanıtacağına kadar bir dizi tartışma başladı. Hem bu konularda ne gibi önlemler alınacağını, yapılan çalışmaları hem de köprünün üzerinde yürümenin nasıl bir duygu olduğunu merak ettik ve Karayolları 17. Bölge Müdürü Yakup Dost’un kapısını çaldık. Dost ile birlikte köprünün üzerinde yürüdük...

BURADA DOĞAL KLİMA VAR

Köprüye çıktığınızda köprünün muhteşem manzarası, Kuzey Afrika sıcaklarına rağmen serin esen rüzgár ve hafif sallantısıyla insanın başını döndürüyor... Kentte hissedilen sıcaklık 50 derece iken köprünün üzerinde esen karayel ve temiz hava rehavetten kurtarıyor. Doğal klima! Kim bilir kışın nasıl esiyordur?

160 metre yüksekliğindeki köprüden aşağı baktığınızda zemin tek renk olduğu için çok yüksek olduğunu fark etmiyorsunuz. Bir de öyle bir manzara ki dalıp gidiyorsunuz, o kadar yüksekte olduğunuzu bile hissetmiyorsunuz. Ama yanınızdan birkaç otomobil arka arkaya hızla geçince, buna bir de rüzgár eklenince köprü öyle bir sallanıyor ki birden hülyadan uyanıyor insan. Çünkü zemin ayaklarınız altında salınıyor adeta. Hafif başınız dönüyor ama gözünüzü açtığınızda karşınızdaki manzara her şeyi unutturuyor.

KİMSE KORKMASIN GÜVENLİ

Karayolları 17. Bölge Müdürü Yakup Dost alışkın köprüye. Kaç kere yürüdüğünü hatırlamıyor bile. ‘Köprünün nasıl yapıldığını bildiğim için kesinlikle çok güvenli bir yapı olduğu konusunda garanti verebilirim. Kimse de korkmasın. Herkes bunun keyfini çıkarsın’ diyerek bizi rahatlatmaya çalışıyor. Bir anda gözümüzün önüne bir süre önce köprünün ışıklandırılması için çalışan High Works şirketinin 11 elemanı geliyor. O renk cümbüşünü yansıtan ampullere ve ne kadar daha yukarıda olduğuna baktığımızda sallantıyı, titremeyi unutuyoruz.

BİR YERE ULAŞTIRMAYACAK

Yakup Dost, 34 yaşındaki Boğaziçi Köprüsü’nün tam 280 bin metrekaresinin yeni boyandığını hatırlatıyor. Ardından 16 milyon renk değiştirebilen armatürlerle aydınlatıldığını ve geceleri görsel şölen yaşandığını söylüyor. Yaya trafiği için çalışmaların başladığını belirten Dost, turizm amaçlı köprüdeki yaya trafiği için hazırlanan planı şöyle anlatıyor:

‘Köprünün güney cephesinden yani Sarayburnu tarafından yürünecek. Çünkü İstanbul’un silueti oradan daha iyi görünüyor. Köprünün Ortaköy ve Beylerbeyi ayağında asansörler var. Bunlar 15’er kişilik. Ama biz bunlardan sadece Ortaköy ayağındakini kullanacağız. Çünkü orada turist otobüslerinin ve diğer araçların park edebilmesi için alan var. İnsanlar asansöre binmeden önce x-ray cihazlarından geçecek ve asansörlere öyle binecek. Köprünün üzerine çıkacaklar ve sonuna kadar yürüyecekler. Daha sonra aynı güzergáhtan geri dönecekler. Yani köprü sizi bir yere ulaştırmayacak. Çünkü bu turizm amaçlı açılıyor.

Asansörler zeminde olduğu için fiziksel engellerliler de rahatça köprüye çıkabilecek.’ Dost bunları anlatırken köprüde yürümeyi sürdürüyoruz. Yürüyüş parkuru uzunluğu 1074 metre olan köprüyü yaklaşık 1200 adımla 15 dakika kadar bir sürede geçebiliyorsunuz. Ama manzarayı seyretmeye dalarsanız daha hızlı sürüyor.

Yine proje kapsamında eni 2.5 metre ve asfalt olan yürüyüş parkuruna daha çok turist çekebilmek için köprünün üzerine bir de fotoğrafçı olacak. Bir ayağı Asya, diğer ayağı Avrupa’da olanlar için bu anı ölümsüzleştirecek. Dost, ‘Köprünün Ortaköy ayağında İstanbul ile ilgili hediyelik eşya satan dükkánlar da yapacağız. Tıpkı Paris’teki Eyfel Kulesi’nin altında olduğu gibi. Fotoğrafçı koymak dışında köprünün üzerinde restoran veya kafe gibi yerler açmayacağız. Çünkü trafik etkilenebilir’ diye konuşuyor.

Biz yürürken bile köprü üzerinde trafik sıkışıyor. Çünkü otomobiller frene basıyor ‘Kim intihar ediyor?’ dercesine kafalarını otomobilin penceresinden dışarı uzatanlar bizi izliyor. Bu duruma şahit olunca Yakup Dost’a köprü açıldığında yaşanacak karmaşayı soruyoruz; ‘Trafik keşmekeş olacak, güvenlik zafiyeti oluşacak ne yapacaksınız?’ Yakup Dost, ‘Önümüzdeki en büyük sorun trafik. Size şunu söyleyeyim aydınlatma yaparken dağcılar çalıştığında trafik inanılmaz sıkıştı. Çalışma tamamlandı, bu kez renk değişince insanlar ‘Ne oluyor’ diye frene basıyordu. Bizim için en önemlisi trafik güvenliği. Yani insanların dikkatini çekerek trafik kazasının olmaması ve trafiğin yavaşlamaması. Artık ışıklara alıştılar, bir süre sonra buna da alışacaklar’ yanıtını veriyor.

Ya köprünün herkesi açık olması nedeniyle intiharları artırması yönündeki endişe? Dost, ‘Atlayan şimdi de atlıyor. Köprüye geliyor taksiyi durduruyor ve atlıyor. Atlamaları artırır diye bir şey söz konusu değil’ diyor. O arada foto muhabir arkadaşım Adnan Gül, köprüden aşağı bakarak ‘Ne en büyük aşkım ne de milyarlarca borcum beni bu köprüden aşağı attıramaz’ diyor.

ESKİDEN GEÇİŞ 1 LİRAYDI

Köprünün yaya trafiğine açık olduğu dönemlerde 1 lira karşılığında karşıya geçiliyormuş. Ama şimdi durum farklı. Otomobillerin bile 3 YTL’ye geçtiği köprüde yürüyüşler biraz daha pahalı olacak. Dost bunun için henüz bir fiyat belirlemediklerini söylüyor. Tabii bir de geçiş her zaman olmayacak, kışın hava şartları müsaade ettiği takdirde köprüde yürüyüş yapılabilecek. Unutmayın ki 2004 yılındaki şiddetli kış mevsimi köprü halatlarından birinin plakasının kopmasına neden olmuştu. Plaka tamir edildi ama yakında yenisiyle değiştirilecek.

Köprüde yürüyüş için sloganlar da hazırlanıyor: ‘Asya’dan Avrupa’ya yürüyün’ ‘Kıtaları yürüyerek geçebilirsiniz’ gibi. Rivayet o ki köprünün tam ortasında dilek tuttuğunuzda gerçekleşiyormuş. Biz heyecandan unuttuk ama siz yürüdüğünüzde dilek tutmayı unutmayın...

‘Eyfel’den eksiği yok fazlası var’

Yakup Dost, köprünün ışıklandırılmasından önce dünyadaki pek çok köprü üzerine araştırma yaptıklarını belirterek, yurtdışında tarihi eserlerin çok iyi ambalajlandığını anlatıyor:

‘Yurtdışında her şeyi o kadar iyi ambalajlıyorlar ki bizim elimizde böyle bir şey var. Kıtaları bağlıyor, manzara müthiş daha ne olsun? Eyfel Kulesi’ni ışıklandırmışlar. Saat başı yanıp sönüyor. Renkli de değil, düz ışık. Herkes o düz ışığı görmek için heyecanla saat başını bekliyor. Biz de bekledik ama hiçbir şey yok... Biz köprüyü renkle bezedik. Bakın manzara muhteşem. Akşamları da köprünün görüntüsü çok güzel oldu.’

Günde 200 bin araç geçiyor

20’NCİ yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’un gelişmesi ve Avrupa-Asya arasındaki trafiğin artışı Boğaz’a köprü yapılmasını zorunlu hale getirdi. Bunun üzerine Boğaziçi Köprüsü’nün 1970 yılında yapımına başlandı. 29 Ekim 1973 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açıldı. Köprünün toplam uzunluğu 1560, iki kule arası uzunluğu ise 1073 metre. Köprünün ilk hizmete açıldığı yıl günlük ortalama araç geçişi 32 bin iken bu sayı 2007’de 200 bine çıktı. 1978’de Boğaziçi Köprüsü’ndeki yaya geçişleri yasaklandı. Dünyada halen San Francisco Golden Gate ile Londra ve Manhattan’daki birçok asma köprü yaya trafiğine açık.


Star / İnci Döndaş