Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması


Kentlerdeki yemek mekânları yazısı bu hafta biraz farklı. İlimiz Karabük ama biz bu ile bağlı Safranbolu İlçesi’ni işleyeceğiz daha çok. Bunun da nedeni, şu anda Karabük’ün nüfus bakımından daha büyük olmasına karşılık yemek kültürü, tarihi, turistik ve ticaret açısından geçmişten beri Safranbolu’nun öne çıkması. Zaten 1937’de demir çelik fabrikası kurulana kadar Karabük, Safranbolu’ya bağlı idi. Bir fabrika ile kaderi değişti. Önce ilçe oldu, sonra da il ve Safranbolu da bu ile bağlandı. Aradaki mesafe zaten 8 km. Geçmişten beri Karabük’ü kuranlar da, geliştirenler de, ticaretini elinde tutanlar da Safranbolulular. Kaldıkları yer Safranbolu, karınlarını doyurdukları yer yine bu ilçedeki lokanta ve restoranlar. Böyle olunca da Karabük’te lokanta restoran işi pek gelişmemiş. Biz bir yer bulduk ve bunu listemize ekledik.

EVİ, ÇİÇEĞİ, LOKUMU ÜNLÜ: Safranbolu’nun da kaderini değiştiren olay UNESCO tarafından 1994’te koruma altına alınması. Türkiye’nin tarihi evi ve binası en çok korunan yerlerinden biri. Konaklarıyla, evleriyle ünlü. Sadece konakları değil, aynı zamanda ilçeye adını veren safran çiçeği de sadece burada yetişiyor. Yemeklerde, eczacılıkta ve parfümeri de kullanılıyor. Belki safran çiçeğinin de etkisiyle Safranbolu’nun lokumları da meşhur.

KÜÇÜK TÜRKİYE ÖRNEĞİ: Bunların yanında Safranbolu’yu tarihi yapan, tarihini korutan en önemli özelliği ise tam bir kavşak noktasında bulunması. Karadeniz, İç Anadolu, Marmara ile Ege’nin yani dört bölgenin tam kesişme noktasında bulunuyor Safranbolu. İklimi de, bitki örtüsü de insanı da bu bölgelerin tam bir karışımından oluşuyor. Bu yönüyle de tam bir küçük Türkiye örneği veriyor.
Aynı durum mutfakta da söz konusu. Türkiye mutfağının turizmle kaynaşmış küçük bir örneğini burada görüyoruz. Et, hamur işleri, sarmalar, tencere yemekleri, pideler, az balık ve kahvehaneler. Et denince de öncelikle kavurma, kebap, kuyu kebabı, hamur işlerinin başında mantı, erişte, gözleme, yayım, baklava geliyor. Karadeniz pidesinin buradaki versiyonu bükme.
Safranbolu’da konaklama tesisleri aynı zamanda lokanta ve restoran işletmeciliğini ellerinde bulunduruyor. Kadıoğlu Şehzade Sofrası, İmren Lokum Restaurant, Zalifre Restaurant bunlardan.

Geçmişi 1661’e kadar giden Arasta Boncuk Kahvesi

Safranbolu’nun en önemli özelliğinden biri tarihi çarşılarının hâlâ yaşaması. Arasta Çarşısı da bunlar arasında. 1661 yılında kurulan çarşıda ayakkabı esnafının lonca merkezi yani yarı resmi mesleki birliğin lokali diye tanıyabileceğimiz bina bugün Arasta Boncuk Kahvesi olarak çalışıyor. Bina aynı bina. Mekân küçük ama bir o kadar da sıcak ve sevimli. Çay ve Türk kahvesi yanında yöreden toplanan meyve ve bitkilerden çaylar sunuluyor. Karadut şerbeti de her zaman var. Geleneksel kahve yanında bazı yöresel yemeklere de yer verilmiş. Burada tarhana çorbası, mantı, etli yaprak sarma, yayım, baklava ve börek de yenilebiliyor. Kahvenin sahibi Erbil Ünal kahveyi geleneklere uygun bir tarzda işletmeye özen gösterdiklerini, bunun için zaman zaman söyleşi ve halk müziği dinletilerine yer verdiklerini söyledi. Yörenin seçilmiş gençlerinden oluşan bir grup hafta sonları burada halk müziği konserleri veriyor.

SAFRANBOLU MEKÂNLARI:

Kadıoğlu 1995’te sektöre girmiş. Beş ayrı noktada Kadıoğlu Şehzade Sofrası var. Bizim verdiğimiz adres ilk ve tarihi merkeze en yakın olan, en otantik lokantaları. Burası içkisiz, ama ikinci lokanta içkili.

* İmren Lokumları 1947’den beri faaliyette. Son olarak aynı adla hem otel açmış hem de lokanta. Biz sarmısaklı dana kavurmayı, erişte, safranlı çömlek kebabını denedik. Gayet iyiydi. Tarihi mekân içinde, hem şömineli hem de bahçeli, yeni açılmış bir mekân. Konağın ön tarafında İmren Lokumları’nın satış yeri var.

* Kazanocağı yöresel yemek yapıyor ve 2003 yılında kurulmuş. 2001 krizi sonrası eşinin işlerinin zora girmesiyle ev hanımı olan Nebile Ağartan bu işe girmiş. Nebile Hanım “Evde nasıl yemek pişiriyorsam burada da aynısını yapıyorum. Tereyağı ve zeytinyağı kullanıyorum. Bu işi amatörce yapmaya da devam edeceğim. Kriz nedeniyle burayı açtık ama iyi ki açtık. Memnunum” diyor. Mekânın mantısı, elti yaprak sarması, uzun fasulye denilen kabuğundan çıkarılmadan yapılan tereyağlı fasulye güveci ve perohisi meşhur.

* Taşev ise tarihi bir mekânda şarap çeşitlerinin tadılabileceği, peynir çeşitlerinin yenilebileceği, makarna ve salataların yenilebileceği güzel bir mekân.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!