Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İKTİDAR:
Ne açılabiliyor ne kapanabiliyor.
Açtığı kapıları yüzüne gözüne bulaştırıyor. Attığı adımları yutuyor.
Sınırı açıyor, parti kapanıyor. Siyaset diyor, partiyi muhatap almıyor.
Dış sahadaki cevvaliyeti de “dünya düzenine meydan okuması” da iç sahada hikâye!
Ne demokratikleşmede ilerleyebiliyor, ne “terör”ün neden belli dönemde patladığını kavrayıp izah edebiliyor.
Ne sokaktaki çocukları koruyabiliyor, ne üniformalı çocukları.
Başbakan, istatistiklerle “terör azaldı” diye ispat peşinde. Gel de onca şehit çocuğa, ailelerine anlat bakalım.
Gel de çocuklarını öldürmeye, ölmeye vermekten kurtulamamış ailelere anlat
bakalım.
40 bin ölü elbette tek bu hükümetin sorumluluğu değil; şimdi konuşup duran nice sivil ve askeri kişi sorumluluklarını unutturamaz.
Ama 8 yıldır öldürülen her asker, ölü ele geçirilen her biri, bu hükümetin sorumluluğu.
Bir günde 23 ölü, 16 yaralı bu hükümetin utancı!

GENELKURMAY:
Bir yandan sınır ötesi uçup bomba atan, bilmem kaç kilometre ilerlediği söylenen ordunuz olup...
Bir yandan da içeride karakolunuz, birliğiniz bu kadar kolay basılıyorsa, “ciddi” komuta sorunu var demektir... Değil midir?
En üst makamlardan “Terör artacak” diye nasıl ilan edilebilir?
Bu istihbaratsa, tam sözün üstüne birliğin basılması, orada “11 şehit asker, 16 yaralı asker, 12 ölü terörist”li “muharebe bilançosu” nasıl izah edilir?
Gece yarısı, saat 02.00... Onca teknolojiye rağmen sürekli olarak pusuya düşüldüğü nasıl kabul edilebilir?

KÜRT SİYASİ HAREKETİ:
Dedikleri sürekli değişen, teoriden teoriye uçuşan, “devletin elinde” iken söylediğinden hiç kuşkulanılmayan, her lafı ayet sanılan birinin rehineliğinde hiçbir “siyasi hareket” ne siyaset yapabilir, ne hareket edebilir!
“Bağımsız vicdan ve aklı temsil eden” Burkay gibileri bile zihin dünyasından
tasfiye eden, biraz itirazı olan herkesi kazıyan bir “hareket”; şiddet ve ölüm mevkiinden hiç kıpırdayamaz.
Kendi rehine gibi olanların, kendi içinde demokratlığı dışlayanların genel demokrasi talebi daha baştan yaralı, hatta öyle ya, ölü kalır.
“Silah”ın neden bazı dönemlerde özellikle azdığı üstüne biraz akıl  yürütemeyen, hiç şüphesi olmayan, “ölü ele geçirilen 12 kişi”nin hesabını bile bölge halkına veremeyen, “40 bin ölüsü” birikmiş ülkede, bir günde “23 ölü daha”nın acısını yaşamayan bir hareket vicdanlı siyaset yapamaz.

GAZETECİLİK:
Yaptığımız “tek gözlü”, yamuk gözlüklü gazetecilikler; aklın, vicdanın, muhakeme ve hukukun, demokrasinin, hakkaniyetin artmasına; 40 bini artık azaltamayacağına göre, daha da çoğalmamasına hizmet etmiyor.
Kimimiz sadece “terör”den bahsedip tarih, insanlık, bölge sorgulamasından mahrum kaldıkça da...
Kimimiz sadece askerci, kimimiz sadece hükümetçi yandaşlığa yapıştıkça da...
Kimimiz hem hükümeti hem Genelkurmay’ı hesap vermeye davet etmedikçe de...
Kimimiz “demokrasi adına” devleti sorgularken, “örgütün şiddet, otorite tapınmacılığı” ile “bölgesel taşeron” halini sorgulayamadıkça da...
Kimimiz, farklı yönlerden de olsa, salt hamaset, ezber ile şiddete körükle gittikçe de...
Kimimiz ham hayallerle hakikatle bağ koparttıkça da...
Birçoğumuz, şiddet ve ölüm kucağında yaşamadan; bir karakoldaki ya da dağdaki bir gencin sayısız ölümünü normalleştiren ahkâm kestikçe de.
Bir günde 23 ölü hiç normal bir şey değil oysa...
Kimse, yuvarlak 40 bin rakamının isimlerini unutturduğu onca çocuğun çokluğuna sığınıp bu şehitleri, bu ölü ele geçirilenleri de o büyük sayının içine fırlatıp atamaz!
Not: Elbet en iyisi değil; ama medyada yüz verilmemiş onca Dipsiz Kuyu yazısının (şimdilik) katkı yaptığı sonuçlar: Askeri lise tazminatlarında indirim, kolayca ölen uzman çavuşların kolayca çöpe atılmaması, kimi askeri mahkeme düzenlemesi Meclis’te kabul edildi.

utalu@htgazete.com.tr

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!