Alıntı yapıyorsak sebebi var.

Türkeş’in oğlu, MHP Milletvekili Tuğrul Türkeş:

“Darbe darbedir. Yasal bir maddeye dayanması gerekmez.

Rahmetli babam TCK 146’ya 1 suçundan yargılanmıştı. Madde ‘HER KİM SİLAH ZORU İLE YÖNETİMİ DEĞİŞTİRMEYE TEŞEBBÜS EDERSE İDAMLA YARGILANIR’ der.

Biri darbe girişiminde bulunursa Anayasal suç işlemiş olur. Başarılı olursa cunta lideri olur.”

 

***

 

Bence gayet iyi özet.

12 Eylül 1980, 28 Şubat, 27 Nisan, referandum, Balyoz, 35. Madde tartışmaları üstüne öz-deyiş!

Söyleyen, değerini ayrıca arttırıyor.

Böyle yorumlamak için  sadece kör olmamak yetiyor; sağda solda olmak ayrı konu.

 

***

 

İşte Kılıçdaroğlu onca hengame arasında iki somut çıkış yaptı:

  1. Darbeye karşıysan, 27 Nisan’da mağdursan, o Genelkurmay Başkanı’na zırhlı araba niye verdin?

Söylemek istediği şu: Niye hesap sormuyorsun? Ve çok haklı.

  1. Gelin TSK İç Hizmet Kanunu 35’in maddeyi, darbe gerekçesi ‘Koruma, kollama’yı kaldıralım.

Bunda da haklı. Onca hükümetin onca yıl yapmadığı şey ama olsun; işte muhalefet gündeme getiriyor, Meclis Başkanı tamam diyor, iktidar da kabul ediyor.

Hadi, hemen o zaman!

 

***

 

Türkeş’in dile getirdiği maddelerle epey insan asıldı, epey de mahkum oldu.

Ellerinde bazen silah olsa bile silahlı bir kuvvet olmayanlar. Hiç silahı olmayanlar bile.

Bizzat “askeri darbe yönetimi” ile CHP ve çiçeği burnunda AP, hem de daha siyasi idamların ipi sıcak iken, aynı suçlamayla subay idam ettirdiler.

“Başarılı darbe yapıp cunta lideri olanlar” ile darbenin silahla ilga ettiği Meclis, “başarısızlar”ı, “Yönetimi silah zoru ile değiştirmek”ten astı.

 

***

 

Onca general ve subayın “Balyoz”dan yakalanması gündeme gelirken…

Anamuhalefet ve iktidarın “Darbelere karşı 35’e darbe” yiğitliği ortadayken, karambolde ne oldu, duydunuz mu?

Yönetiminde muvazzaf generaller de bulunan OYAK, “kamusal ayrıcalıkları” nedeniyle ihalelerde diğer kamu kurumlarının hizasına çekilmek istenmiş, iş mahkemelik olmuş…

Ama OYAK lobisi, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, derken iktidar ve muhalefet milletvekilleri seferber olmuş, “askeri holding”in, “serbest piyasanın imtiyazlı büyük sermayesi”nin, “kapitalist ekonominin militer dev grubu”nun imtiyazları TBMM’de son sürat kurtarıldı.

 

***

 

Birer “fanatik taraftar” olarak hakkı, hukuku, hakikati teslim etmek kolay olmuyor.

Kendini toplum üstünde gören, elindeki silah gücünü ister niyet, ister tıynet, ister teşebbüs, ister “eksik teşebbüs”le imtiyaz gören ve darbe yapamasa da hazırlamak isteyenlerin yargılanması neden mümkün olmasın!

Ama görüyorsunuz, “imtiyaz” bir değil.

Silah sadece darbe yolunu değil, piyasa yolunu bile açabiliyor.

Kaldı ki, şu da var:

Adalet; adil ve hızlı yargı ile de mükellef.

Bu açıdan, Ergenekon, tutuklulukları artık ciddi mahkumiyete dönüşmüş onca kişiyle, iddianameden öte, “kötü, eksik, nakıs adalet” haline gelmiş durumda.

Belki çok daha “ciddi iş” olan Balyoz ise, “al, bırak, tekrar al” gelgitleriyle, “yakalama emri”nden dört ay sonraya duruşma veren çarkıyla usulden sakatlanıyor en başta.

Oysa, bir sürü darbe, onca cinayet, katliam, komplo, darbe provokasyonu ile kuşak kuşak yaşamış ülkede böyle davaların çok sağlam, çok hızlı, çok adil yürüyüp sonuca varması gerekirdi.

 

***

 

Genelkurmay açıklamasındaki “masumiyet karinesi”ni ise saygıyla karşıladım.

Eminim, “yargısız oda hapisleri”nde de artık aynı hakkaniyete sahip olurlar!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!