Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Türkiye'deki "yerleşik düzenin" son dönemde en çok rahatsız olduğu isim MİT Müsteşarı Hakan Fidan! Nedeni de çok açık! Birileri asla kabullenemedi; nasıl olurda "yerleşik sistem içinde palazlandırılmayan biri", MİT'in başına geçti! O koltuk çok önemliydi ve "oraya mutlaka ama mutlaka yerli-yabancı odakların ulaşabileceği", yurtdışında "dışişlerinde görev yapmış" veya yabancı askeri akademilerde okumuş bir isim atanmalıydı... Ama olmadı, o koltuğa "yıllarca dışlanan bir sınıfta görev yapmış" ama yılmadan kendini yetiştirip "sistemin adaletsizliğinden ortaya çıkan bütün unsurları kişisel çabalarıyla" tersine çevirmiş bir isim atandı!
Sevgili dostlar, ana başlığın detayına gelmeden bir noktanın altını çizmek istiyorum: Basının bir bölümünün kara propagandasına asla hedef olmayın ve Hakan Fidan'ın muhteşem kişisel başarı öyküsünü mutlaka inceleyin...
Bu tespitler sonrası gelelim; "rahatsız olanların" Fidan'a saldırmak için ortaya koyduklarına... Son dönemde Avrupa'da yerleşik bazı gazetelerde "son derece insafsız" bazı iddialar ortaya atılıyor ve Türkiye'de bazı "karanlık odaklar da" bunları içeride yaymaya çalışıyorlar... Aslında iddialar çok komik ve biraz detaylı bakınca "hangi kaynaklardan" servis edildiğini de anlamak zor değil... Şimdi sıkı durun, bakın neler oluyormuş: "Türkiye, İran ile Hizbullah arasında yeni silah köprüsü kuruyormuş ve süreç Hakan Fidan tarafından yönetiliyormuş"! Daha birçok "komik" ve "abartılı" detay var ama saçmalığı algılamak için bu kadar bile yeterli...
Uzun lafın kısası; bu ülkede "yerleşiklere" alet olmaz, "seçkinler arasından çıkmaz veya onlara hizmet etmez", bazı ülkelerin "Ortadoğu politikalarına baştan biat etmezseniz"; kaderiniz hep aynıdır, nerede olursanız olun karalanırsınız!
Sonuç: Türk halkı gözünü açmalı ve gerçekten milli menfaatlerine hizmet eden "herkese" hangi meslekten olursa olsun "herkese" sahip çıkmalı... Yerleşiklerin oyunlarına dikkat!

Bu ülkede 'varlıklı olmak' suç olmaktan çıkmalı!

Siyasetin içine düştüğü "kısır tartışmadan" yola çıkarak özel bir soru sorayım: "Havuzlu villada oturmak" suç mu?
Sevgili dostlarım, Kılıçdaroğlu başlattı, tartışma "bozularak" devam etti... Kim başlatırsa başlatsın; bu ülkede "sahip olmak" suçlu olmakla "özdeşleştirilmiş" durumda! Ne kadar "varlıklıysan, o kadar suçlusun"! Bir not düşeyim; bu ülkeyi soyan birkaç aile yüzünden, TMSF'nin çabalarına rağmen vatandaş hâlâ "onların borcunu" ödüyor, olaya bu açıdan bakınca söylenecek çok şey var ama bu ülkede "alın teriyle kazanıp, zengin olanların sayısı onlara göre çok fazla"!
Sermaye düşmanlığı "yüzyıllar öncesinde" kaldı beyler, hanımefendiler... Türkiye artık "1 trilyon TL" büyüklüğünde bir ülke ve günden güne de büyümeye devam ediyor... Bu ülkede artık "rahat yaşamak, sahip olmak" suç olmaktan çıkmalı tam tersine herkesin hedefinde "büyüyen Türkiye'den pay almak" olmalı...
Sevgili dostlar, siyasetçilere özellikle "şusu var, busu da var" propagandası yapanlara bir tavsiyem olacak; "neyi nasıl bozacağınızı değil, nasıl daha ileriye götürüp, artan varlığı nasıl paylaşacağımızı" anlatın! Yoksa "klasik kabız sol" söylemden kurtulup, "Büyük Türkiye'nin bir parçası" olamazsınız... Sadece bir dost tespiti, dost acı söyler!
Not: Türkiye "tarihin sarkacının" altında ve bu dönemde atılacak adımlar Türk halkının kaderini değiştirecek... Gerçekten "ehil olan" havuzlu villası var suçlamasını bırakır, herkesin "havuzlu villalarda oturabileceği" bir Türkiye'yi nasıl yaratacak onu anlatır! Türkiye bunu yapabileceği bir döneme girdi, girdi ama anlayana!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!