Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

(Rica: Okursanız… “Sistemin devleti, hükümeti” bağlantısıyla; olan biten nice şeyi “kaza, arıza” saymadan okursanız, tüm Dipsiz Kuyu’ların ana fikri gibi; bu da meramını belki daha iyi anlatır!)

***

Cennet ülkenin kadim teması “Birlik, beraberlik, bütünlük”. 3B’yi ezbere biliyoruz.
Şu anda kastım, 3B gölgesinde kışkırtılmış, azmış siyasi, etnik, mezhep gibi vahim fay hatları değil.
Daha gündelik, daha pratik bir hal.
“3B”
ülkesinde, yönetenlerin, devletin, devletten sorumlu sivil ve askerlerin iyi bir numarası “herkesi birbirine düşürüp” sevk ve idare olmuş sanki.

***

Formül şöyle:
Hep birlikte altta olanlar, birlikte az veya çok hırpalananlar birbirine vuruluyor!
Memur işçiye, işçi emeklisi memur emeklisine, asker emeklisi polise, çiftçi memura; “kıt kaynakların kalabalık ama zayıf kitleleri” bir ötekine tokuşturuluyor.
Hatta aynı meslekteki, aynı yerdeki bile önce birbirine, ezeli rakip ne kelime, ebedi düşman ediliyor.
Onlar da, sağ olsunlar; sistemi sorgulamaktan ziyade; birbirini didikliyor, birbirini dişliyor.

***

Misal öğretmenler!
“Sistemli bölen devlet politikaları”
nın şimdiki icracısı AKP hükümeti marifetiyle “paramparça”.
Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, KPSS esiri, KPSS gazisi, KPSS işsizi, memur kadrosundan atama bekleyeni…

Sistem şöyle işliyor (İstisnai insanlar, insanlıklar hariç!):
Kadrolular, hele yöneticiyse, sözleşmeliyi, ücretliyi “Devlet ve hükümet adına” köle veya rehine olarak sevk ve idareden sorumlu.
Onlar da iki dudak arası işsiz kalma korkusuyla; bir kadro umuduyla, sicil esaretiyle, belki aç kalmamak için boyun eğiyor.
200 bin kadar işsiz öğretmeni zulaya atmış sistem “emme basma” öğütüyor, tüketiyor.
Bir şekilde memur olmuş ve öncelikli “kurumlar arası atama” bekleyen öğretmenler de, sözde kendilerine ayrılmış (ama adamıma kullanılan) kontenjan umuduyla bekliyor. Devlet oyalıyor, yıllar oyuyor. KPSS yüzünden atamalar durunca da ötekilere kızabiliyorlar; ötekilerin de onların sözde önceliğine bozulması gibi.
Hükümet ise, atamadan ziyade; ücretli, sözleşmeli, güvencesiz köleleri mevsimlik işçi gibi çalıştırıp “milli eğitim” yapıyor.
“Milli takımlar”
peşinde mutluluk arayan milletin “milli” eğitimi biraz böyle işte!
Çocukların emanet edildiği “sistemin eğitim sistemi”!

***

Sistemli sır şu:
Herkesin bir umudu olacak ve o umut çalınacak.
Sonra siz, yılları tüketerek, umudun tekrar doğması umuduyla bekleyeceksiniz.

Bazen, hani “bedelli askerlik, 40 yaşa af”ta olduğu gibi, baloncular geliyor.
Sonra balonlar patlıyor; on binler kırık, dökük; balonu kaçmış, patlamış, çalınmış çocuk; yılgın, bıkkın veya öfkeli, en kötüsü birbirine nefretle, enkaza dönüşüyor.
Ve bu enkaz altında çağdaş medeniyet yolunda…
Fikri hür, vicdanı hür nesiller… Övünüyor, çalışıyor, güveniyor!

Dörtyol: Hakikat kavşağı

Dörtyol’da 4 polisin öldürülmesi meselesi aydınlanırsa, milletin bazı hakikatlere gözünü kapatmış bir kesiminde bile, nihai körleşme istemeyen de uyanır belki.
“Milliyetçi istihbarat elemanı”; jandarma istihbaratçılar; otomobil, teröristler, sahte ihbar, kışkırtma, yakma, yıkma…

Dörtyol’da hakikat yönüne saparsanız; nisanları, şubatları, eylülleri, martları 27, 28, 12, bi daha 12 diye geçer, Susurluk tarikiyle Çorum, Maraş’a, hatta daha öncelere, yurdun dört yanına ulaşırsınız!
Mesele önce sistemi kavramak!
Organize karanlığa karşı organize aydınlık!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!