Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tarihin Arka Odası'nda, önceki gece Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nu ağırladık.
Programı seyretmemiş olanlar için kısaca yazayım: İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu inşaat mühendisi olan Bakan Bey, daha sonra İstanbul Üniversitesi'nin tarih bölümünü bitirmişti. İki ayrı meslek sahibi olunca İstanbul'un su tarihinden bugünkü su politikalarına kadar konuştuk ve söz Allianoi tartışmalarına kadar geldi.
Veysel Hoca, yayında Allianoi tartışmalarının ne zaman ve nasıl başladığından sözetti. Meselenin temelini teşkil eden bir olayı anlattı ve programdan sonra bu olayın ayrıntılarını konuştuk.
Allianoi'de uzun zamandır olup biten herşeyin, tartışmaların ve yaygaraların temelinde, şimdi anlatacağım işte bu mesele yatıyordu...
1990'lı senelerde, Bergama'nın yakınlarında bir barajın yapımına karar verilir: Yortanlı Barajı'nın inşasına...
Bölgede, Osmanlı zamanında ismi "Paşa Ilıcası" olan bir kaplıca vardır. İnşaatın başlamasından hemen sonra, su altında kalacak olan arazide bazı tarihî kalıntılar çıkar. Barajı yaptıran Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, kalıntıların ne olduğunun anlaşılması için o zamanın Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu'na başvurur. Arkeologlar çalışmaya başlarlar, başka bazı kalıntılar ile kanatlı bir de Venüs heykeli bulurlar.

SEZER'E DE GİTMİŞLER
Kazıların masrafını Devlet Su İşleri üstlenmiştir ama kazılan yerin antik çağlardaki ismi bilinmemektedir. Zira herhangi bir kitabe bulunmamıştır ve bölgenin adı o zamana kadar "Paşa Ilıcası"dır.
Barajın inşaatı da bu arada devam etmekte, kazının masraflarının tamamını Devlet Su İşleri ödemektedir. Ödeme hâlâ yapılmaktadır ve şimdiye kadar harcanan meblâğ, nakdî ve aynî kalemlerden tam 8.5 milyon liradır, yani eski para ile 8.5 trilyon lira!
Barajın inşaatı 2000'lerin başında bitmek üzere iken, DSİ, arkeologlara Yortanlı'nın faaliyete geçme zamanının geldiğini, kazıların artık tamamlanması gerektiğini söyler...
Olan işte bundan sonra olur, ortalığa bir "Allianoi" teranesi yayılır. Kazıyı yapan ekip, asırlarca "Paşa Ilıcası" denen yerin aslında "Allianoi" olduğunu söylemekte, sivil toplum kuruluşları kıyametleri kopartmaktadır...
Tekrar söyleyeyim: DSİ'nin "Barajı faaliyete geçireceğiz, kazıların artık tamamlanması lâzım" demesine kadar, sözkonusu yerin "Allianoi" olduğu telâffuz edilmemiştir! Ortada kitabe yahut bir başka yazılı taş veya belge yoktur.
Bazı arkeologlar, zamanın cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e gider ve kazıların durdurulmasının önüne geçmesini isterler. Sezer, ödenen meblâğı ve "Allianoi" isminin macerasını öğrenince talebin gerisinde ne yattığını anlayıp devreye girmez.
Çevre Bakanlığı, şimdi YÖK vasıtası ile sözkonusu 8.5 milyon liranın nerelere harcandığının dökümünü istiyor. Çiftçi "Kuraklıktan mahvolduk, bize su lâzım" diyor, kazı alanını mekân edinen sakallı ve tişörtlü entelektüellerimiz ise "Allianoi yokolmasın" diye haykırıyor.

SİMKEŞHANE'DEKİ GİBİ
Bilmem dikkatinizi çekti mi? Bayezid'den Lâleli'ye uzanan caddenin meydana bakan kısmında birkaç kırık sütun ve bazı taşlar vardır...
Adnan Menderes'in meşhur imar projesi sırasında, İstanbul'un fetih sonrasındaki ilk yapılarından olan ve orada bulunan iki adet Simkeşhane binasının yıkımına karar verilmiştir. Binaların biri yıkılmış ama altından Roma yahut Bizans kalıntıları çıkınca mekân kıymete binmiş, proje değişmiş ve Fatih zamanından kalan diğer bina da bu kalıntılar sayesinde kurtulmuştur!
Şimdi, Allianoi'da da aynı hadise yaşanmaktadır, Paşa Ilıcası "tukaka" ama hayâlî bir şehir "cici"dir ve yaygaranın temelinde yatan da, DSİ'den artık oluk gibi akan paranın kesilecek olmasıdır!
Aman unutmayın: Kazıya şimdiye kadar harcanan para tam 8.5 trilyon liradır ve ortada mekânın Allianoi olduğunu gösterecek tek bir kanıt bile yoktur.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!