Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

■ Manastır

Buraya 1896'da, 15 yaşında gelmiş; 7348 apolet numarası ile kaydolmuş.
Sözünü ettiğim yer bugün Makedonya'nın Manastır kentindeki Askeri İdadisi, yani lisesi...
Makedonya ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nin ortak düzenlediği "Atatürk'ü anma toplantısı" için buradayız.
Manastır'a gelirken Mustafa Kemal'in medya ile ilişkisini araştırdım.

TELGRAF TELLERİ İLE
Hemen belirtmeliyim ki diğer alanlardan farklı değildi; medya alanında da gerçek bir ilericiydi...
Daha milli mücadeleye yeni başladığı Sivas Kongresi sırasında kendisini ziyaret eden Amerikalı gazeteci D.A. Rustow'un yazdıkları da bunu göstermeye yetiyor...
Rustow, aynen şöyle diyor bir yazısında:
"Ömrümde daha etkili bir haberleşme şebekesi görmedim. Yarım saat zarfında Erzurum, Erzincan, Musul, Diyarbakır, Trabzon, Ankara, Malatya, Harput, Konya, Bursa haberleşme halinde idi."
Uç yıl sonra 1922'de bir gazetecinin "Savaşı nasıl kazandınız?..." sorusuna Mustafa Kemal'in şu yanıtı da Sivas'ta Rustow'un karşılaştığını teyit ediyor:
"Telgraf telleri ile... "
Aslında daha milli mücadelenin başlangıcında Sivas Kongresi sırasında 4 Eylül 1919'da kurdurduğu İrade-i Milliye, sonrasında 10 Ocak 1920'de Hakimiyet-i Milliye ve Cumhuriyet'i ilanından hemen önce 6 Nisan 1920'de de Anadolu Ajansı'nı kurması bunun en iyi göstergesi.
Ancak bu noktada da durmuyor; Cumhuriyet'i ilan ettikten sonra da devam ediyor.
6 Mayıs 1927'de İstanbul, 18 Kasım 1927'de de Ankara Radyosu'nun kurulmasına öncülük ediyor.

MİLLETİN MÜŞTEREK SESİ
Mustafa Kemal'i anlamak için milli mücadelenin hemen öncesi ve sonrasında söylediği şu sözleri de medyaya bakış açısından o gün ile bugünü daha iyi ortaya koyuyor.
- "Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, hülasa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir." (1922)
- "Gazeteciler kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vâkıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır." (1923)
- "Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir." (1924)

TAHAKKÜM VE NÜFUZ
- "Özel maksatla neşriyat yapan bazı gazetelerin, halkın ekseriyeti üzerinde yaptığı tesir, her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir." (1924)
- "Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlakıyla donanmış basınını yine ancak Cumhuriyet'in kendisi yetiştirir." (1925)
- "Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır." (1929)
Ve en önemli bir başka cümlesi:
"Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz." (1923)
O gün bunu söylemek cesaret isterdi; hatta bugün bile...
O'nu liseye başladığı bu mekânda rahmetle anıyorum...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!