Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çok normal.

İki “eylem” birbirine karıştı.

Bir güce, bir iktidar odağına, ister terbiyeli, ister yumurta ile terbiyelenmiş “protesto” veya bir coplu, silahlı, gazlı güce karşı meşru direniş başka şey…

Herhangi bir iktidar veya güç olmayan, kendi başına, sadece konuşan, yazan; saldırmayan, ezmeyen, sadece “bizimkinden farklı fikirler” ifade edene, o korumasız tek başınalığında saldırı, tehdit, linç girişimi bambaşka.

İkisini de “aynı çocuklar” yapıyorsa, epey şaşırmışlar!

Tavsiyem, biraz “Adbusters” gibi; sisteme, iktidarlara, güçlere şiddetli muhalefet ile insanları fikirlerinden, kökenlerinden ötürü aşağılama, ezme, hırpalama, tehdit arasındaki farkın kitabını yazan dergiler!

 

***

 

Bir iktidar veya güç karşısında direnirken, mücadele ederken, protestoda bulunurken, yumurta atarken “muhalif” olursunuz…

Ama bir kalabalık oluşturup güzsüz bir insanı sokakta ya da salonda kıstırıp saldırdığınızda “iktidar” olursunuz!

Bakanı, başbakanı, polisi, (yapabiliyorsanız askeri), devleti, büyük bir şirketi, ister bir devlet ister IMF olsun büyük bir uluslararası gücü ve temsilcilerini (şiddetle bile) protesto ederken muhalif olursunuz…

Roni Margulies gibi, sadece yazı veya sözle tartışan, farklı düşünen, size (ya da bize) farklı eleştiriler yapan birine, bir kitle veya kütle marifetiyle saldırdığınızda, “Ezen, kıstıran, tehdit eden, linç eden” olursunuz.

Herhangi bir iktidarın sizi susturma girişimine karşı koyarken nasıl demokrat oluyor ve demokrasi talep ediyorsanız…

Kendinizce bir iktidar, bir güç olup başkasını ezerek susturmaya giriştiğinizde de, işte o zaman “faşizan” olabiliyorsunuz.

Poliste simgeleşen iktidar gücünün, hamile gence tekme tokat saldırıp bebeğini düşürmesi nasıl vahşiyse…

Bir gün, bir an, korumasız bir insana karşı, kalabalığınız ve kabalığınızda çoğalan vahşi öfkenin, onun fikirlerini düşürmeye girişmesi de vahim!

 

***

 

Çünkü, kardeş…

Birileri sizi hedef aldığında nasıl birimiz hepiniz için olmalıysak…

Siz birisini hedef aldığınızda da hepimiz o birisi için olmalı.

Demokrasiyi, özgürlüğü, cumhuriyeti falan filanı boş verin.

İnsanlık, mertlik budur!

Dinleyen olursa, bir daha söyleyeyim…

Her sertlik, mertlik değildir!

 

***

 

Lakin sorun hep şu:

Demokrasi arayan demokrat olamıyor…

Cumhuriyetçiyim diyen cumhuriyetçi çıkmıyor…

Özgürlük talep eden özgürlük sevmiyor…

Hukuk arayan başkasına hak bilmiyor!

Yoksa…

Çetin Doğan; hukuk ve hak aradığı bir duruşmaya girerken, ayakkabılarını, emekli paşası önünde bile hala ezilen iki büklüm (asker) korumasına sildirmezdi…

Yoksa…

Demokratikleşme, ifade özgürlüğü, hak, hukuk diye bağıranlar; artık silahların susmasını istedi diye Orhan Miroğlu’nu hepten susturmakla tehdit etmezdi!

 

***

 

Bir daha söyleyeyim:

Her yumurta, yumurta değildir!

Bir iktidara, bir güce karşı fırlatılan yumurta; güçsüzün protesto silahı, ayakkabısıdır; yüreğidir, acısıdır, öfkesidir, bastırılmış sesidir, çığlığıdır belki…

Bir güçsüze, bir yalnıza karşı linçe çeyreği kalmış kalabalığın attığı yumurtalar ise; kuvvetli bir kitlenin, o insanın beynine, kalbine, apış arasına inen copudur, tekmesidir!

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!