Silah yasa tasarısı şöyle bir hafta tartışıldı ve rafa kalktı gibi. Ama, "Neden silahlanıyoruz?" sorusu rafa kalkmadı. Bir ABD raporuna göre özgürlüklerin geniş, refahın bol, yolsuzluğun ise az olduğu ülkelerde bireysel silahlanma çok yüksek. Yanlış anlaşılmasın; "Silah varsa özgürlük ve refah da vardır" anlamına gelmiyor.
Bireysel silahlanma ile özgürlüklerin alakası var mıdır? Amerika'nın kurucu babalarına ve sonraki kuşak siyasetçilerine göre hem de nasıl vardır; Avrupa hükümetleri vatandaşına güvenmediği için silahlanma hakkı tanımazken, Amerikan Anayasası, bireyin silahlanma hakkını güvence altına almıştır. Bireyin silahlı olması, keyfi yönetimlere karşı bir özgürlük teminatıdır.
Bu Amerikan görüşü. Görüşlerine de öyle sadıklar ki, bugün memlekette 10 kişiden 9'u silahlı. Dünyanın en silah yoğun ülkesi. BM'ye göre ise durum tam tersidir. Bireysel silahlanma, şiddeti, örgütlü suçu ve terörizmi artırır. İç savaşlar çıkar, insanlar acı çeker, kalkınma durur. O toplumlar refahtan iyice uzaklaşır. Peki hangisi doğru?
ABD merkezli Social Science Research Network, hangisinin doğru olduğunu bulmak için bir araştırma yapmış. Small Arms Survey Enstitüsü verilerine göre ruhsatlı silah kayıtları bulunan, Türkiye dahil 59 ülkenin özgürlük, refah ve şeffaflık kriterlerini alarak bağlantı kurmaya çalışmış. Bu kriterler için Özgürlük Evi, Uluslararası Şeffaflık Örgütü, Heritage Vakfı ve Dünya Bankası verileri temel alınmış.
Şöyle bir sonuç çıkmış: Ne kadar çok silah, o kadar az yolsuzluk, o kadar çok ekonomik özgürlük ve ekonomik başarı. Ancak bu tablo, neden-sonuç ilişkilerini veren bir istatistik değil. Yani, "Bireysel silahlanma, özgürlük ve refahın nedeni ya da sonucudur" demek mümkün değil. Ama durum tespiti yapmak mümkün:
• Özgürlük silahlandırır - abd örneği, ekonomik özgürlükle gelen refahın bireysel silahlanmayı artırdığını gösteriyor. Parayı bulan her tüketim malını olduğu gibi gidip silahı da alıyor. Son 50 yıl içinde kişi başına düşen silah miktarı yüzde 158 artıyor. Refahın yüksek, yolsuzluğun az olduğu ülkelerde silahlanma yüksek. Mesela Almanya'nın silah yasası gayet sıkı ama, en silahlı ülkeler arasında 11'inci. Siyasi ve sivil özgürlüklerin geniş olduğu Kanada ve Norveç de bu katagoride.
• Silah özgürleştirir - Bazı devrimler ve bağımsızlık savaşlarının başarısı da evlerdeki silahlara bağlı. Amerikalılar İngilizler'den, İrlandalılar yine İngilizlerden, İsviçre Avusturya İmparatorluğu'ndan ve Nazilerden bireysel silahlanma sayesinde kurtuldu. Yunanlılar da Osmanlı'dan. Bu şekilde bağımsızlığını kazanan uluslar, eski alışkanlıkla bireysel silahlanmaya devam etti. Örnek; İsviçre. Her 100 kişiden 46'sı silahlı. Ateşli silahlar yerel ölçekte özgürlüğü korumaya da yaradı. Amerika'da yurttaş hakları savunucuları Ku Klux Klan'dan böyle korundu.
• Özgürlük silahsızlandırır - Hollanda demokratik özgürlük ve şeffaflık ortamında silah bırakan bir ülke. Bireysel silahlanmanın azalması, yasaların gücüne duyulan güvenden kaynaklanıyor olabilir. Japonya'da da bireysel silahlanma düşük. Buna karşılık siyasi, sivil, ekonomik özgürlükler geniş, yolsuzluk az.
• Silah özgürlüğü kısıtlar - Kongo'dan Ortadoğu ve Güney Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada ise silahlanma böyle bir faktör olarak ortaya çıkar.
Peki bunların hangileri arasında neden-sonuç ilişkisi var? Uluslararası ateşli silah uzmanlarına göre sadece son ikisinde. Bireysel silahlanmanın tamamen yasaklanmasını savunanlara göre de 'özgürlük-silah' ilişkisi daima negatif.
Yemen'i alın. Her 100 kişiden 61'i silahlı. Kayıtdışı hariç. Suudi Arabistan ve Angola'da silah yoğun. Hangisinde demokratik özgürlük var?
Türkiye'de her 100 kişiden 13'ü ruhsatlı silah taşıyor. Araştırmada şu dört kategoriden hiçbirine oturtulmamış. Öyle ortada kalmış. Özgürlük ve refahtan silahlanıyor olsa ne fark eder; Umut Vakfı'na göre yılda 3 bin kişi ateşli silahlarla öldürülüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!