Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ah bu büyükler! Düşene el uzatmak yerine bir tekme de…

İçişleri Bakanı, polis tekmesiyle “sürüklenen öğrenciler”in “artistlik yaptığını” keşfetmiş!

Öyle. Memlekette işkencehaneler film stüdyosu, askılar, kablolar, tene basılan izmaritler dekor, çığlıklar efekt, “içeride” ölenler figüran, kaybolanlar hep hayaletti!

Öyle yapmasın. Düşen, gençse de el uzatsın; polisse de.

Polis şiddetinin değil; polisin maruz kaldığı hayat şiddetinin bakanı olsun mesela!

İçinde hem polis hem genç olan bir hikâye anlatayım:

 

***

 

Önceki akşam İstiklal Caddesi’nde üniformalı bir polis “Merhaba” dedi, “Ben İsa Altun.”

Hatırladım. Oğlunu, acısını, çaresizliğini yazmıştı; cevaplamıştım. Elindeki torbayı açtı. Evladına dair raporlar. Aylardır sarıldığı kağıtlar.

23 yıllık polisim. Oğlum Musa Burak. Evimizin tek evladı. 17 madalyalı yüzücüydü. Hedefi milli takımdı. 28 Ocak 2009’da Antalya’da ana yolda motosikletle eve giderken tali yoldan aniden çıkan Hâkim Mustafa Bilici yönetimindeki oto çarpana kadar.

Raporlar kusurun tamamının Hâkim’e ait olduğunu gösterdi. Oğlum 67 gün komada kaldı. 6 ay sonra taburcu edildi. Artık yüzde 90 bedensel engelli, yüzde 100 iş göremez! Su içmek dâhil, ihtiyaçlarında yardım almak zorunda.

Göğüsten aşağısında his yok. Sıcak, soğuk hissetmiyor. İdrarda sonda gerek. Metabolizma çalışsın diye cihaz; yatak yarası olmasın diye özel masaj yatağı aldık. Ayak ve karın kasları için aletler. Ömür boyu ilaçlar. Fizik tedavi uzmanı günlük 70 TL. Alt bezi, eldiven, ilaç farkları…

Hayata döndükten sonra hayata tutunmak için havuzlara döndü. Emrah ve Kadir hocalarla çalışıp S 4’te bedensel engelli milli takımına seçildi.

Oğluma çarpan hakim ne ziyarete geldi ne desteği oldu. 13 ay ceza aldı. Uzun bir Yargıtay süreci var. Masraflarımızın temini sonuçsuz. 34 ayda neyimiz varsa bitti.

Kimseden minnet beklemedik. Harcamaları kredi kartı ve bireysel krediyle yaptık. Tek dileğim şu: Maaşımı aldığım Vakıflar Bankası borçlarımı tek bankada yeniden yapılandırsın. İcra borcum yok. Kara listede değilim. Bankadan sorumlu Sayın Arınç’a da sesleniyorum. 23 yıldır hizmet ediyorum. Kimseden merhamet dilemiyorum, dilenmiyorum. Devlet terbiyesi almış insanım. Duygu sömürüsü yapmam. Maddi yardım istemeyecek kadar haysiyetliyim. Ama tükendim. Yardım değil, sadece diğer bankalara borçlarımın tek çatıda toplanmasını istiyorum. Çıldırmak üzereyim, çünkü ödeyemediğim için belki hapse gireceğim.

Umur Bey; size yazmaktaki amacım sorumluluk ve duyarlılığınıza inancım. Yazarken içim kan ağlıyor. Ülkenin ağır gündeminde, bizim de sesimiz olabilirseniz mutlu edersiniz.”

 

İki denizyıldızı daha

 

1.Uzman çavuşlar: (Uzman jandarmayla karıştırmayın) Emekli Derneği, başta başkan Merdoğlu, çok mücadele etti; Ankara soğuğunda günlerce çadırda ses vermeye çalıştılar. 45’inde “artık işe yaramazsın” diye atılıp işsiz, aç ve emeklilik hak etmeden ortada kalıyorlardı. Dipsiz Kuyu’dan bilirsiniz.

Nihayet… Milli Savunma, “yaşlandı” diye atılmış 421 uzman erbaşı, TSK’ya sivil memur yapmak üzere kuraya davet etti. Yarın.

2.Kuşadası, Ofer: Sivil toplum örgütleri, halk, belediye hukuk, çevre, kamu mücadelesi verdi. 14 bin 283 ayrı itiraz dilekçesi toplandı. Limandaki fiili “Ofer işgali”ne karşı. Ofer’e kıyaklarla malul AKP’liler bile “ne yapıyoruz” demeye başladı. Kuşadası ilçe başkanı AKP Aydın milletvekillerini toplandı. 17 Aralık’ta Ankara’da şirket, müsteşar, belediye toplandı (Dipsiz Kuyu’da 16’sında “Yok böyle hikaye” vardı); Belediye Başkanı “kaçak işyerleri kalkmadıkça uzlaşmam” dedi; 27 Aralık’ta yine toplantı. Bir denizyıldızı daha, güçlülere karşı halkın çabasıyla kıpırdadı işte.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!