Esas başlık daha uzun:

Herkesin kanun önünde eşit sayıldığı cumhuriyetten, demokratik hukuk devletinden haberler.

 

***

 

HABER 1: Başbakan Kumpanya’yı dava etti

Beyoğlu Kumpanya’nın tiyatro oyunu “Ülkemizden”deki şarkılarda geçen “Her bir yeri sattın” ve “İşportacı Tayyip” sözleri için Başbakan adına 16 kişiye dava açıldı. İlk duruşma 21 Ocak’ta.

Oyun temmuzda Çatalca Belediyesi Şenliklerinde oynanmış, bir şirketin patronu olan AKP İlçe Başkanı kulisi basmış, polis marifetiyle oyuncular gözaltına aldırılmıştı.

Kumpanya üyeleri, “Başbakan, Bugüne kadar hiçbir öğrenciye dava açmadım, dedi ama hepimiz öğrenciyiz” diyor.

Başbakan’a işportacı deyince hakaret oluyor da, bir işportacıya başbakan denirse de hakaret olur mu” demiyorlar; onu ben diyorum!

 

HABER 2: Medya çalışanlarına kalem oyunu

RTÜK yasasının 23’üncü maddesi Meclis’te AKP oylarıyla kabul edildi.

Daha önce zaten “büyük medya siparişi”yle çıkan RTÜK kanunu, “Radyo ve TV haber merkezlerinde çalışanların, eski adıyla 212, yeni adıyla 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olduğuna; asgari basın kartlı miktarını RTÜK’ün belirleyeceğine” hükmediyordu.

AKP’nin yaptığı değişiklik şöyle oldu: “Haber birimlerindeki basın kartlı personelin asgari sayısını RTÜK belirler. Bu personel Basın İş Kanunu’na tabidir”

Fark şu: Eskiden haber merkezinde her çalışan Basın İş Kanunu’na tabi iken, şimdi sadece “asgari basın kartlı” personelin öyle olması yetecek. Zaten basın kartı için de şart, Basın İş Kanunu’na tabi olmak. Böylece, diğer çoğunluk personel, fiilen “gazeteci” bile sayılmayacak. AKP’nin reddettiği teklifteki diğer “gazetecilik birimleri” çalışanları da öyle.

Başbakan geçen yıl Çalışan Gazeteciler Günü’nde şöyle demişti:

Gazetecilerin haklarının korunması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi önceliklerimiz arasındadır.”

Gazetecilerin kırk yıllık yıpranma hakkını da, büyük medyayla uyum içinde AKP kaldırmıştı!

 

HABER 3: Emek başka, hak başka

Mehmet Dayanç bir ilaç firmasından emekli oldu. Tazminatının bir kısmını, dört beş aylık maaşını, 2006 yılı vergi iadesini, bazı sosyal haklarını alamadığı gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.

2007 Ocak ayında açılan dava, mahalden mahale, mahkemeden mahkemeye, bilirkişiden bilirkişiye, yetkiliden yetkisize, şirketin itirazından mitirazına sürüp duruyor.

Büyük firma üretime, gelire, varsa kara devam ediyor; etsin tabii. Küçük emekli ise, ölmeden önce hakkıma kavuşur muyum diye bekliyor; beklesin tabii!

 

 

HABER 4: Bunu biliyor musunuz?

Askeri biliyorsunuz ama Askeri Caza Kanunu’nu biliyor musunuz?

Ceza kanunlarını bilen askerler bildiriyor:

Ast üstü öldürürse, yargılama “az vahim hallerde” 24 seneden 30 seneye hapisten başlıyor… müebbede kadar. (Seferberlikte idam): “Taarruz amirin vücudunda tahribatı mucip olmuşsa 15 seneden az olmamak üzere ağır hapis” de mevcut…

Üst astı öldürürse, yargılama 10 yıl hapisten başlıyor.

Yani, bir öldürme fiili, bir yaralama fiilinden de daha az hapis alabiliyor.

Eğer öldüren üst, öldürülen alt ise; yaralayan ast, yaralanan üst ise.

 

***

 

Bu da “imtiyazsız cumhuriyet” oluyor.

Berikinin “düşünce ve ifade özgürlüğü”…

Ötekinin “basın özgürlüğü”…

Diğerinin “sosyal devlet” olması gibi.

Ama gel de bu hikâyenin özünü anlat:

Bu hikâye, sizin saflaştığınız, yani her iki manada saflaştığınız gibi, cumhuriyetçilik demokratlık, laiklik muhafazakârlık kavgasından başka bir şey esasta…

Güçlü ile güçsüzün…

Dayatan ile dayanamayanın…

Vuran ile duranın…

Hiddet ile mihnetin…

İmtiyaz ile itirazın hikâyesi!

Başlıkta, “Demokratik hukuk devletinden haberler” demişim…

Başlığı; ezen, tehdit eden, hak araklayan tüm kudretlilere adayarak değiştiriyorum:

Demokratik hukuk devletinden bihaberler!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938