1992: Aktütün Karakolu basıldı; 22 şehit

2008: Aktütün Karakolu basıldı; 18 şehit.

2009: Aktütün Karakolu sağlamlaştırılıyor.

2011: Aktütün Karakolu civarında gizli silah deposu bulundu.

 

***

 

20 yıllık bir tarihin en kaba özeti bu.

Bazen en kabası, en acısı oluyor.

Bir ülkenin, milyonlarca insanın, binlerce ölünün, onca sırrın bu tarihe sıkışması kahrediyor.

Nasıl bir tarihtir ki…

Bir alay meali ve tefsiri var…

Tam tercümesi yok!

Bir türlü kendi kalbinin diliyle dinleyemiyorsun hakikati.

Ya ezberler kuşatıyor beynini; ya dilin kalbine asla sormuyor.

 

***

 

Tabii ki saldıran var, öldüren var, terör var.

Ama başka ne var?

Başka ne var ki, tek bir karakolda 20 yıl böyle tecelli etmiş?

Başka ne var ki, tek bir karakolda, “sağlamlaştırmak” için 17 yıl ve 40 şehit beklenmiş?

Başka ne var ki, gitmesek de görmesek de orada bir yerde gömülü silah deposu varken, gencecik çocukların mermileri tükenmiş?

Başka ne var ki, generalim saldıranları dağdaki çoban zannetmiş?

Başka ne var ki, onca teknoloji, onca para, onca ihale, onca komisyoncu, onca aracı, onca silah alımı, onca açık ve gizli bütçe, onca Heron, onca bilişim, onca istihbarat, onca yıldız, onca müttefik yetmemiş?

Başka ne var ki, orada o silahlar gömülmüş, nerede kullanılmış, neyi beklemiş?

Başka ne var ki, bu karakolun “Şehit komutan”ı, kendi yaşında hatta daha büyük askerlerin canının emanet olduğu 21 yaşında bir astsubaymış?

Başka ne var ki, en üst rütbeli komutanın 21 yaşında astsubay, sonraki komutanların 8 jandarma uzman çavuş ve uzman erbaş olduğu bir karakol için, Genelkurmay açıklamasında, adeta utançtan rütbeler bile sayılamamış, “Lider konumundaki personel” denmiş?

Başka ne var ki, esas lider olması gereken komutanların onca ihmali yanlarına kalmış?

Başka ne var ki, onca Genelkurmay başkanı değişmiş ama, “Araştırıyoruz, soruşturuyoruz” açıklamaları hiç değişmemiş?

Başka ne var ki, toplumsal infialleri ve yarılmaları açan bir başka karakolda; Dink suikastı öncesi Samast’ın ve ötekilerin eline astlı üstlü jandarma parmak izleri de karışmış?

 

***

Upuzun, depderin bir tarihi daha fazla çekiştirmeyeyim.

Baskından iki yıl sonra, karakol yakınında gömülü ve şaibeli bir silah deposu ortaya çıktığı sırada; 17 Aktütün şehidinin 21 yaşındaki şehit komutanı, “Lider konumundaki personel”, Eskişehirli Astsubay Hasan Önal; beylerin, paşaların, hepimizin gözünün içine baka baka sorsun:

Ben çoktan öldüm…

Başka ne var ki!

 

 

Yorumsuz

 

Umur Bey; görevde bir astsubayım. Bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Malum, tüm personelin üyeliğe “teşvik” edildiği TSK Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı var.

Kuruluşundan beri maksadı, “Vefat edenlerin evli ise eş ve çocuklarına, bekar ise anne ve babalarına, malullerin kendisine ekonomik ve sosyal yardım” iken bu sene aşağıdaki madde eklendi:

TSK’da halen görevde olanlara, Vakfın imkanlarına bağlı olarak, görevlerini yerine getirme sırasında veya görevlerinden dolayı haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılanlar ile hukuk mahkemelerinde dava açılanlara, avukatlık ücreti yardım amacıyla yardım”

Özlük haklarını da bir türlü alamayan astsubay ve uzmanlara bir yardım olmayacağı açık.

Ben TSK’ya dava açsam, avukat tutsam veya hakkımda herhangi bir adli suç nedeniyle dava açılsa yardım alabilir miyim? “Görevde; görevinden dolayı” ile kastedilen nedir?

Geçen yıl personele hukuki yardım adı altında bağış toplanmıştı; ya yeterli gelmedi ya da bu meşru hale getirilmek istendi.

(Mesela Aktütün ihmalleri için dava açılsa; bu kapsama girer mi, diye düşündüm ben de. Sonra aklıma geldi: Düzenleme, davacıya değil; dava edilen üst komutanlara yardım için sahi! Hakkını arayan değil; “Başka ne var” sorusunun muhatabı astları kollamak için de elbette )

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!