DÜN anlattığım yeni elitlerin yükselişiyle birlikte yepyeni bir yaşam kültürü ve hayat tarzı da oluşuyor.
Bu yeni kültürün temelinde, boş zaman algısındaki radikal değişim ve iş yapmak etiği ile boş zamanı en iyi kullanma dengesindeki yeni anlayış yatıyor.
 Yeni elitin iş yapma ve para kazanma aracı da olan yeni teknolojiler, bir yandan iş süreçlerini hızlandırırken diğer yandan da bize daha fazla boş vakit sağlıyorlar. Yeni deyimiyle, yenilikleri algılayabileceğimiz çok daha fazla bir bilişim fazlamız (cognitive surplus) oldu.
Bu global, yeni bir trend. “Cognitive surplus” da yeni bir kavram, bunu açıklamaya çalışmak için birçok makale yazılıyor Batı’da. (Ben Clay Shirky tarafından yazılan ve haziranda yayınlanacak olan “Cognitive Surplus: Creativity and Generosity in a Connected Age” adlı kitabı heyecanla bekliyorum.)
İş yapma kavramı ve boş zaman dengeleri hızlı bir biçimde değişiyor. Şimdi yeni elitin ne zaman iş yaptığının ve ne zaman dinlenmekte olduğunun sınırları net değil. Dinlenmeye geçenler bile ellerinde cep telefonları veya tabletleriyle sürekli bağlantılılar. Ya haberleşiyorlar ya da devamlı yeni fikirler yaratıyorlar ve bunları global düzeyde paylaşıyorlar.

TELEVİZYON OUT
Yeni dönemin ve yeni elitlerin eskiden en büyük farkı, boş zamanlarında pasif dinlenmek yerine aktif dinlenmeye geçmiş olmaları.
Büyük savaşlar sonrası doğmuş olan kuşak (baby boomer kuşağı), televizyon seyrederek boş zamanını tüketti. Örneğin, 1960 yılında doğmuş bir kişinin bugüne kadar toplam 50 bin saat televizyon seyrettiği hesaplanıyor. Bu da 5.5 yıla tekabül ediyor.
Bu pasif dinlenme artık ortadan kaldırılıyor. Yeni elitin kültüründe, eskiden pasif seyretmeye ayrılan saatlerde aktif dinlenme getiriliyor. Bu saatlerde yeni elit, sosyal medyada veya yeni teknolojileri kullanarak ya sürekli paylaşacak ya da yeni fikirlerin peşinde koşacak. Bu şekilde yeni elitler hem kendi var olan bilişsel fazlalıklarını (cognitive surplus) çok daha etkili kullanıyorlar hem de global düzeyde büyük bir yeni bilişsel fazlalık stoku yaratıyorlar. Marksizm’in İngiliz ekolünün büyük düşünürleri E.P. Thompson ve Raymond Williams’ın bize anlattığı gibi, eğer sınıf sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir varlıksa, bu yeni hâkim sınıfı anlamak için de bu yeni kültür iyi anlamak gerekecek.
 Eğer durum böyleyse bu anlama sürecine Marksizm’in büyük katkısı olacağına eminim. Örneğin, bilişsel fazlalık kavramı Marksizm’deki artık değer kavramını hayli değiştirecek gibi gözüküyor.
Yeni elitler ya da global beyazlar, boş zamanlarında artık farklı davranıyorlar. Bir örnek vermek gerekirse, online ansiklopedisi olan Wikipedia’daki tüm maddelerin ve bunların üzerlerindeki tartışmaların yazılması, toplam 100 milyon saatlik çalışma gerektiriyormuş. Böyle bir şeyin, pasif boş saat geçirmenin hâkim olduğu yani potansiyel bilişsel fazlalığın çöpe gittiği eski dönemde olabilmesi mümkün değildi ama şimdi yeni aktif kültürde böyle gelişmeler artık rutin olacak.
Bu tür gelişmeleri hayatın her dalında göreceğiz artık, paralar bu şekilde kazanılacak, yeni fikirler böyle çıkacak, hayat tarzları da bu süreçlerden geçerek değişecek.
Türkiye’de de özellikle gençler arasında bu değişimin ve global beyazlar sınıfına katılıp yeni elitin parçası olma potansiyeli var ama Batı’ya düşman olup bilincini Doğu’ya çeviren yeni ideoloji ve avamın hayat tarzının hâkim olması nedeniyle bu büyük potansiyeli de harcayacağız korkarım ki.


Televizyon: Şahsi bir tarih denemesi

YENİ trende ben de uyup hayatımda televizyonun yerini azaltmaya çalışacağım. Ama buna üzülüyorum; çünkü ben 1955 doğumluyum ve televizyon benim için hayati derecede önemliydi.
İlk kez televizyon seyrettiğim gün, aynı zamanda TRT’den nefret etmeye başladığım gündür de.
 O zamanlar dükkânların vitrini önünde durup sokakta televizyon seyredilirdi. Bunun bir alternatifi, evinde televizyon olanlara misafirliğe gitmekti. (Halit Kıvanç’ın müthiş deyimiyle telesafir olmaktı.)
O gün vitrinin önü pek kalabalıktı. Başlayacak diye beklerken televizyonda bayrak göründü ve İstiklal Marşı başladı. Ben “ya savaş çıktı ya da darbe oldu” diye düşünürken baktım benden başka herkes çok sakindi. Gür bir sesle marşımızı söyledik; çünkü gür olmayan sesle söylemek vatan hainliği olarak görülebilirdi, bundan korkuyorduk.
Bayrak töreni sona erince program başladı. Ben ilk kez izlediğim için heyecanlıydım. Ama ilk gördüğüm televizyon programı, uçan bir martıdan ibaretti. Martı aptal suratıyla müzik eşliğinde uçuyordu. Şimdiki programlarda yine bir müzik var ama ekranda martı yerine bu sefer bir Türk dizisi oluyor. O ilk yıllarda bir farkındalık yaratmışlar anlayacağınız. (Böylece Türkçe’de en çok sinirimi bozan farkındalık yaratmak kavramını ilk ve son kez bugün kullanmış oldum, sonunda sinirimi içimden attım da rahatladım.)
Sonra Amerika’ya gittim. Annem benim oraya okumak için gittiğimi sanıyordu ama ben sadece renkli televizyon seyretmeye gitmiştim.
“Yaba daba duu.” Renkli televizyonda duyduğum ilk sesti bu. Bununla birlikte Çakmaktaş ve Bugs Bunny’ye hayranlığım başladı, çizgi film izleyerek kültürümü artırdım. Tabii televizyondan arta kalan boş vakitlerimde üniversiteye de gidiyordum ama dersler için değil, kız tavlamak için yapıyordum bunu. Sonunda mezun oldum ama hangi konudan mezun olduğumu bile tam hatırlamıyordum. Örneğin (o yıllarda bilişsel fazlalığım kesinlikle sıfırdı diyebilirim ama belki de o yüzden çok mutluydum) ekonomi öğreniminin ilk dersinde öğretilen mikro iktisadı hiç öğrenmediğimi yıllar sonra bu konuda ders vermek için kürsüye çıktığımda fark ettim. Ekonomi belki öğrenememiştim ama Amerikan dizileri konusunda bir tür uzman olmuştum.
Yıllar içinde Amerika’ya ne zaman gitsem, ilk olarak televizyonu açarım, ikinci olarak da içki dükkânına alışverişe giderim. Üçüncü olarak da yaptıklarım yıllar içinde değişmiştir ama ilk iki sıradakiler hiç değişmedi.
Şimdilerde televizyonu azaltmakla birlikte hâlâ çok yabancı dizi seyrettiğimden şu an dünyanın önde gelen amatör olay yeri inceleme uzmanlarından biri sayılırım. Ayrıca vampir de olmaya başladım galiba; çünkü canım, kanını içebileceğim güzel kadınlar çekiyor sürekli olarak.


YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!