Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 Bir başbakanın fark etmesi, iki bakanın ağlaması ne kadar uzun sürüyor!

Ne kadar uzun sürüyor bizim görebilmemiz; o da esirgemezsek, iki satır yazı yapmamız.

Ne kadar uzun sürüyor bu gözyaşları; bu evlatların akıbetsizliği ne kadar uzun sürüyor.

Ne kadar uzun sürüyor devletin kuyruklu yalanları; ne kadar uzun sürüyor yılanların zehirleri!

 

***

 

Başbakan iki önemli şey yaptı.

Bu Cumartesi Anneleri kimdir, bilmiyorum. Birileri onları kullanıyor” derken, yüzlerce kayıtsız, akıbetsiz, cesetsiz, mezarsız, faili meçhul kaybın “anaları” ile yüz yüze görüştü.

Ardından önceki gün şunları söyledi:

Cumartesi Anneleri bilinen annelerden 12’sini dinledim. 103 yaşında Berfu Ana vardı. Bir gece evinize girip oğlunuzu götürüyorlar, 31 yıl haber alamıyorsunuz. ‘Bir gün çıkar gelirse, kapıyı kilitli bulmasın diye hep açık tutuyorum’ dedi. Evladının kemiklerini bile bulamayan anneler var ülkede.

Çok üzülüyorum, 2004’te olmuş bir hadise var. Dönemimizde faili meçhul yok biliyordum, öğrenmeden önce. Öyle bir anne oradaydı ve evladının İTÜ’de okurken İğneada’da kaybolduğunu, sadece ıslak fanilanın ulaştığını öğrendik. İnanıyorum ona. Bunlar yapıldı, biliyoruz. Üzerine gideceğiz.”

 

***

 

O anne Kadriye Ceylan. 7 yıldır “devlet”çe kaybedilen oğlu Tolga Baykal’ı arıyor. Yalanlardan bir vahşi ormanı aşıp hakikate ulaşmaya çabalıyor.

15 Mart 2010’da bu sütunda “Kayıp sesler… Ayıp sessizlik!” başlıklı yazı ona dairdi.

Tolga İğneada’ya gitmiş. Telefonda sesi çok kötü çıkmış. Bir daha haber çıkmamış. Anne İğneada’ya koşmuş. Jandarma, naylon poşette kimi kuru, kimi ıslak giysiler vermiş. Demişler ki, kaçmış! Oysa, şeker hastası, ilaçlarını bile almamış.

Ana olsanız kolayca kabullenebilir misiniz, devletin her tebliğ ettiğini? Bir on yıl daha geçse de hala aramaz mısınız?

Kadriye Hanım, ‘Diğer faili meçhuller gibi tozlu raflara mahkum olduğunu anladım. O da bir Sabahattin Ali hikayesi. Başka yaşanmasın diye ses duyurmaya çalışıyorum’ diyor.”

 

***

 

Tolga’nın kaybedilişinden 7, yazının üstünden bir yıl geçti.

Kadriye Ceylan, Tolga’yı Başbakan’a anlattı. Dün Kadriye Hanım’la konuştum: “Başbakan oğlumun hikayesine çok şaşırdı. O şaşırdığı için ben de şaşırdım…

Geçen yıl İstanbul-Ankara Yürüyüşü yapan anneler arasındaydım. Dosyayı Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı’ya vermiştim. Zafer Üskül de oradaydı.

Başbakan ‘Bana iletilmedi’ dedi. Hakikaten bilmediğini farz ediyorum, samimi olduğunu düşünüyorum.”

 

***

 

Kadriye Ceylan’ın anlattıklarına Başbakan’ın “faili meçhul” yorumu şu olmuş:

Hep aynı yöntemi kullanıyorlar.”

Bakın, bir anne nelerle yüz yüze gelmiş, anlatsın:

1. Oğlumun sesini en son telefonda, 10 Ağustos 2004’te duydum..

2. Jandarma tarafından söylenen onca çelişkili şeyden sonra ayın 20’sinde kafamda netleşti. 9, 10 resmi kuruma başvurdum.

3. Adalet Bakanlığı’ndan bir ay sonra neticesiz bir cevap geldi. Genelkurmay’dan gönderilen sarı zarf eve ulaştığında ise üstüne ise kırmızı, kan gibi bir sıvı sürülmüş, pıhtılaşmıştı.

4. Yedi yıl boyu hiç bilgi gelmedi. Savcılık muhatap bile almadı. Ama çok yanıltma yapıldı.

5. Bir ceset bulundu; oğlumun mayosuyla. Çağırdılar. Baktık, tanınamaz halde. Adli Tıp’ta dişlerine baktım, kaplamaydı. O değildi. Doktorlara göre 50 yaşında biriydi.

7. Savcı aradı, ‘Müjde, oğlunuz ABD’de’ dedi. Çok ümitlendim. TV’de görüntü olduğu söylendi. Bandı istedik. Oğlumun 17 yaşına benzer bir çocuk, ama o değil. Fakat bana mesajlar veriyor. Düzmece.

8. AİHM’e başvururken nüfusta fark ettik; yıllar sonra bize bile sormadan Bulgaristan’da yaşadığını yazmışlar oraya. Nasıl yazarlar! Dışişleri kanalıyla Sofya’ya başvurduk. Hiçbir kayıt ve iz çıkmadı.

 

***

 

Öyle bir anne” bunları Başbakan’a anlattı ve ona dedi ki:

Bir devlet, insanını kaybeder mi! Ülkemi çok seviyordum ama devlet bana sadece Cumartesi Annesi kimliği verdi. Ne zaman oğlumun akıbeti belirlenir, sorumlular cezalandırılır, bu acıların artık biteceği taahhüdü verilir… o zaman yine çok severim.”

 

***

 

Kadriye Ceylan 2004’te Başbakanlığa da başvurmuştu oğlu için.

Hiç cevap gelmemişti.

Sesi ancak 7 yıl sonra Başbakan’a ulaşabildi!

Bakalım ne olacak.

Ne kadar sürecek olması gerekenlerin olabilmesi!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!