En son Fenerlilere kısmet oldu; tutukluğun da bir ceza olabileceğini fark etmek.

Ergenekon vesilesiyle de, ister davası açılmış, ister henüz iddianamesi dahi olmayan onca yıllanmış tutukluluklarda da toplumun bir kesimi fark etti…

Ki bu cennet ülkede “tutukluluk cezası” diye bir mahkumiyet varmış!

 

***

 

Hepimize günaydın!

O kadar çok insanın hayatı bu cezayla karartıldı ki…

Siz o karanlıkta bu laneti fark edene kadar, onlarcasına idamlık uygulandı, canları alındı!

Üstat yazarlar şimdi, “masumiyet karinesi… tutukluluk cezası” diye veryansın ediyor.

Zaten o çocuklar da yanmıştı; bir kelimenizi bile hakikate vermediğiniz günlerde…

Kiminiz onları tıkılışını, yıkılışını, yakılışını alkışlayıp “Hayata dönüş” diye can alan “güvenlik güçleri”nin yanında manşetle, yazıyla saf tutkuştu.

Bir nevi “idam mangası elemanı” gibiydiniz, kanlı manşetler ve kirli yazılarla.

Sıraya girdiniz, adeta mermiyi, gazı, alevi siz de bastınız kıstırılmışlar üzerine.

 

***

 

Şimdi bir uzman çavuş adalete itiraf ediyor:

Cezaevi katliamlarında hiç görmediği silah ve mermiler kullanılmış…

Bırak kimsenin ölüme mahkum olmadığını; çoğu maktul, mahkum bile değildi üstat!

Rütbeliler” emir vermiş, “ıslak battaniye” atılmış alevler arasındaki çaresizce sarılsın diye…

Lakin, battaniyenin nemi sudan değil, benzindenmiş…

Daha da parlasın, canlı canlı, cayır cayır yaksın diye.

 

***

 

İktidarda demokratik sol, milliyetçi, liberal koalisyon…

Komutada cumhuriyetçi paşalar…

Cinayet mahallinde, yoksulların emir kulu asker çocukları.

Benzinli battaniye atmışlar, gaz ve alevler arasındaki çaresizlere; teslim olup çıkmak isteyene bile.

Lanet olsun size Tufanlar!

İster siyasetçi, ister bürokrat, ister komutan, ister medya engizisyoncusu!

(Bağışlayın deyişi) Ulan, insan olan devir sivil, asker ve medya amirleri şimdi o uzman çavuşun vicdan azabı dolu itirafından utanır…

Hiç değilse kendi çocuğuna, torununa bir sarılır…

Hıçkırır hıçkırır…

Tamam Japon olup kendine bir halt etmesin de, azıcık vicdan olup iki çift pişmanlık, özür, günah muhasebesi yapar; istifa eder, hiç değilse kendine bakıp istifra eder!

 

***

 

Medya akbabalarının vicdanları üzerine de, sanki ziftli battaniye atılmıştır…

Leş kargasına leş karası!

Katliam Tufanları… beyaz adam medyasının katranlı yüzkaraları!

 

 

Çocuk matemi!

 

Nefret, suikast, cinayet için bir çocuktan katil yaratan ortam, başka çocuk katiller çıkabilsin diye adeta, katilden de çocuk yaratıyor!

Fakat çocukların başına gelen bundan ibaret değil.

Çocuklardan ölüler de yaratıyor cennet ülke!

12’sinde 13 mermi, 13’ünde kafaya gaz bombası…

Ya hemen toprak altına girsin o yaşında diye…

Ya az büyüsün de dağa gitsin ölmeye, öldürmeye!

Bize çocuk bayramı değil, çocuk matemi gerek!

 

 

Asmalı mı beslemeli mi!

 

İfrat tefrit ülkesi.

Tamam, kimi Asmalı Mescit, Galata esnafını ihtiras bastı; masaları azdırıp yolların, meydanların, insanların üstüne sürdüler.

Bunda belediye, vilayet haklı!

Lakin, vur denince öldürdü amirim!

Operasyonu yaptı, masaları tutukladı!

İşgaliye ödemiş, belediye sınırlarına uymuş esnafın da masaları, rızkı kazındı. Kıpır kıpır bir canlıdan, can çekişen bir yarı ölü çıkardılar!

Dünyaya verilmiş bir taahhüdü de bozdular.

Büyük kentlerin özel mekanları, sadece o ülkeyi değil; dünyayı ilgilendirir.

Yığınla yabancı gazete, dergi, rehber oraları canlı haliyle dünyaya sundu, övdü! Amirlerim de bunlarla şişinip durdu. Binlerce turist de, Türkiye’ye, İstanbul’a gelirken kentin bu vaadini de dikkate aldı.

Esnaf arsızlığı varsa dizginlensin ama, kentin evrensel vaadini de öldürmeyin!

Tut mesela Paris’te Saint Michel’i, ne bileyim Londra’da Soho’yu, Atina’da Plaka’yı sök bir gecede!

 

***

 

Resmiyet diyor ki, “Kontrolsüz yol işgali”! Doğru. Kontrol edin gari!

Ama, masa kaldıran siz, Allı bayraklı servis şirketlerinin, Boğaz bar ve restoranlarının, büyük banka ve şirketlerin kaldırım, sokak, yol işgaline, gaspına göz yummuyor musunuz?

Masayı zararlı bulan siz, yaya ve kamu hakkını çalıp bütün kenti otogar yapan servis araçlarına niye ses çıkarmıyorsunuz! Esas işgal o; ses çıkarmayan da işbirlikçi!

 

***

 

Bir de şu var:

Başbakan da olabilirsiniz, bir derviş de.

Mevlevihane’den çıkıp sıra sıra koca arabalardan müteşekkil kervanınızın yolu üstüne çıktılar deyu, (sınırsızlıkları açısından haklı olsanız bile) ahilerin (yani esnafın) ve Bektaşilerin sokaktan hepten kazınmasını buyurduysanız…

Hadi Hacı Bektaş o yana ama, ne olursan ol gel diyen mübareğe de ayıp etmiş olursunuz!

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!