Bundan bir ay önce 6 Şubat’ta da bir durum tespiti yapmıştık. Bir ayda dolar 2.4452’den dün 2.6000’e kadar çıktı ve TL karşısında yüzde 6.33 arttı. Doların yükselişi karşısında bir ay önceye göre hemen hemen aynı durumdayız. “Panik yapmayın, herkes kadar kaybettik” başlığı bugün için de aşağı yukarı geçerli.

■ Dün doların 2.60’ı gördüğü saatlerde euro da 2.8741’e kadar yükseldi. TL karşısında yılbaşından bu yana doların artışı yüzde 11.42’yi, Euro’nun yüzde 1.73’ü buldu. Yarım dolar yarım Euro’dan oluşan sepet kur bazında ise artış yüzde 6.11. Durumu TL’nin değer kaybı olarak hesaplarsak yüzde 5.75 gibi bir oranla karşılaşırız. İki aylık dönem için yüksek sayılır.

■ Ancak aynı dönemde TL’nin de aralarında olduğu 10 gelişmekte olan ülke parasının değerini izleyen JP Morgan Endeksi 78.086’dan 74.750’ye indi. Yani gelişmekte olan ülke kurları da dolar karşısında yüzde 4.27 ortalama değer kaybetti. TL’nin değer kaybı 1.5 puan daha yüksek görünüyor.

■ Aslında 2015 yılında küresel çapta olan doların yükselmesi ve onun karşısındaki para birimlerinin değer kaybetmesidir. Doların kendinden sonra gelen 6 büyük para birimine karşı değerini ölçen Dolar Endeksi yıl sonunda 90.269 iken dün 96.280’e kadar yükseldi. Artış oranı yüzde 6.66. İşin özü bu.

■ TL’de ekstra bir değer kaybı varmış gibi görünüyor. Ancak bu görüntüde böyle. Reel anlamda değer kaybı yok. Çünkü Türkiye’de enflasyon yüksek. Nitekim şubat ayı enflasyon rakamlarıyla hesaplanan TCMB Reel Efektif Döviz Kuru geçen yıl sonu ile aynı düzeyde çıktı. TÜFE Bazlı Kur 2014 sonunda 113.03 iken şubat sonunda 113.22 oldu. Buna göre TL’de herhangi bir değerlenme olmadığı gibi, değer kaybı da yok. Türkiye’nin ticareti olan ülkelere göre parasının değerinde iki aylık sürede reel bir değişme olmadı.

■ Aradan geçen bir aylık sürede de, şubat sonu verilerine göre halkın veya yurtiçi yerleşiklerin paniğe kapıldığı yok. Dövize yönelmesi söz konusu değil. Yerleşiklerin bankalardaki döviz mevduatı yıl sonunda 132.8 milyar dolar iken şubat sonunda 131.5 milyar dolar oldu. Azalmayı yıl sonu bilanço makyajına vermek lazım. Martın ilk günlerinde rakamlar değiştiyse bunu da gelecek hafta göreceğiz.

Türkiye, sermaye hareketlerinin serbest ve dış kaynağa ihtiyacın yüksek olduğu bir ekonomi. Dünyada esen rüzgâr Türkiye’de de aynen esiyor. İç koşulların piyasalar üzerinde etkisi mutlaka var. Bu da, düşen petrol fiyatlarından dolayı pozitif ayrışma içindeyken, Türkiye’yi negatif ayrışmaya doğru götürerek ve küresel konjonktüre en hassas iki üç piyasadan biri yaparak gerçekleşiyor zaten.

SONUÇ: “Az kaz uz kaz, boyunca kaz.” Türk atasözü

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!