Hafta başında “Doların durdurulması, Merkez Bankası’nın piyasaları şaşırtmasına bağlı” demiştik. Çünkü arka arkaya 7 ay faiz düşüren Merkez Bankası’nın buna her ay devam edeceği gibi bir ortam oluştu. Bunda siyasilerin yaptığı faiz açıklamalarının da etkisi büyük. Dışarıdan görünen, para otoritesi üzerinde kurulan baskıyla faiz düşüşlerinin devam edeceğiydi.

- Bu da Merkez Bankası’nın ne yapacağının belli olmasına, piyasaların Merkez Bankası üzerine oynamasına ve sırtından para kazanmasına, TL’de satışlara ve spekülatif ataklara yol açıyor ve doları yükseltiyordu.

- İşte dün alınan kararla Merkez Bankası elini kapattı, bu konuda yapılan spekülasyonu bitirdi. Ne yapıp ne yapmayacağı artık daha belirsiz.

- Daha belirginleşen ise serbest dalgalı döviz kuru rejiminde olmamıza karşılık döviz kurunun istikrarını gözeteceği. Merkez Bankası 8 ay sonra faiz düşüşünü pas geçmesinin gerekçesini “Döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmeler enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırlamakta ve para politikasındaki temkinli duruşun korunmasını gerektirmektedir” diye açıkladı. Gelecek faiz kararının “zamanlaması ve yönü de verilere bağlandı.”

- Kararın piyasalardaki etkisi ise küçüktü. Çünkü asıl etki önceki gün yaşandı. Faiz düşüşünün ateşli savunucusu Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut “Merkez bu kez pas geçebilir” diyerek yolu açtı. Ardından dolar önceki gün 4 kuruş, faizler 10-12 baz puan geriledi, borsa da yüzde 2.2 artarak diğer piyasalardan pozitif ayrıştı. Merkez’in faiz indirimini pas geçeceği önceden fiyatlandı.

- Faiz kararı öncesi dolar 3.1130, Euro 3.4205 ve sepet kur 3.2667’ye kadar çıkmıştı. Faiz indiriminin pas geçilmesinin ardından dolar 3.0495’e, euro 3.3460’a, sepet kur da 3.1977’ye kadar indi. Dolar yüzde 2.0, euro yüzde 2.2, sepet kur da yüzde 2.1 geriledi. Merkez Bankası’nın faiz düşürmeyerek ve elini kapatarak yaptığı şaşırtma kurdaki yükselişi kesti, hatta ölçülü bir darbe de vurdu. Bu etki kısa vadeli olarak devam edebilir de.

- Kararla veya kurun düşüşüyle en çok rahatlayan kesim ise döviz borçlusu olan reel sektördü. Çünkü hem dış borcu ve döviz bazındaki borcu yüksek hem de döviz açık pozisyonu büyük. Ağustos verileri ile özel sektörün dış borç stoku 296 milyar dolar, açık pozisyonu da 201 milyar dolar. Kurdaki her yüzde 1 artış özel sektörden 2 milyar dolar götürüyor. Ya kârını düşürüyor ya da zararını büyütüyor.

- Konjonktür de dikkate alındığında zaten sıkışan özel sektörün kurdan gelebilecek bir büyük darbeye dayanma gücünün iyice azaldığı düşünülebilir. Merkez Bankası’nın son haftalarda hızla artan kura faiz yoluyla müdahalesi belki de enflasyondan önce özel sektörün bu hassasiyetinden kaynaklanıyor.

SONUÇ: “Rüzgâra tüküren yüzüne tükürür.” Türk atasözü

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!