Ekim ayında kurun hızla artmasının sonucu olarak Merkez Bankası geçen hafta faiz düşürmekten vazgeçti. Doların giderek artmakta olan tansiyonu da düştü. Dolar kuru 3.1130’a kadar yükselmişken 3.0495’e kadar indi. Kur yüzde 2 aşağı geldi. Ardından haftayı 3.0798’den kapattı. Gördüğü en yüksek noktaya göre gerileme yüzde 1’de kaldı. Durumu kısa vadeli olarak veya şimdilik kurtardık.

- Ancak takvim ilerledikçe kısa vadeli bu yatışma yerini yeniden tansiyon yükselmesine bırakabilir. Çünkü Merkez Bankası faiz kârıyla tansiyon yüksekliğinin sadece bir nedenini ortadan kaldırdı. Diğer nedenler duruyor.

- Sadece ekonomik nedenler de değil, siyasi riskler de, jeopolitik veya dış politika riskleri de, kurun artışında önemli rol oynuyor. Bu nedenler ortadan kalkmadan, belirsizlikler veya riskler azalmadan, kurda veya finansal piyasalardaki tansiyonun düşmesi çok zor görünüyor.

- Başkanlık sistemi için Anayasa değişikliğine gidilecek. Bu değişiklik referanduma götürülecek. Muhtemelen arkasından Başkanlık Seçimi gelecek. Belki onunla, genel seçimler öne çekilecek. Böyle bir süreç, siyasetten başlayarak başlı başına bir tansiyon yükselmesinin kaynağıdır.

- Suriye ve Irak’ta savaş, sınırların yeniden çizilmesi sürecine iyice dahil olduk. Resmen savaşta değiliz ama her an böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalabiliriz. Tek başına bu risk de tansiyonu fırlatır.

- Türkiye’nin yatırım yapılabilir kredi notunun bir ayağı gitti. Diğer ayağını ocakta Fitch belirleyecek. Zaman ilerledikçe riskler sanki giderek çoğalıyor ve büyüyor. Mesela mali disiplini biraz gevşettik. Fitch notu kırarsa yatırım yapılabilir ligden tamamen düşeceğiz. Bu durum, dış finansmana bağımlı bir ekonomi için maliyetleri artırır.

- Dış koşullar da zorlaşıyor. Sermaye akımları bu yıl için gelişmekte olan ülkeleri destekledi. Fakat aynı desteği gelecek yıl sürdürmeyebilir. Çünkü ABD’de başkanlık seçimi ardından FED’in nasıl bir politika değişikliğine gideceğini aralık ayında anlayacağız. Gelişmeler olumsuz olursa bundan biz de payımıza düşeni alacağız. Olumlu olursa da faizler artacak, dolar değerlenecek, küresel likidite ABD’ye doğru çekilecek.

- 2017 dünyada bir dizi seçimin yapılacağı, Brexit’in şekilleneceği bir yıl olacak. Küreselleşme karşıtları güçlenecek. Bu da dışarıdan kaynak bulmaya ve mal satmaya çalışan bir ekonominin manevra alanını daraltır.

- Bütün bu nedenlerin ortadan kalkması ya da yeni kur ve piyasa dengelerinin kurulması için, zamana, yeni yapılanmalara, yeni önlemlere ihtiyaç var. Böyle bir süreçte de doların yükselen tansiyonu düşmez, oynaklığı azalmaz gibi.

- Hükümet de bu riskleri kabullenmiş olacak ki, 2016 yılı için ortalama dolar kurunu 2.92 değil, 2.96 aldı ve geçen yıla göre artışını yüzde 8.8 öngördü. Gelecek yılki ortalama dolar kurunu da 3.18 aldı ve yıllık artışı yüzde 7.5’te tuttu.

SONUÇ: “Rüzgârlar ve dalgalar her zaman muktedir denizciden yanadır.”

Edward Gibbon

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!