Çaykur iki aylık aradan sonra ürünlerine yüzde 15 daha zam yaptı. Kısa sürede iki zam, yüzde 30’luk fiyat artışı doğal olarak tepkiyle karşılandı.

Aslında bu zamlardan önce çay fiyatları nedense yüzde 10 düşmüş. Yüzde 30’luk artış düşen bu fiyatlar üzerinden yapıldı ve 30 liraya çıkan çayın kilosu son bir yılda yüzde 6 arttı. Bu da aynı dönemdeki gıda ve içecek fiyat artışı olan yüzde 18’in epeyce altında kalıyor.

Çayın son 5 yıllık fiyat artışı yüzde 77.7, aynı dönemde gıda gurubu fiyat artışı yüzde 84.5 olarak gerçekleşti. Vadeyi biraz daha uzatıp 10 yıla çıkardığımızda gıda fiyatları yüzde 197.3 artarken çay fiyatları yüzde 164.7 yükseldi. Veriler temmuz ayına ve TÜİK’e ait. Çay fiyatları ise zam sonrası 30 lira olarak alındı. 

Ancak Çaykur sadece zam yapmadı aynı zamanda 2018 yılına ait 657 milyon liraya varan bir açıkladı. Hem zam oldu hem zarar biraz fazla.

MİLLİ İÇECEK ÇAY

-Konu halkımız için önemli. Çünkü çay Türkiye’nin milli içeceği haline geldi. Kişi başı yıllık tüketimde Türkiye 3.5 kg kuru çayla dünya birincisi. Dünya Gıda Örgütü FAO verilerine göre ikinci sırada Afganistan 2.4 kilo kuru çayla geliyor.

-Açıklanan bu resmi rakamdan daha fazla çay tüketiyoruz. Çaykur resmi raporlarında da belirtiyor ki, ülkede yüzde 15’lik kaçak çay kullanılıyor. Bu da eklendiğinde bizdeki kişi başına tüketim 4 kiloyu bulur.

-Çayın en çok şehirlerde değil kırsal alanda tüketiliyor. Sabah, öğlen, akşam, gece her zaman, yemeğin yanında ve yemeğin üzerine çay içilir. Çay iş arası nefeslenme, dinlenme, ağzın tatlanması, kişinin kendini iyi hissetmesi gibi sadece bir içecek değil, keyif ve kurtarıcıdır da.

-En çok içenler de geliri en düşük olanlardır. Gelir düzeyi yükseldikçe çay tüketimi giderek azalmaktadır.

CİDDİ YAPISAL SORUNLAR VAR

-Yapılan zammın ardından kilo başına 3 lira daha fazla ödemek, yıllık 10-15 liralık ek külfet demektir. Geliri düşük kesimler bunun da altından elbet kalkabilir.

-Ancak hem Çaykur zararı hem de zam bir araya gelince çayda ciddi sorunlar olduğunu düşündürüyor.

-Türkiye çay tüketiminde dünya birincisi ama üretimde dünya beşincisi. Çünkü üretimimizi kendimiz içmek zorundayız. Fiyatı yüksek olduğundan dolayı çayı dışarıya ihraç edemiyoruz. Geçen yılki ihracat da 10 milyon doların altında kaldı.

TÜRK ÇAYI NEDEN PAHALI?

-Türk çayını pahalı yapan unsur iklim şartlarından kaynaklanıyor. Dünyanın en kuzeyinde yapılan çay tarımı Türkiye’de. Üzerine kar yağıyor ve böceklenme olmuyor. Böcekler için ilaç kullanımı da yapılmıyor.

-Diğer büyük üreticiler ise tropikal iklimlerde, çok nemli ve yağışlı coğrafyalarda yer alıyor. Bundan dolayı bizde yılda 3 sürgün, onlarda 8-9 sürgün alınıyor. Maliyetleri buna göre düşüyor.  

-Ancak sıcak ve aşırı nem böceklenme de yapıyor ve bunun için ilaç kullanılıyor. Büyük üreticilerin fiyat avantajı var ama sorunu da bu. Söz konusu ürün haşlı suda demlenen çay olunca, kullanılan kimyasal ilaç daha da önem kazanıyor.

KURTULUŞU EKOLOJİDE

-Türk çayının, bu çaylar karşısında kurtuluşu da, suni gübreyi tamamen terk ederek ekolojik üretimde dönmekte yatıyor. Bizde böceklenme yok. Sadece suni gübre kullanılıyor. Bırakıldığında ve doğal gübreye geçildiğinde Türk çayı ekolojik olacak, lig atlayacak ve daha yüksek fiyattan satılmaya hak kazanacak. Dünyada ekolojik alanda pazarını arayacak.

-Bunun için karar da alındı. Hatta Çaykur Hemşin özel havzasında ekolojik üretime başladı, sertifikasını aldı. Yine aynı yerde ekolojik çay üreten bir fabrika da kurdu ve satış sorunu da yok.

-Sorun Rize’nin tümünü ve üreticilerin beşte birinin olduğu Trabzon’un bir kısmını ekolojik üretime geçirmede, bunun için yeterli doğal gübreyi bulmada, makasla kesmek yerine elle toplayacak bir düzeni kurmada. Böyle bir karar üç yıl önce alındı ama hazırlıkların yetişememesinden dolayı ertelendi.

RİZELİ’NİN AYAĞINA GELEN FIRSAT

-Sorunun anlatılması ve çözümü için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hafta sonu Rize’ye gelmesi iyi bir fırsat sunuyor. Bu konu görüşülür ve sıkı bir karara bağlanırsa Türk çayının kurtuluş yolu açılır. Çaykur da kurtulur, azotlanan Rize toprakları ve suları da. Biz de daha kaliteli ve daha sağlıklı çay içeriz.

ÇAYDAKİ KORUMA % 145

-Yoksa yüzde 145 gümrük vergisi ile korunan Türk çayının sorunu giderek ağırlaşıyor. Topraklar ve sular aşırı gübre kullanımından dolayı artık kireçlendi, taşlaştı ve kaybedildi. Derelerden akan su değil azotun kendisi. Çay ağaçları çok yaşlı. Sökülüp yeniden dikilmesi gerekiyor.

-Çayı hasadı için Gürcistan’dan mevsimlik işçiler geliyor veya yarılığa veriliyor. Fabrikalara gelen çaylar arasında otlar ve çay dallarına dahi rastlanıyor. Kendi çayımızın kalitesini kendimiz bozuyoruz.

ŞİMDİ YAPILAMAZSA NE ZAMAN?

-Temeli 1938’de atılan Türk çayını içip bitirdik. Yenileyip geliştiremedik. Yenisini demlemek yeni bir fedakarlığı ve yatırımı gerektiriyor artık.

-Arka arkaya iki başbakan ve bir cumhurbaşkanı çıkarmış bir il bunu şimdi yapamazsa ne zaman yapacak?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!