TSPB tarafından gelenekleştirilen Sermaye Piyasaları Kongresi’nin 4.’sü başladı. Yerli, yabancı katılımcılar yanında kalabalık dinleyici kitlesinin katılımıyla konular ve sorunlar ele alınıyor, tartışılıyor. Bir anlamda sermaye piyasalarının halka iletişimi kuran organizasyona dönüştü diyebiliriz.

Eğer amaç bu ise Borsa İstanbul’un elinde müthiş bir araç daha var.

 

TÜRKİYE’YE YAYILI 400 İMKB OKULU

 

-Tüm ülkeye yayılmış 400’den fazla İMKB temel eğitim ve orta öğretim okulları faaliyette. Okullar 1998’de rahmetli eski İMKB Başkanı Tuncay Artun’un borsa kaynaklarından eğitime bağışladığı 200 milyon dolarlık kaynakla yapıldı.

-Bugün bu okullarda eğitim görenlerin çoğu herhalde İMKB nedir diye bilmez. Çünkü 2012’de borsanın adı değiştirildi ve Borsa İstanbul oldu. İMKB adı da unutuldu gitti.

-Yabancı yatırımcıları çekmek amaçlı yapılan bu isim değişikliğinin kayıplarını çok gördük de, doğru dürüst bir katkısı göremedik. Çünkü Nasdaq Grubu ile teknoloji işbirliği ve ortaklık kuruldu ancak yürütülemedi. EBRD de Borsa İstanbul’a ortak oldu fakat son genel müdür ataması nedeniyle bu pay da Türkiye Varlık Fonu’na devrediliyor. Döndün geldik yine başa.

-Madem yabancı ortak alımında başarılı olamadık ve yabancıların hisse senedi piyasasındaki toplam payları üçte iki sınırında gezinip duruyor, Borsa İstanbul’un adını yerlileştirmekte fayda var. Borsa İstanbul yerine İstanbul Borsası diyelim olsun bitsin.

 

400 OKULLA BAĞ KURMAK

 

-Bu öneride asıl amacım isim değişikliği değil. İsim değişikliği ile Türkiye’nin her yanına dağılmış, inşası borsanın kaynaklarından karşılanmış 400’den fazla okul arasında bir bağ kurmak. Bu kanalla sermaye piyasasını Türkiye’ye yaymak, eğitim düzeyine indirmek, sermaye piyasanın doğru tanıtımını yapmak pekala mümkün olabilir.

-Başarılı bir Kongre düzenleyen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği bu toplantısına devam ederken, dikkatini bir de bu tarafa çevirsin derim. Görecek ki asıl potansiyel bu tarafta ve yapılacak çok iş var.

 

SORUN ANLAŞILDI GALİBA

 

-Dün Kongre’nin açılışında konuşan SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu sermaye piyasasının talep yönünün güçlendirilmesi gerektiğini belirterek “Bunun için öncelikli olarak yerli yatırımcı talebinin oluşması gerektiğinin farkındayız” dedi. Bu önemli gelişme, SPK başkanı düzeyinde öncelikli sorunun anlaşıldığını gösteriyor. Bundan sonra gereğinin yapılıp yapılmayacağına bakacağız.

-Değişen sermaye piyasasının önemli konularından birinin kitle fonlaması olduğuna işaret eden Ali Fuat TaşkesenlioğluHisse senedine dayalı kitle fonlaması yönteminin yakın zamanda sermaye piyasalarımızın önemli bir gündem maddesi olmasını beklemekteyiz” diye konuştu.

 

KİTLE FONLAMASI: BIÇAK SIRTI GİDİŞ

 

 

-Kitle fonlaması, adı üstünde kitlelerin fonlamasına dayanan, karşılığında küçük hissedar olunan iş ve şirket kuruluşlarını ifade ediyor.

-Zor ve Türkiye ortamında yanlış yerlere çekilebilecek bir uygulama.

Çünkü risk almayı seven ve yeni girişimlere açık, çıkan ilk fırsatı da değerlendirmek isteyen bir insan kaynağımız var. Her aşaması doğru gözetlenir ve denetlenirse, doğru aktörler öncülük ederse çok iyi işler yapılabilir.

-Ancak biz biliyoruz ki, bunu pek yapamıyoruz. İyi başlasak bile devamını iyi getiremiyoruz. İyi işler ortaya çıktığında hemen taklidi, kötü niyetlisi de ortaya çıkıyor. Spekülasyon, manipülasyon, istismar gırla gidiyor ve piyasa bozuluyor.

 

GEÇMİŞTEN HİÇ Mİ DERS ALMADIK?

 

- Bu duruma ilişkin geçmişte epeyce deneyim biriktirdik. 1960’lardan başlayarak yurtdışına giden işçilerimizin kurduğu işçi şirketleri veya hemşeri şirketleri  büyük heyecanlarla işe başladı ama çok azı bugüne geldi.

-1981 yılında bankerler olayı yine kitlelerin nasıl kandırılabildiğine iyi bir örnektir. Bugünkü sermaye piyasası kurulması ve resmiyet kazanmasını da bu olay tetikledi.

-1990’lı yıllarda dini söylemlerle yine yurtdışı çalışanlar arasında toplanan paralarla Türkiye’de fabrikalar ve girişimler kuruldu. Bunların da çoğu sorun yaşadı ve ekonomik hayattan çekildi.

-Halka açılan pek çok şirket oldu, sermaye piyasası sorunlarının çözümünde sıra atlayarak halka arz seferberliği de düzenledik ama yatırımcısının yüzünü güldüren şirket sayısı çok az oldu.

 

NE YAPILMALI?

 

-Henüz temel sermaye piyasası düzenini kuramamış ve bunun yerli yatırımcı ayağını yaratamamışken, kitle fonlaması gibi, en ileri aşmaya geçmeye niyetleniyoruz. Şirketlerin halka açılmalarından daha riskli bir sermaye piyasası aracının pazara sürülmesi erken bir aşama.

-Belki buradan da bir kaç şirket elimizde kalacak, ama bunca küçük yatırımcıyı mağdur etmeye değecek mi acaba?

-Bunun yerine Başkan’ın da katıldığı gibi, önce yerli yatırımcı tabanı geliştirilmeli. Bu yatırımcı tabanının sermaye piyasasından beklentisi de, gerçeklerle uyumlu hale getirilmeli.

-Sermaye piyasasının gelişmesi için, mevzuatın gözden geçirilmesi, eksikliklerin tamamlanması, banka mevzuatının sermaye piyasasıyla uyumlaştırılması, kurumların yeniden organize edilmesi ve özerkleştirilerek etkin çalışmalarının sağlanması da gerekiyor.

-Sorunları sırasıyla çözülmeli. Yoksa birbirine karışıyor ve yol alınamıyor. Piyasa da, kurumlar da geriye gidiyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!