Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

2019 yılına ait 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması açıklandı. Üretimden satışlar yüzde 16.4 artarken, dönem karı yüzde 3.0 azaldı. 500 Büyük Sanayi’de borçlar yüzde 21.5, özkaynaklar yüzde 14 düzeyinde arttı.

Buna göre şirketlerde özkaynakların payı azalırken, borçların payı büyüdü ve özkaynakların iki katını geçti. Kaynak yapısı içinde borçların payı yüzde 68.4’e çıktı, özkaynakların payı ise yüzde 31.4’e indi.

ÇARPIK KAYNAK YAPISI

-500 Büyük içindeki özel şirketlerde ise kaynak yapısı daha çarpık. Özkaynakların payı yüzde 29.4’e gerilerken, borçların payı yüzde 70.6’ya yükseldi. Sanayi sektörü ilk kez bu kadar borçlu.

-Yüzde 71’e varan borçluluk oranıyla bir sanayi ne yapar? Normalde elde ettiği karın yüzde 71’i finansman maliyetlerine gider.

-2019 yılında finansman öncesi 129 milyar lira kar eden 500 Büyük Sanayi’nin finansman giderleri 63.8 milyar lira oldu. Geriye kalan 61.6 milyar lira ise dönem karı oldu. Bu da yüzde 31’lik özkaynak kesimine düşen paydır.

SANAYİ PARADAN PARA KAZANIR

-Yüzde 31 pay ile karın yüzde 49’una sahip olmak, bize şirketler niye bu kadar borçla iş yapmayı sürdürdüğünün yanıtlarından birini veriyor. Elin parasıyla zarar edilmiyor, para kazanılıyor.

-500 Büyük Sanayi karlarının yaklaşık yarısını ana faaliyet dışından elde ediyor. Bu da şirketlerin elindeki kaynağı finansal piyasalardaki değerlendirmesiyle oluyor. 2019 yılındaki ana faaliyet dışı gelirler 37 milyar lirayla dönem karının yüzde 60’ıdır.

ÖZKAYNAK KARLILIĞI NİYE TAVANDA?

-Bu nedenledir ki sanayi şirketlerinin özkaynak karlılığı yüzde 18.6 ile 2000’li yılların en yükseğine çıktı. Yanlış anlaşılmasın 500 Büyük fazla kar etmiyor.

-Ama ettiği karı yüksek borçla ve küçük özkaynakla sağlıyor. Özkaynak karlılığı bundan dolayı yüksek çıkıyor ve bankaları yaklaşık 8 puan geride bırakıyor.

BORSADAKİLER DURUMU GÖRDÜ

-Zaten bu durumu borsadaki yatırımcılar gördü ve son yıllarda giderek sanayi hisselerine yöneldiler. Sanayi şirketleri normal biçimde temettü dağıtıyor.

-Bankalar ise BDDK’nın düzenlemesi altında küresel krizden bu yana temettü dağıtmayıp karını özvarlıklarına ekliyor.

-Temettü konusunda bu farklılık endeks performanslarına yansıdı. Bir dönem banka endeksi sanayi endeksini ikiye katlarken, şimdi sanayinin altına bile düştü.

RİSK KİMİN ÜZERİNDE?

-Kaynakların yüzde 30’u özkaynak, yüzde 70’i borçlardan oluşuyorsa sanayi şirketlerinde risk kimin üzerinde? Normalde işin patronunun veya yüzde 30’luk özkaynağı karşılayanların bir eli taşın altında elbette.

-Ancak yüzde 70’lik borcu verenlerden iki el daha taşın altında. Borcun yarısını veren yurt dışı ile diğer yarısını veren yurtiçi bankalar. Bu açıdan baktığımızda sanayi şirketlerinin sahipliğinde ve riskin paylaşımında üçlü bir yapıdan bahsedebiliriz.

SANAYİCİ BORÇLA YAŞAMAK ZORUNDA

-Sonuçları açıklayan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan kaynak yapısındaki çarpıklığa dikkat çekti ve şunları söyledi:

"Bu borç ve finansal yük altında sanayicinin bugün en büyük avantajı, faizlerin düşük seviyede seyretmesidir. İSO 500’ün
temel göstergeleri göstermektedir ki, sanayici kazandıklarıyla borç kapatamıyor. Borçla yaşamak zorunda. Bu borcu çevirebilmek adına düşük faizlere ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle yüksek faizle mücadeleyi hiç hafife almamalıyız."

ÖNCE SERMAYE DOSTU YAKLAŞIM

-500 Büyük Sanayi raporu bize önemli çıkarımlar sağlıyor. Öncelikle özkaynakların takviye edilmesi gereği açıktır. Karlılık ancak böyle artabilir. Bunun için halka açılma ve elde edilen karın özkaynaklara eklenmesi dahil, bütün kanallar denenmelidir.

-Daha da önemlisi mevzuat, kamu yönetimi ve toplum sermaye dostu bir yapıya dönüştürülmelidir. Vergi mevzuatı net olmalı ve daha sonra da değişikliğe gidilmemeli. -Hukuk egemen kılınmalı ve mülkiyet hakları güçlendirilmeli. Sistemin güvenilir bir denetleyicisi ve gözetleyicisi de olmalıdır.

İŞ BORÇ KRİZİNE VARMASIN

-Yoksa sermaye birikmez ve büyümez. Borçlar büyür. Böylesi yüksek borç yüküyle sanayi şirketleri de yatırım, kapasite artırımı, teknoloji yenileme, ar-ge’ye gerekli kaynağı ayıramaz. Verimliliği artırıp rekabet gücünü koruyamaz.

-Borçlar daha da büyüdüğünde alacaklılar için riskler gerçekleşir. O zaman ekonomiyi bir borç krizi bekler.

-Daha önce devlet kaynaklı borç krizini yaşadık, bedelini de ağır bir şekilde ödedik. Sanayi veya özel sektör kaynaklı borç krizini ise ilk kez yaşarız.

-Ama ne ile karşılaşacağımız aşağı yukarı belli. Sanayiden ve özel sektörden bankalara, bankalardan devlete ve devletten tüm topluma yayılan bir yükü sırtlanacağız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00