Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Birden fazla güçlü etken bir araya geldi, küresel piyasalar da yerel piyasalar da düğün bayram etti.

Dünya piyasaları, ABD seçimlerinin pozitif ve dengeli bir şekilde geçmesinden etkiledi.

Yanına sürpriz şekilde koronavirüs aşısı haberi eklendi. Bulunmak üzere olan aşı yüzde 90 koruma sağlayacak. İlk açıklananlara göre koruma oranı 30 puan kadar daha yüksek. Ancak yüzde 10 ıskalama payı da çok yüksek. 100 milyon insan aşı olacak ama 10 milyonunda etkisi görülmeyecek.

Bu haliyle aşı salgını önlemeye yetmeyebilir ama piyasaları coşturmaya yetti. Risk iştahı birden yükseldi, emtia fiyatları fırladı, piyasalar uçtu. Küresel borsalar tarihi en yüksek düzeylerine çıktı. Son olarak 2 Eylül’deki rekor düzeylerini de geçtiler.

EL KOYMA GEREĞİ NEREDEN ÇIKTI?

-Türkiye piyasalarında hafta sonu yapılan Merkez Bankası Başkanı değişikliğinden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası da resmileşti. Bu istifanın Merkez Bankası’na yapılan atamanın peşinden gelmesi dikkat çekici, birbirini tetiklemiş gibi görünüyor.

-İstifanın kabul edilmesi de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruma el koyduğunun, ekonomi yönetiminde değişikliğe gittiğinin göstergesi. Bunun da etkisiyle Türk Lirası yüzde 5’le günlük bazda dünyada en çok değer kazanan para birimi oldu.

-Olay Merkez Bankası’ndan çıktıysa burada ters giden neydi ki, Cumhurbaşkanı el koyma gereğini duydu?

-Türk Lirası değer kaybediyor, rezervler eriyor, faizler de artıyor. Bunlar önemli.

-Enflasyon yükseliyor ve Merkez Bankası’nın ana görevi bu ama ülke yönetiminde enflasyonun sorun olarak görülmediğini düşünüyorum.

-Döviz rezervinin erimesi ciddi bir sorundur. Kurun artışı da sorundur ama kur mu faiz mi artsın tercihinde Cumhurbaşkanı’nın tavrının kurdan yana olacağını olacağını tahmin ederim. Çünkü “enflasyonun sebebi faizdir” diye düşünüyor.

-Dolayısıyla son dönemde faizlerin artırılıyor olması ve daha da artırılacağının işaretlerinin verilmesi, Cumhurbaşkanını rahatsız etmiş ve duruma el koyma gereğini duymuş olabilir.

GEREKLİ KARARLAR ALINACAK MI?

-Buradan hareketle denilebilir ki, değişim ve bundan sonraki gelişmeler TL’nin değer kaybını durdurucu, rezerv erimesini önleyici ve faiz artışını durdurucu yönde olabilir.

-Dün de belirttiğim gibi, bu üçünde ilerleme sağlanması dışarıdan yüklü kaynak bulmaya bağlı. Swap görüşmeleri bir an önce sonuçlandırılabilirse böyle bir amaca hizmet edebilir. Yoksa üçünün aynı anda sağlanması mümkün değil, birinden feda edilmeli.

-Piyasaların dün verdiği güçlü pozitif tepkinin bir kısmı, negatif gidişe yapılan müdahaleyle tersinin beklenmeye başlamasından kaynaklanıyor. Tepki veren piyasalar arasında dünyadan pozitif ayrışan sadece TL’nin değerlenmesiydi. Diğer piyasaların pozitif hareketi küresel piyasalarla paralellik arzediyor. Dünya piyasalarını aşan bir durum yok.

-TL ise zaten aşırı değer kaybetmiş. Üstüne pozitif algılanan bir müdahale geliyor. Yeni gelen Merkez Bankası Başkanı da 19 Kasım’daki Para Politikası Kurulu’nda “gerekli politika kararları alınacaktır” dedi. Açıklama 19 Kasım’a kadar olağanüstü bir faiz artırımı beklemeyin diye de yorumlanabilir.

-Ne gerekiyorsa o tarihte karar verilecek. Bir anlamda piyasalara randevu verildi. O tarihte bir şey söylenecek, şapkadan bir tavşan çıkarılacak.

-Ancak kur da ilk günden yüzde 5 düştü. Son yılların en güçlü günlük TL değerlenmesini yaşadık. Dolar 8.5 lira düzeyinden 8 TL’ye doğru geriledi. Bundan sonra döviz kurları daha fazla düşmese ve 19 Kasım’a kadar dalgalı yatay seyrederse zaten sorun kalmayacak. Yapılması gereken bir şey olmayacak, faiz artırım ihtiyacı azalacak.

-Hatta bunun üzerine faizde bir sadeleşmeye gidilir, politika faizi ile fiili fonlama faizi birbirine yaklaştırılabilir de. Nerden baktığına bağlı olarak, gerçek duruma göre faiz düşürülmüş de, resmi politika faizine göre artırılmış da görünebilir.

BİR TERCİH YAPILDI

-Mevcut ekonomik sorunların üzerine küresel salgının getirdiği yeni yükler oldu. Bütün ekonomileri negatif etkileyen, toplam dünya büyümesini yüzde 4.4 daraltacak bu konjonktüre karşı Türkiye bir tercihte bulundu. Kamu borçlanmasını artırarak kamu harcamalarını büyüttü. Krediyle özel sektör tüketimini ve üretimini destekledi, ekonomiyi canlandırdı.

-Bu nedenledir ki Türkiye için 2020’de beklenen yüzde 5 daralma yerine sıfır düzeyinde, belki çok az pozitife geçen bir büyümeyle karşılayacağız.

Bu tercihin yan etkisi olarak cari açığın büyüyerek kurları sıçratması ve enflasyonun yükselmesi sorunuyla karşılaştık.

-Her türlü pandemiden negatif etkilenecektik. Büyümenin gazına basarak etkileneceğimiz alanları biz seçmiş olduk. Şimdi ekonomi yönetimindeki değişmeyle bu alanların değişmesini beklemiyorum.

-Bu aşamadan sonra da artık geç olur. Etkilenmeyi geriye sarmak mümkün değil. Bir kanaldan etkilenmek varken, iki kanaldan da darbeyi yeriz. Baştan dengeli bir tutum takınılsaydı sonuçta etki ve faturanın ödenmesi de daha dengeli olacaktı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • hurkishilik 25 gün önce şapkadan ne çıkacak ben size söyleyeyim: vergilere zam
    CEVAPLA
0:00 / 0:00