Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Küresel salgının ekonomiye etkisi genelde negatif. Çünkü dünya ekonomisini toplamda daraltıyor. Ancak etkisi sektör sektör önemli farklılıklar gösterebiliyor. Mesela teknoloji, dijital ve sağlık sektörünün pozitif etkilenmesinde olduğu gibi.

Ya da kişi başına yıllık 3.8 kilogram kuru çay tüketimi ile dünyada ilk sırada yer alan Türkiye’nin pandemide bu tüketimi artırması gibi. Pazarın yaklaşık yarısını elinde bulunduran Çaykur’un satışları pandeminin ilk üç ayında yüzde 50 artmış. İnsanımız karantinada evde oturmuş, vurmuş kendini çaya ve borsaya demek.

-Yine dün Zorlu Holding CEO’su Ömür Yüngül dayanıklı tüketim sektöründe işlerin iyi gittiğini söyledi. Pandemi ile birlikte Uzak Doğu'ya giden siparişlerin bir kısmının Türkiye’ye kaydığını, iç pazarın canlandığını belirten Ömer Yüngül, 2021 siparişlerinin bu yıldan çok daha fazla olduğunu söyledi.

-Beyaz eşyada büyük ölçüde ihracata çalışacak 200 milyon Euro'luk yatırım yapacaklarını kaydeden Ömer Yüngül “Vestel’de eleman ihtiyacımız var. 2 bin kişi istihdam edeceğiz ama pandemiden dolayı Manisa’da bulamıyoruz” dedi. Yüngül, beyaz ve kahverengi eşya üretiminin Türkiye’nin ana sektörlerinden biri olduğunu, ihracatla Avrupa pazarında ilk sırada, dünyada da ilk 5 içine girdiklerini söyledi.

ÜÇÜNCÜ ÇEYREĞİN KÂRLI SEKTÖRLERİ

-Ömer Yüngül'ün sözleri beni borsa şirketlerinin kârlarına, sektörlerin kârlılık performansına yöneltti. Borsada sektörlerin üçüncü çeyrek bilançolarına baktığımızda kâr artışında dayanıklı tüketimin 3. sırada yer aldığını görüyoruz. Ziraat Yatırım’ın 325 şirketin bilanço analizine göre borsada toplam kâr artışına etkisi bakımından bankalar ve holdinglerin ardından dayanıklı tüketim üçüncü sırada geliyor. Otomotiv dördüncü ve savunma sanayi beşinci sırada yer alıyor.

-Bankaların sermayesi büyük ve kârları buna orantılı, zarar etme gibi bir seçenekleri de yok. Holdinglerin kârı da, şirketlerinin 2019 karını dağıtmasından oluşuyor ve geçmiş yılı yansıtıyor. Dolayısıyla üretici sektör ve pandemi dönemi kârı diyebileceğimiz dayanıklı tüketim sektörünün kârı öne çıkıyor.

ZARARDAKİ SEKTÖRLER

-Toplam kârları aşağı çeken yani zarar eden sektörler ise doğrudan pandemiden etkilenen faaliyet kollarını kapsıyor. Havayolları ilk sırada geliyor ve zararın büyük bölümünü oluşturuyor. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ikinci sırada, kimya üçüncü, enerji dördüncü ve demir çelik beşinci sırada yer alıyor.

-Zarar etmeyen ama kârı yüksek ölçüde azalan sektörlerin başında turizm geliyor. Sektörün 3. Çeyrekteki kârı yüzde 74 azaldı. Tekstil ve yan sanayindeki kâr düşüşü de yüzde 56 düzeyinde gerçekleşti.

PANDEMİNİN VURDUĞU KÂRLAR

-325 borsa şirketinin üçüncü çeyrek dönemdeki kârlarının toplamı ise 29 milyar lira. Geçen yılın aynı çeyrek kârı da 28.4 milyar liraydı. Buna göre yüzde 1.9 ile küçük oranlı da olsa bir artışı gerçekleşmiş durumda.

-Ancak parasal genişleme, negatif faiz uygulaması, kredi genişlemesi, yaz aylarının etkisiyle yılın üçüncü çeyrek büyümesinin de iyi çıkacağını ekleyelim. Canlanan ekonomiye paralel şirketlerin kârlarında belli bir toparlanma söz konusu olmuş. Önceki çeyreğe göre bu çeyrekte toplamda kâra geçmişler.

-Yine aynı kurumun 323 borsa şirketinin bilançolarından yaptığı hesaplamalara göre 2019 ikinci çeyrekte 25.2 milyar lira olan toplam kâr 2020’nin aynı çeyreğinde 21 milyar liraya indi ve yüzde 17 azaldı. İkinci çeyrek tam olarak pandeminin ve karantinanın etkisi altında geçti.

-Yılın ilk çeyreğindeki ise 332 borsa şirketinin 16 milyar liralık kârı 15.3 milyar liraya indi. Dolayısıyla yılın 9 aylık dönemi için şirket kârlarının reel olarak azaldığı açık. Yılın tamamında da böyle bir gerçekleşme olasılığı var.

-Pandemi, büyük karantina, ekonomik faaliyetlerin durması hatta ikinci çeyrekte yüzde 9.9’luk daralma meydana gelmesi şirket kârlarını azaltmış, ancak durumları tahmin edilen kadar kötü değil. Kredi artışı ve borç yapılandırmaları işe yaramış anlaşılan. Pandemi vurdu ama yıkamadı.

KÂR KADAR BORSA PERFORMANSI

-Şirket kârları azalıyor ve üstelik yabancı yatırımcıların portföyünde yüzde 10 gibi ciddi bir azalma da varsa, fiyatlara yansıması kaçınılmaz. Dünya borsalarının rekorlar kırdığı ve gelişmekte olan borsaların rekor düzeylerine yaklaştığı bir yılda Türkiye Borsası’nın performansı ise vasat.

-Dolar bazlı endeksle BİST 100 Endeksi geçen yıl ağırlıklı ortalama olarak 1.75 dolar iken bu yılın 10 aylık döneminde 1.61 dolara indi. Bu da dolar bazında yüzde 8 kayıp demek.

-Borsa yıllık ortalama 1.61 dolarlık düzeyi en son 2004 yılında görmüştü. O yılın ortalama dolar bazlı endeksi 1.40 olmuştu.

-Tarihsel olarak fiyatlardaki bu düşüşte şirketlerin kâr artışlarında zorlanmaları ve zayıflaması, temettü dağıtımını daha düşürmeleri, Türkiye riskinin artması ve yabancıların varlıklarını azaltmasının payı var.

PİYASA DOSTU YAKLAŞIMIN ÖNEMİ

-Piyasa dostu yeni ekonomi yaklaşımı sürdürülür, TL’nin değer kaybı durdurulursa bunun borsaya yeni yabancı yatırımcı çekmesi mümkündür. Yerli yatırımcıların borsaya olan yüksek ilgisi devam ediyor. Yanına yabancı talebi de eklenirse hisse senedi fiyatları ve endeksler daha toparlanabilir. Gelişmekte olan borsalarla fiyat makasını giderek küçültebilir.

-Borsa için yeni ekonomi yönetiminin piyasa dostu yaklaşımının önemi açık.

-Ama piyasa dostu yaklaşım ve reformların hayata geçirilmesinin asıl önemi, pandeminin en zor aşaması olacak kış dönemini şirketlerin fazla kayıp vermeden atlatması olacak. Pandemi önlemlerinden dolayı ekonomi yavaşlayacak, faizler de yüksek. Bol ve ucuz kredi de olmayacak. Bu kış şirketler için son yılların en kritik kışı olmaya aday. Kim kalacak kim gidecek belli olacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00