Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye’nin üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 6.7 açıklandı. Beklenen bir büyümeydi.

Çünkü onca arsa, arazi, konut satıldı. Hem satış hem fiyat rekorları kırıldı.

Benzeri bir durum otomobilde yaşandı. İlk elde otomobil yok sattı. İkinci el fiyatlar ilk el fiyatları yakaladı. Pandemiyle bireysel ulaşımın öne çıkması otomobile talep yarattı.

Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, bilgisayar, mobilya gibi dayanıklı tüketim malları da en canlı dönemlerinden birini yaşadı.

Ekonominin bu alanlarında sağlanan canlanmada salgının etkisi elbette var.

KREDİ VE NEGATİF FAİZ ETKİSİ

-Ama ucuz kredinin de payı var. Enflasyon düzeyinde veya altında kredi faizleri tüketici için elbette çok cazip. Özellikle konutta. Parası olan parasını koydu, üzerine kredi aldı. Olmayan kredi kullandı.

-Bir de bankada parası veya finansal varlığı olanların yarattığı hareket var. Faizlerin negatif olacağını tahmin eden ve gören bu kesim hazırlığını önceden yaptı ve alternatif alanlara yöneldi.

-Parasını borsaya, altına, dövize kaydıranlar oldu. Altın ithalatının 23 milyar doları bulmasının nedeni bu. Döviz hesaplarının da 228 milyar dolarla rekoru çıkması yine aynı nedenden. Elde ettikleri getirileri de enflasyonu 2’ye 3’e katlayacak şekilde gerçekleşti.

-Ayrıca negatif faize razı olmayanların bir kısmı dayanıklı tüketime yöneldi. Özellikle gayrimenkule ve otomobile. Konut fiyatlarında son bir yıllık artışın yüzde 27’yi bulması bu alana yatırım yapanları da karlı çıkardı. Otomobil fiyatları da ortalama bazda yüzde 45 arttı.

TÜKETİM, ÜRETİM, YATIRIM SAÇAYAĞI

-Bütün bunlar hanehalkı tüketimini destekleyerek büyümenin önemli ayaklarından biri olan dayanıklı tüketim artışını patlattı. Yılın üçüncü çeyreğinde GSYH kalemleri içinde en yüksek artışı yüzde 61 ile özel kesimin dayanıklı tüketimi yaptı.

-Kaliteli tüketim diye tanımlanacak dayanıklı tüketime büyük harcama yaptık. Bunun sayesinde hanehalkı tüketimi yüzde 9.2 artarak büyümenin iki önemli ayağından birini oluşturdu.

-Büyümenin diğer büyük ayağını ise yatırımlar oluşturdu. Yatırımlar 2 yıllık gerilemenin ardından ilk kez yüzde 22.5 düzeyinde pozitif artış kaybetti.

-Yatırımlar içinde inşaatın payı yüzde 48 ile yüksek kalmaya devam ediyor. Çünkü inşaat yatırımları 2 yıl sonra son çeyrekte yüzde 14.7 artışla büyümeye pozitif katkı yaptı.

-Makine ve teçhizatın payı yüzde 39 düzeyinde ve son çeyrekte yüzde 23.5 arttı.

-Sonuçta büyümeye tüketim yüzde 5.4, yatırımlar da yüzde 5.2 destek verdi. Bu açıdan dengeli ve kaliteli bir büyüme.

-Aynı denge üretim tarafında da var. Üçüncü çeyrekte tarım yüzde 6.2, sanayi yüzde 8.0

ve inşaat da yüzde 6.4 büyüdü. Düşük kalan yüzde 0.8 büyümeyle hizmetler. O da malum nedenden.

-Üçüncü çeyrek büyümesi gayet iyi, dengeli ve kaliteli. Sadece tüketim değil aynı zamanda üretim ve yatırımla da gerçekleşmiş. Dolayısıyla bu büyüme tüketim, yatırım ve üretim olarak üçlü sacayağı üzerine oturmuş kaliteli bir büyüme.

BU FIRSAT KAÇMAZDI

-Benim üçüncü çeyrek büyüme verisinden çıkardığım Türkiye’de ekonomik karar vericilerin fırsatları çok iyi değerlendirdiğidir. Dağıtılan ucuz ve bol parayı alma gücü olan hemen herkes aldı ve kredisini kullandı.

-Kendi parasını üzerine ekleyip ava çıkan da oldu, işini gücünü kurtaran da. Bu çerçevede parayı finansal piyasalarda değerlendirenler veya spekülasyon yapanlar da var, gayrimenkulde veya otomobilde rantın izini sürenler de.

-Ama para yatırımlara da ve inşaata da gitmiş. Para veya alınan kredi üretim için de, borçları ödemek ve ertelemek için de kullanılmış. Borç geri ödemek derken daha çok dış borç ile dövize endeksli borçları kapatmayı kastediyorum.

YÜKSEK BÜYÜMENİN FATURASI

-Geride bıraktığımız yüksek büyümenin sakat tarafı ise yüksek enflasyona ve yüksek cari açığa yol açması, rezervleri tüketmesi, aşırı kredi büyümesiyle sağlanmasıdır. Yani sürdürülemez oluşu ve cephanemizin sadece tek çeyreğe yetmesi.

-Bu nedenle frene basmak zorunda kaldık ve ekonomi yönetimini kasım ayında değiştirdik.

-Dolayısıyla bu çeyrekte yenilen yemeğin bedeli sonraki çeyreklerde ödenmek durumunda kalınacak. Bu da büyümenin öne çekilmesi ve gelecek çeyreklerde işimizin zorlaşması demek.

-Frene basılmış olmasına karşılık büyüme azalarak da olsa son çeyrekte sürüyor. Konut satışları, otomobil satışları devam ediyor. İhracat ve üretim de sürüyor. Tarım üretimi bu yıl zaten pozitif seyrediyor.

-Buradan hareketle üçüncü çeyrekteki büyümenin yarısını son çeyrekte yapsak, yıllık bazda yüzde 1 civarında GSYH artışı sağlarız. Bu pekala mümkündür ve üçüncü çeyreğin ardından dördüncü çeyrekle iki çeyrek üst üste büyüme sağlayabiliriz. Sonrası ise yine zor.

ZORLUK NEREDE?

-Sorun küresel salgının en zor aşamasını yaşayacağımız bu kış mevsiminde büyüyüp büyüyemeyeceğimizdedir.

-Piyasa dostu yönetim sergilemek, reformlar ve yapısal önlemlere başvurmak elbette önemli ve beklentileri iyileştirir ama yetmez.

-Yüklü finansal kaynak da lazım. Tercihen de dış kaynak. Salgından etkileneceklere kredi kullandırmak artık çare değil, doğrudan yardım ve bağış yapmak gerekiyor.

-Yüksek büyümeye dönüş için, daha fazlası lazım. O da aşının gelmesine ve salgının sonlanıyor olmasına bağlı.

-Şimdilik tünelin ucunda görünen, aşılamanın havaların ısınmasıyla çakışacağı mayıs-haziran aylarını işaret ediyor. Hayatın ve ekonominin normale dönmeye başlamasıyla yılın ikinci yarısında yeniden yüksek büyümeye dönebiliriz.

-Bu durumda önümüzde çok kritik iki çeyrek geçireceğiz ve işimiz gayet zor görünüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00