Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

30 yıl sonra yeniden 30 bin puanlık düzeyini gören Japonya Borsası’nın seyri İlhan Berk’ın şiiri ile ne güzel örtüşüyor. “Ne böyle sevda gördüm, ne böyle ayrılıklar.” Hakikaten dünyada yok böyle bir piyasa.

Bunun için önce bitişikte yer alan Tokyo Borsası endeksi Nikkei’nin 70 yıllık seyrine bakmak gerekiyor. Başka hiçbir borsa veya piyasada görülemeyecek bir trend çizmiş. Ya da bu trendleri öyle uzatmış ki, bütün piyasaları geçmiş.

40 YIL YÜKSELDİ, 30 YILDIR KENDİNE GELEMİYOR

-Yayımlanmaya başladığı 1950 yılı ortalaması 101.68 olan Nikkei Endeksi tam 40 yıl boyunca yükseldi. İkinci dünya savaşından çıkan Japonya’nın ekonomideki toparlanması borsasına yansıdı. Sadece yansıma değil, gerçek ekonomik performansın çok üstüne de çıktı ki, piyasa 30 yıldır kendine gelemiyor.

-1989’un son gününde 38.916 ile rekora çıkan endeksin 40 yıllık primi yüzde 38 bin veya 381 kat oldu. 1974 yılındaki petrol krizinden sonraki primi ise yüzde 1.000’i yani 10 katı geçti.

-1990 başından itibaren başlayan düşüş ise 19 yıl sürdü ve küresel krizde dip yaptı. 9 Mart 2009’da 7.028’e inen Nikkei Endeksi 19 yılda yüzde 82 geriledi. Kazancın beşte dördü gitti.

Üstelik bir anda değil yıllarca ve yerine de hala tam anlamıyla konulamadı.

REKORUNUN % 20 ALTINDA

-2009’dan başlayan yükseliş küresel borsalarla halen devam ediyor ve Nikkei Endeksi 16 Şubat itibariyle 30 yıl aradan sonra ilk kez 30 bin puanı gördü ve 30.720’ye kadar çıktı. 2009 yılındaki dip düzeyine göre yüzde 337 artış kaydetti.

-Ama hala 30 yıl önceki rekor düzeyinin yüzde 21 altında. Beşte bir daha düşük düzeyinde. Üstelik bu nominal. Reel anlamda daha fazla bir kayıp söz konusu olabilir.

-Dolayısıyla 40 yıl boyunca yükseldikten sonra, 30 yıl önceki rekor düzeyine bir türlü varamayan ve hala bunun yüzde 20 altında kalan bir borsa ile karşı karşıyayız.

KAHTALI MIÇI’YI DA YAKMIŞTI!

-Japonya bizden çok uzakta, ilgilendirmez de denilebilir ama küresel piyasaların seyri açısından da çıkartılabilecek birkaç ders var.

-Öncelikle sıfır faizine bakıp Japon Yeni ile geçmişte borçlananların içinde elleri yananlar oldu. Yerel ses sanatçısı Kahtalı Mıçı da bankacısının yönlendirmesiyle Japon Yeni üzerinden ev kredisi kullanmıştı. Sonra bu borcu TL’ye çevirmek için Japon Yeni mağdurları olarak seslerini duyurmak zorunda kaldılar. Faizi düşük ama parasının değeri düşmüyor. Bu durum bizim Adıyaman’daki konut alacak vatandaşı bile etkileyebiliyor.

ÇIKARILACAK DERSLER

-Yine Japonya örneği “hisse senetleri uzun vadede kazandırır” görüşünün istisnaları olduğunu bize gösteriyor. Uzun vadede kazanç genelde doğru ama her zaman ve yerde garanti değil. Hatta Japonya’da olduğu gibi, uzun vadede büyük kayıplar bile verdirebilir.

-Üstelik böyle bir zarar 1990’larda dünyanın ikinci büyük ekonomisinde, gelişmiş bir ülkesinde meydana geliyor. Aynı ekonomi bugün dünyanın üçüncü büyüğü ve piyasaları durumunda.

-Dahası bu ülke içinde bulunduğu durgunluk ve resesyondan çıkmak için, en büyük parasal genişlemeye gitti, şirketlerini ve bankalarını bol ve ucuz krediyle besledi. Japon Merkez Bankası’nın bilançosu ülke GSYH’nı aştı. Hatta merkez bankası bırakın kamu kağıtlarını ve özel sektör borçlanma araçlarını hisse senetlerini bile alıyor. Faizler uzun süredir sıfır civarında seyrediyor.

DEMOGRAFİNİN VE PARANIN ÖNEMİ

-Bütün bu yapılanlara ve aradan uzun zaman geçmesine karşılık, dünyanın artık üçüncü büyük ekonomisi hala istikrarlı biçimde pozitif büyümeye, yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşabilmiş değil. Borsası da 30 yıldır negatif getiriden kurtaramıyor.

-Diyeceksiniz ki demografi faktörü Japonya’da çok baskın. Ben de diyeceğim ki paranın, fiyatın hiç mi önemi yok? Yoksa demografinin çok daha baskın negatif sonuçlarını parasallaşma mı engelledi?

Sadece bir not düşmek istedim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00