Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Nisan ayı geçen yılın baz etkisinden dolayı rakamların veya oranların ciddi sapmalar göstereceği bir ay. Korona şoku ile karşılaştığımız ve tam kapanma yaşadığımız geçen yılın nisan ayında bütün ekonomik veriler önemli ölçüde bozulmuştu.

-Örneğin otomobil ve hafif ticari araç satışları son 10 yılın ortalamasının yüzde 5 altında olmasına ve 62 bin düzeyinde kalmasına karşılık, geçen nisan ayına göre yüzde 132 arttı.

-Geçen yılın nisan ayında ihracat çökmüştü ve bu nisanda normalin üzerinde artış kaydetti. 9 milyar dolarlık ihracat 18.8 milyar dolara çıktı ve nisan ayı artış yüzde 109’a vardı.

-Aynı şekilde ithalat 13.5 milyar dolardan 21.9 milyar dolara çıktı ve aylık yüzde 61.4 arttı. Dış ticaret açığı ise geçen yıla göre azalıyor. Bu iyi bir gelişme.

ALTINDA GERİ SATIŞ BAŞLADI

-Açığın azalmasında bir fasıl dikkat çekiyor. Altın ihracatı. Geçen yıl en çok ithalat yapılan fasıllardan biri olarak dış ticarette yer alırdı. Bu yıl durum tersine dönüyor ve ihracat başladı gibi.

-Geçen nisan ayında 108 milyon dolarlık altın ve kıymetli taş ihracatı bu yıl 987 milyon dolara çıktı. Yılın 4 aylık döneminde ise altın ve kıymetli taş ihracatı 1.8 milyar dolardan 3.6 milyar dolara yükseldi. 4 aylık dönemin artışı da yüzde 96.

-İhracat rakamlarındaki artış, geçen yıl spekülatif ve değer artışı amaçlı altın talebinin bu yıl satılmakta olduğunu gösteriyor. Eğilimin devam etmesi durumunda dış ticaret açığının azalmasına ciddi bir katkı buradan gelebilir.

-Geçen yıl Türkiye’nin altın ve kıymetli taş ithalatı 13 milyar dolardan 26.6 milyar dolarla rekor düzeye yükselmişti. Benzer bir durum 2008-2009 yıllarında da, önce alım sonra satım şeklinde yaşanmıştı.

TÜKETİM VE ÜRETİMDE İVME KAYBI

-Nisan ayında bozulan göstergelerden biri tüketici güveni. Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi martta 65.10 düzeyinden nisan ayından 57.35’e indi. Geçen yılın temmuz ayında 90 değerindeki endeksin 57 düzeyine inmesi ise son yılların en düşüğüne indiğini gösteriyor. Nisanda tüketici güveninde gerileme ise yüzde 12 düzeyine vardı.

-Tüketici güvenindeki bozulma yanında sanayi faaliyetlerin genişlemesinde de durulma meydana geldi. İSO’nun Türkiye İmalat Satın Alma Endeksi PMI Mart’taki 52.6 düzeyinden 50.4’e indi. Sanayi faaliyetler hala eşik değer olan 50’nin üzerinde ve genişleme yönünde ama ciddi bir ivme kaybı da var. İvme kaybetmeyen sektör ise kara ve deniz taşıtları imalatı.

BOZULMANIN NEDENLERİ

-Peki ne oldu da ekonomik gidişte nisan ayında bozulma meydana geldi?

-Nedenlerden biri İSO PMI’nın da belirttiği gibi, pandeminin üçüncü dalgasının nisan ayında pik yapması. Hem vaka hem ölüm sayılarında Türkiye kendi rekorlarına ulaştı.

-Belki daha da önemlisi mart ayında Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, bunun sonucunda döviz kurunda yaşanan yüzde 10’luk artış oldu.

-Sadece kur artmadı, Hazine tahvil faizlerinde daha büyük sıçrama meydana geldi. Gösterge faiz artık yüzde 18’de. Türkiye riskinde ise yüzde 50 civarında artış meydana geldi. Yabancı sermaye çıkışı hızlandı. Swaplar da dahil edildiğinde yabancı sermaye çıkışının 10 milyar doları aştığı hesaplanıyor.

-Nisan ayında ABD’nin Ermeni soykırımını tanıması da olumsuz bir gelişme olarak yerini aldı.

-Başka ne olsun ki, bu olanlar tüketici güvenini azaltmaya yeter. İç tüketimdeki azalma eğilimi pandemi ile birleşirse elbette üretime yansır.

14 HAZİRAN TESTİ

-Geleceğe yönelik beklenti oluşturabilecek birkaç gelişme sıralanabilir. Bunlardan biri Ramazan ayı ve kapanmanın da etkisi ile koronavirüs vakalarının azalacak olması ki, başladı bile. Pik noktadan geriye dönmesine döneceğiz de, kapanmanın devam edeceği 17 Mayıs’a az bir süre kaldı. Ne kadar iyileşme sağlayacağımız ve bunun turistleri çekmeye yeterli olup olmayacağı tartışmalı. Belki ay sonuna kadar uzatılabilecek kapanma daha etkili ve sonuç alıcı olabilir.

-İkinci önemli gelişme ise Haziran ortasında yapılacak NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Biden ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşecek olması. Soykırım tanıması ardından haziran ortasına kadar Halkbank davasında da gelişmeler olabilir. Türkiye’nin F35 projesinden çıkarılması, uçaklarının teslim edilmeyişi, S400 alımı nedeniyle ABD’nin Türkiye’ye yaptırımları uygulamaya sokması da dikkate alınınca, görüşmenin önemi daha artıyor.

-İki lider bu görüşmede anlaşmaya giden yolu ya açacak ya da tıkayacak. ABD planladığı yaptırımların çoğunu uygulamaya koyduğu için, Türkiye’nin görüşmeden bazı kazanımlar elde etme olasılığı var.

-Ayrıca kaybedeceği fazla bir şey de kalmamış olabilir. Bütün bu açılardan 14 Haziran’da yapılacak görüşme önümüzdeki 40 gün için de belirleyici, sonrası için de.

-14 Haziran tam bir kader anı. Türkiye-ABD ilişkileri için de, Türkiye ekonomisi ve piyasaları için de.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00