Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son günlerde dünya borsaları yükselişte zorlanıyor. Gerçi bütün dünya borsalarının rekor kırması üzerinden henüz 3 gün geçti. 6 Eylül Pazartesi 748.212’ye çıkan MSCI Tüm Dünya Borsaları Endeksi bir yıl önceye göre yüzde 32 prim yapmıştı. Son üç günlük düşüş ise gelişmiş ve gelişmekte olan borsalarda yüzde 1 ile sınırlı.

Ancak Covid-19 yeni varyantlarla yayılıyor. Üstelik aşı bulunmasına ve aralık ayından itibaren uygulanmasına karışlık. Dün akşam ABD Başkanı “Aşılanmak için daha ne bekliyorsunuz” dedi. Artık ABD’de çalışanlara aşı zorunlu hale getiriliyor.

Delta varyantının yayılması sonucu dünya ekonomisinde sağlanan yüksek büyümenin geri gelebileceği yeniden ihtimal dahiline girdi. Ancak durgunluk bu kez tek başına değil enflasyonla birlikte olacak. Dolayısıyla stagflasyon olup olmayacağı tartışılıyor.

SALGINDA DEĞER ARTIŞI KATLANDI

-Finansal piyasaların ise kafası karışıyor. Hatta tedirgin ve tetikte bekliyor denilebilir. Çünkü geçmişten gelen çok büyük karların üzerinde oturuyorlar. Küresel salgının başlangıcından bu yana dünya borsalarının toplam piyasa değeri katlandı.

-Bitişikteki grafikten izlenebileceği gibi piyasaların dip noktasını bulduğu 24 Mart 2020’de 61.5 trilyon dolar olan borsa şirketlerinin değeri 3 Eylül 2021 itibariyle 120.2 trilyon dolara yükseldi. 1.5 yılı bulan zaman dilimindeki değer artışı 58.7 trilyon dolar veya yüzde 95 oranında.

-60 trilyon dolara yaklaşan kazanç aynı zamanda dünyanın son bir yıldaki GSYH’sının dörtte üçü kadar. Sadece bir finansal piyasada ulaşılan kazanç bu. Likidite musluğunun sonuna kadar açılmasıyla dünyada paradan nasıl da yüksek kazançlar elde edildiğinin en iyi örneklerinden biri bu.

SÜRÜKLEYİCİ ÇIPA YOKLUĞU

-Tabi bu kazanç kağıt üstünde. Realize edilirken fiyatlar gerileyebilir, ya da daha yükselebilir ve oradan satışlar başlayabilir. Tedirginliğin nedeni de bu. Son 1.5 yıldır küresel piyasalarda doğru dürüst bir satış dalgası, kar realizasyonu yaşanmadı.

-Kış ayı ve yeni yıl yaklaşırken ileriye yönelik hem salgın hem küresel ekonomi için güçlü bir çıpa bulunamıyor. -Salgını önlemek için eldeki tek somut araç aşı. Bir yıla yaklaşan zamanda aşılamayla Covid-19 salgınında belli bir hız kesme oldu. Okullar bu sayede açıldı ama istenilen kadar bir başarı da sağlanamadı.

-Dolayısıyla aşının yanına yeni aşılar veya tedavi edici ilaçlar gelmezse, uzun sürecek ve içinde zorlayıcı kısmının fazla olacağı bir mücadele dönemi dünyayı bekliyor.

ÜSTÜNE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

-Sürecin uzaması elbette bazı tedarik sorunlarının, taşıma maliyetlerinin, arz kısıtlarının ve sonuçta dünyada ortaya çıkan üretici enflasyonun devam etmesini beraberinde getirecek.

-Kaldı ki salgından ayrı olarak iklim değişikliği akut hale geldi ve tarımsal üretimi azaltıyor. Bu da gıda fiyatlarının artışına ve genel enflasyonun yükselmesine yol açıyor.

-Bu durum ayrıca yeşil ekonomi dönüşümünü zorunlu kılıyor ve bunun için büyük kaynakların tahsis edilmesini gerekli kılıyor.

PARA MUSLUĞUNU KISMADA İLK ADIM

-Böyle bir konjonktürde, pandemiye önlem olarak başlatılan aşırı gevşek para politikalarının enflasyon nedeniyle terkedilmesi gündeme geliyor. Finansal piyasalar ise para musluğunun kısılmasını ABD merkez bankasından beklerken dün Avrupa Merkez Bankası ön aldı ve tahvil alımlarını küçük miktarlarda azaltmaya başlayacağını açıkladı.

-Dolayısıyla piyasaların önüne konan küresel likidite musluğunun gürül gürül akması durumu giderek değişecek.

-Hele ki çok düşük gelen ağustos ayı istihdam verilerinin ardından öteleneceğine büyük ihtimal verilen FED’in tapering’i de bu yıl yürürlüğe girerse piyasalardaki kar realizasyonu daha güçlenebilir.

-Çünkü hem pozisyonlar çok karlı hem de ileriye yönelik piyasaları taşıyacak güçlü beklenti ve tutunacak doğru dürüst bir dal yok.

BORSA İSTANBUL FARKLI OLABİLİR Mİ?

-Türkiye ise olası bir küresel satış dalgasından bu kez daha az etkilenecek düşük bir fiyat düzeyinde bulunuyor.

-Çünkü Borsa İstanbul dünya borsalarının rallisine çeşitli nedenle katılamadı. Dünya borsaları dolar bazında rekorlar kırarken Borsa İstanbul bugün 2013 yılındaki en yüksek düzeyinin üçte birinde bile değil.

-Borsa İstanbul’un diğer borsalarla büyük performans farkı, olası bir küresel satış dalgasından daha az etkileneceğinin en önemli dayanağı olabilir. Hatta bu nedenle yabancılar tarafından koruma amaçlı olarak da görülebilir.

-Yine küresel satış dalgasında öncü olacak yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul’daki varlıklarının tarihi düşük düzeylere inmesi de satışlarını sınırlayacak gibi. Zaten satmışlar, daha ne kadar satabilirler diye düşünülebilir.

YABANCI PAYI GERÇEKTE DAHA AZ

-Yüzde 42 pay olarak görünenin bir kısmı zaten bıyıklı yabancı, yani bizim yerliler. Yabancı tarafta görünen payın bir kısmı da yabancılarca satın alınan şirketlerin çok küçük halka açıklık oranlarına inmesi ve bundan yararlanmak isteyenlerin spekülasyonu ile şirket piyasa değerinin astronomik rakamları yükselmesinden kaynaklanıyor. Bu nedenlerle yabancıların hakim olduğu hisse senedi sahipliğini öyle göründüğü gibi yüzde 42 değil, ciddi oranda altına varsaymak gerekiyor.

-Payın görünenden gerçekte daha küçük olması, beklenen yabancı satışlarını o oranda azaltabileceğini gündeme getirebilir.

-Tabi ki bu varsayım borsanın yerli yatırımcılarının yabancılar gibi satışa koşmamaları varsayımına dayanıyor. Dünyadaki satış dalgasından yerlilerin uzak kalmasını düşünmek elbette zor. Şimdiye kadar tersine bir hareketi pek göremedik. O zaman Borsa İstanbul’da dünya borsalarına benzer ama nispeten daha az değer kaybına uğrayacak bir eğilim görebiliriz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00