Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

3 Eylül Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklenenin bir hayli altında gelmesi piyasalar için bayram etkisi yapacak bir gelişmeydi. Ancak küresel ve yerel piyasalar geçen haftaya iyi başlayamadı. Satış ağırlıklı geçen haftada gelişmiş dünya borsalarının kaybı yüzde 1.6, gelişmekte olan borsaların yüzde 1.4 ve Türkiye’nin de MSCI endeksiyle yüzde 4 kaybı oluştu.

Bizim piyasalardaki bozulmayı, Merkez Bankası’nın ana tüketici enflasyonunu hedefleyen parasal politikasını çekirdek enflasyona çevireceğini açıklaması da artırdı. Oyunun kuralındaki değişme erken faiz indirimine hazırlık olarak yorumlanınca TL’nin değer kazanması tersine döndü. Dolar TL’ye karşı geçen hafta yüzde 1.8 yükseldi.

HER ŞEYİ DOMİNE EDİYOR

-Eylül ortasına yaklaşırken genel resme baktığımızda, Covid-19’un hem finansal piyasaları hem de reel ekonomileri domine etmeye devam ettiğini görüyoruz.

-Zaten delta varyantının etkisiyle ekonomilerde görülen toparlanma hız kesiyor.

-Çünkü tedarik zincirleri bir türlü senkronize biçimde çalışamıyor. Çin’in üçüncü büyük limanı bir vaka nedeniyle kapatılınca dünyadaki gemi trafiğinin düzeni bozuluyor. Gecikmeler zincirleme nihai ürünlerin teslimine kadar gidiyor. Navlunların ve taşıma maliyetlerinin artması da üstüne biniyor.

-Hatta yeterli çip üretimi yapılamadığından, talep olmasına rağmen otomobil fabrikaları üretime ara veriyor. Çipin silikonu başka bir yerden, bakırı dünyanın diğer ucundan geliyor. Madenlerde salgın görülmesi ve üretim kaybı bakır arzını azaltırken fiyatlarını fırlatıyor. Çip üretiminde çalışan personel de nitelikli ve salgından etkileniyor. Yerine hemen başka insanı koyamıyorsunuz. Çip yoksa, sadece otomobil değil pek çok ürün de üretilemiyor.

-Kısıtlı üretimin karşılığı ise fiyatların artması. Pandemi kaynaklı tedarik zincirlerindeki kırılmalar üretim aksamalarına yol açarak fiyat artışlarını körüklüyor.

SALGININ GERİ DÖNÜŞÜ

-Ortaya enflasyon çıkınca da merkez bankaları bol para gazından ayağını yavaşça çekmeye hazırlanıyor. Daha ortada fren yok, sadece gaz kesme niyeti var. Delta varyantının seyri bol ve ucuz paranın devam edip etmeyeceğinde de belirleyici konumda.

-Maske, karantina ve aşı ile salgına karşı mücadelede belli bir başarı elde edildi. Hatta aşılamalar hızlanırken dünyadaki beklenti yılın üçüncü çeyreğine doğru durumun kontrol altına alınacağı yönündeydi. Buna göre hayat önemli ölçüde normalleşecek, ekonominin çarkları çalışmaya başlayacaktı.

-Yaz aylarında bu amaca kısmen ulaşılır gibi oldu. İnsanlar tatillerini yaptı, fabrikalar çalıştı, istihdam arttı. Ciddi bir ekonomik canlılık yakalandı. Denilebilir ki Covid’e karşı savaşta bir cephe alındı ama henüz savaş kazanılmış değil.

-Çünkü yaz aylarında büyük ölçüde artan insan hareketliliği delta varyantını hızla yayarak küresel salgını sonbahara doğru yeniden ivmelendirdi. Salgın yeniden geri döndü. Ağır hasta sayısı artmaya, buna bağlı olarak ölüm sayıları yükselmeye başladı.

PANDEMİDEN ENDEMİYE GEÇİŞ NE ZAMAN?

-Belki bu kış mevsimi aşıların sağladığı etkiyle eve kapanmadan geçecek. Ancak başka bir zorluk ortaya çıkabilir. ABD’nin başlattığı aşı mecburiyeti yaygınlaşabilir. Şu an için virüsle mücadelede elde başka araç yok. Mecburiyet işin içine girince aşıya karşı direnç artabilir. Aşı çalışmalarında bu bir zaman kaybı yaratabilir.

-Aşı yanında başka bir umut ise yeni ilaçların devreye girmesi olasılığı. Klimik Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap birkaç ay içinde yeni ilaçların devreye girebileceğinden söz ediyor. Bu durumda pandeminin 6 ile 9 ay gibi bir zamanda endemiye yani mevsimlik hastalığa dönüşebileceğini belirtti. Ancak zaman konusunda biri şartı var: “Aşıdan kaçan yeni bir varyant ortaya çıkarsa bize fazladan bir yıl kaybettirir.”

YENİ VARYANTIN RİSKİ NE?

-Prof. Dr. Alpay Azap bu durumu şöyle açıklıyor: “Mu varyantı yavaş yayılıyor. Henüz endişe edilecek varyant kategorisinde değil. Ama deltaya nazaran aşılara daha dayanıklı. Hastalık yayıldıkça değişime uğrama ve üzerinde mutasyon biriktirme riski var. Bütün gayret aşıdan kaçan daha bulaşıcı varyantlar ortaya çıkmadan salgını kontrol altına alabilmek.”

-Eğer Prof. Dr. Alpay Azap’ın ilk öngörüsü tutarsa 2022 yılında salgının pandemiden endemik hale dönüşmesi mümkün olabilir. Gribe benzer şekilde güncellenmiş aşı veya ilaçlarla yola devam edebiliriz. Yani aşı kalıcı olacak gibi. Bu anlamda Türkiye’nin yerli aşı üretmesi de önemli.

-Aşılara karşı dirençli bir virüsün yayılarak deltanın yerini alması durumunda ise gelecek yılın da pandemi etkisinde kalmasına ve mevsimlik hastalığa dönüşün ancak 2023’te olabileceğine işaret.

-Dünyanın son 1.5 yılı pandeminin etkisinde ve yönlendirmesinde geçti. Bu kadar zaman da geçmeye aday gibi görünüyor. Sadece baskınlığı giderek azalacak gibi.

-Bütün mesele hakim durumdaki delta varyantını yeni bir varyant mı, yoksa insanoğlunun kendi çabaları mı yenecek olduğunda yatıyor. Ekonomiden, piyasalardan önce deltaya bakmamız gerekiyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00