Farkındayım: Çift lisanlı oldu.

       Bu çoğu kez tatsız bir haldir.

       Dile hâkimiyetiniz ile ilgilidir?

       Ya yetersizliğe işaret eder.

      

       Derdini anlatacak kadar bilemiyorsunuzdur.

       İnsan hali, olabilir. Çalışmalı, öğrenmelisiniz:

       Yani gayret sizden, şefaat Allah’tandır…

       Ya da daha sıkıntılı bir hal vardır: “Eğreti ve Özenti”

 

        Pekala, bizim başlık hangi sınıftan ola?

        Ne demeli? Umalım ki ikisi de olmaya…

        Almanya‘dayız: Hollanda sınırına yakın.

        Vasat bir kasabanın otoyol yamacında.

 

        Manuel Elma bizden; gençten bir Türk.

        Pasaportu Federal Almanya Cumhuriyeti.

        İstanbul Havaalanı’nda buluşmuşuz:

        Laf aramızda yeni alan henüz çok kifayetsiz…

 

        İGA Launch’u görmek istiyoruz.

        Giriş 60 Euro. Yani 400 Türk Lirası.

        Aman ha yanlış anlamış olmayasınız

        Bu rakam var ya: Adam başınadır.

 

        Lütfen tez elden sorasınız:

        Bu para neyin karşılığıdır?

        Bakınız, yeminle vallahi ve billahi:

        Bilemiyorum. Anlayamadım…

 

        Şu kadarını söylemiş olayım.

        5 Mayıs 2019 Pazar sabahı:

        İGA Launch ‘da günlük gazete yok idi.

        Bırakın yabancıları, Türkçesi de yoktu.

 

        Erkek WC'leri arızalı ve kapalı idi.

        Personele ait olanları kullandık.

        Ya “Baaayanlarınkiler?” Bilemedim.

        Gerisini anlatmaya ne hacet?

 

        Bakınız artık olan oldu.

        Burayı yaptırmış bulunduk:

        Layık olduğu standart sağlanmalı!

        İçerisi halen inşaat şantiyesi gibi…

 

        Bu olmamalı…

        Özrü olamaz!

        Şayet bir iddianız var ise?

        Altını da doldurmalısınız!

 

        Mimarisine dair susma hakkımı kullanacağım:

        Özellikle dekorasyondaki oryantal zafiyetler!

        O mdf plak imalatı Kapalıçarşı zırvası?

        Aman ha susun. Susalım… Umalım değişecektir.

 

        Ya fonksiyonlar? Yeni Türkçesi ile işlevler…

        Eliniz ayağınız tutuyorsa… Atletik bir tip iseniz.

        Pes etmeyin: Başarı sizin olacaktır.

        Ama bir şey var ki isyan ettim, anlatmalıyım.

 

        İstanbul’a piste tekerlek koyduk:

        Tamam “taksi” süresi otuz beş dakika…

        Bunu da herkes yazdı, çizdi…

        Üç vadeye kadar düzelecekmiş…

 

        Ona da tamam diyelim.

        Alandan çıktınız, tamam mı?

        Henüz değil: Karşılayan vasıtalar?

        Bir alt kattalar. İstikamet aşağısı!

 

        Elinizde bavulunuz var.

        Yani asansör kullanacaksınız.

        Önü mahşer gibi. Olabilir…

        Bu keyfiyete alışmalısınız…

 

        Ama bir dakika!

        O da nesi? Olamaz:

        İki hastabakıcı ve sedye.

        Rahatsız vatandaş beklemede…

 

        Olabilir mi? Oluyor.

        Ben tanık oldum …

        8 Mayıs 2019 akşam üstü.

        Asansör tıklım tıklım.

 

        Sedye içeride: Kabinde.

        Bizlerle beraber.

        O hastaya ayıptır.

        O hastaya günahtır.

 

        Aha şimdi sustum.

        İGA konuşsun…

        Hiç de ayıp değil:

        Sani Şener’e sorsunlar.

     

Manuel Elma, R. Gerz ile birlikte...
Manuel Elma, R. Gerz ile birlikte...

 

 


       ELMA MI ARMUT MU?

 

 
        Hiç fark etmez: Ne istersen var.

        Bizim Bay Elma var ya: Manuel Elma.

        Yeşilköy’den Duesseldorf'a anlattı.

        Sabahın köründe kalkmışız…

   

        Arada uyuma muradım var

        Ne mümkün. Anlatıyor.

        Hem de susmamacasına.

        Soluksuz. Koşarak. Öyle işte…

 

        Bir şey itiraf edeyim mi?

        Anlattıkları çok ilginç.

        Çok güzel. Gurur verici.

        Bir nereden nereye öyküsü…

 

        Çok klişe olacak biliyorum.

        Ama tam tarif bu:

        Bizim Elma’nın hikayesi…

        Tamı tamına bir “American Dream”

 

        Üstelik Eski Kıta’da.

        Neden söyledik bunu?

        Çünkü bu coğrafya çetindir.

        Başarı öyküleri nadirdir…

 

        Ne yapmış bizim adam?

        Hollanda’ya yakın otoyolda?

        Bir depo kurmuş.

        Bir “Ama-Zone”

 

        O ne demek ki?

        Artık vaktidir.

        Anlatmalıyız:

        Bu “zone’da ama yok!”

 

        Manuel Elma’nın işi bu.

        Gastronomi Alemi...

        Her ne sorarsa sorsun:

        24 saat içinde teslim…

 

        Şu anda 1000 km çap için söz.

        Teslim süresi: 24 saati aşmıyor.

        İkinci bir merkezi daha kuruyor.

        İstanbul! Bir diğer çap: İkinci bin km…

 

        Manuel var ya Elma’yı tutmalı.

        Ama bir de göbek adı almalı.

        Manuel “Jeff” olsa yeridir…

        Bizim “ama-zone’cuya” yakışmaz mı?

GGM Ochtrup Showroom.
GGM Ochtrup Showroom.

 
GGM GASTRONOMİ İÇİN BİR ARI KOVANI


GGM Danimarka, Hollanda, İsveç, İspanya, Finlandiya  gibi Avrupa Ülkerlerinde  bulunan bir Avrupa markası haline gelmiştir.
faaliyette GGM Gastro, 80 bin metrekare kapalı olmak üzere toplam 278 bin metrekare üzerinde yükselen ana merkeze sahip…
Her gün onlarca TIR'ın aralıksız girip çıktığı bu arı kovanından gastronomi dünyasının ihtiyacı olan A’dan Z’ye tüm ürünler ve yedek parçaları müşterilere ulaştırılıyor.
Almanya’nın Ochtrup’daki arı kovanında müşterilerin ürünleri görüp her teknik bilgiyi alabilecekleri devasa bir showroom mevcut.
GGM dört yılda bir yapılan Dünya Aşçılar Olimpiyatları'nda 2020 senesi başında Stuttgart'ta Vasfi Pakman başkanlığındaki Türk takımının sponsoru oldu.

  

Manuel Elma ile mutfakta...
Manuel Elma ile mutfakta...

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!