Son Dakika

Kadına şiddetin dayakla ölçüldüğü zamanların altından çok sular geçti

08.11.2018 - 02:11 | Güncelleme:

Sıla, Ahmet Kural’dan şikâyetçi olduktan sonra Instagram’a yazdığı o dokunaklı satırları “Bana uygulanan korkunç şiddet karşısında dilsiz kalmamayı seçiyorum. Bazıları hiç sevilmeyi öğrenememiş olabilir ama bence aşkın bununla hiç bir ilgisi yok!” cümlesiyle bitiriyordu; Tina Turner’a göndermeyle… Tina dilinde “What’s love got to do with it…” Kocası Ike Turner’dan hakaret, tehdit, dayak dahil şiddetin her türlüsünü gördükten sonra korkuyu yenip zincirlerini kırarak özgürlüğe kaçar Tina. O yıpratıcı hikayeyi anlatan filmin de adındaki gibi, “aşkın bununla hiç ilgisi yoktur”. Kadının süksesini çekemeyen erkek bahsini es geçiyor, o harika şarkıyı buraya bırakıp devam ediyorum…

Murat Bardakçı, Sıla-Ahmet Kural vakasında “şiddet” kelimesinin kullanılmasına şiddetle itiraz ederek şöyle yazıyor: “Herifin biri kadına şimdilerin moda tabiri ile ‘şiddet’ mi uyguluyor? Bu hayvanlığın Türkçesi, adam kadını dövüyordur!”

Doğru diyor ama “şiddet”, Murat’ın tabiriyle Türkçeye son senelerde musallat olmuş, polis bülteninden sirayet etmiş, moda bir tabir değildir. Bir kadına uygulanabilecek sözlü, ekonomik, psikolojik, cinsel zorbalık ve ayrımcılık ile mobbing dahil, insan haklarına aykırı her türlü muameleyi ifade eden kavramdır “şiddet”. Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde evrensel hukukun bir parçasıdır. Çünkü insanlığın yarısının haklarını, diğer yarısının olası şerrine karşı korumak için öncelikle şiddet biçimlerini tespit etmek gerekmiştir. 

Kadına şiddetin dayakla ayyuka çıkmadan önceki fasılları vardır. Murat, 30 yıllık arkadaşım. Bir kadına edebileceği en kötü muamele ve ağır hakaret “cahil kadın” sözüdür. Onun için belki bilmeyebilir diyerek, dayak ve nihayet cinayete varabilen şiddetin, kadını köleleştiren kötü muamele ve aşağılayıcı dilde başladığını anlatmak isterim. Dayak atmak kolunda morluk, kül tablası fırlatmak kafanda yarık bırakır, ama sözlü, duygusal şiddet ruhu öyle bir örseler ki, yara bereden daha derin iz bırakır, dışardan da görünmez.

ACILARIN MAĞDURU

Şarkıcı Bergen’in 30 yıllık kısacık hayatı önce kezzapla kararıp sonra da 14 Ağustos 1989 günü Adana Pozantı’da 6 kurşunla son bulduğunda henüz adı konmamıştı “kadına şiddetin.” Pavyonlarda okuyan Bergen’e “acıların kadını” lakabı yapıştırılarak zaten çok önceden kabullenilmişti başına gelecekler.

Bergen’in kezzapla gözünü, kurşunla canını alan eski koca Halis Serbest, yurt dışına kaçtıktan sonra yakalanıp Almanya’daki mahkumiyet süresi de gözetilerek ve de “hafifletici” sebeplerle 7 ay gibi ucuz mu ucuz bir cezayla kurtuldu. Evlendi dört çocuk yaptı, geçen nisan ayında da dört küçük çocuğa cinsel istismardan tutuklandı. Bergen için ne toplumsal duyarlılık vardı, ne de hakça adalet. Bergen’in “acıların kadını” değil de “şiddet mağduru kadın” olarak anılması için daha zaman vardı.

ÇEYİZ ŞİDDETİ BİLE VAR

İster Bergen gibi ezilip savrulmuş bir şöhret olsun, isterse sevgilisi Chris Brown tarafından yüzü gözü harabeye çevrilen Rihanna gibi yüksek profilli bir şöhret, ya da yoksulu varsılı, emekçisi beyaz yakalısıyla milyonlarca kadın; farklı biçimlerine maruz kalsalar da hepsinin yaşadığı “şiddet”tir.

Birleşmiş Milletler’in 1995’de Pekin’de yapılan 4. Dünya Kadınlar Konferansı’nda “kadına şiddet” meselesi en geniş haliyle tanımını bulur ve bütün üye devletler cinsiyet perspektifini açıkça gözetecek politikalar uygulamakla yükümlü kılınır. Kadına şiddetin “Eşitlik, kalkınma ve barışın önündeki en büyük engel” olarak nitelendiği metne göre kadına temel hak ve özgürlükleri kısıtlanarak uygulanan şiddet, sınıfsal ve kültürel çizgileri aşan bir olgudur. Şiddet kapsamına neler mi girer? Şunlar girer...

  • Aile içi ve toplum içindeki fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, drahoma bağlantılı şiddet, evlilik içi tecavüz, kadın sünneti, iş yeri ve eğitim kurumlarında cinsel taciz ve aşağılama, kadın ticareti, fuhşa zorlama, savaş ve çatışmalarda sistematik tecavüz, zorla kısırlaştırma ve kürtaj, zorla doğum kontrolü, doğum öncesi tespitle kız çocuklarının dünyaya gelmesinin kürtajla engellenmesi… Şiddet ve taciz korkusuyla yaşayan kadınların aile içinde, iş yerinde, sosyal hayatta baskılanıp kaynaklara erişim ve hareket özgürlüğünün kısıtlanması, erkek tahakkümüne zorlanması eşitlik ve kalkınma önünde engeldir.

Azınlık ve yerli gruplarına mensup kadınlarla kadın mülteci ve mevsimlik kadın işçiler, cezaevlerindeki kadınlar, engelli ve yaşlı kadınlar, yoksullukta,  çatışma bölgesinde, iç savaşta, terörün gölgesinde ve işgal altındaki topraklarda yaşayan kadınlar şiddet tehdidine daha açıktır…

BM PEKİN DEKLARASYONU VE EYLEM PLANI

BM’ye göre Mısır ve Afrika’nın diğer birçok bölgesinde uygulanan, vücut bütünlüğüne kastedilerek büyük acılar çektirilen kadın sünneti de şiddettir, Asya iklimlerinde geçerli drahoma da; bizdeki başlık parasının tersine işleyen sistemle çeyiz yani. Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka’da eşya ve paradan taşınmaz mala eksik drahoma yüzünden aşağılanıp kaba kuvvet gören gelinler cinayete de kurban gidebilir, intihara da sürüklenebilir.

Bütün bu şiddet türlerini “dayak” sözcüğüyle açıklamak mümkün mü?

PSİKOLOJİK İŞKENCE SUÇU

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakarsanız, Romanya’dan İtalya, Slovakya, Hırvatistan ve Moldova’ya, Avusturya’dan Rusya ve Türkiye’ye yığınla davada, psikolojik baskının da kadına şiddet sayıldığını görürsünüz. Bir gerekçeli kararda der ki AİHM; “Fiziksel ve psikolojik şiddetten sözlü istismara farklı şekillerde yaşanan aile içi şiddet, bütün üye ülkeleri ilgilendiren genel bir problemdir ve kişisel ilişkiler dahilinde, kapalı çevrelerde kaldığı için ortada görünmez. Sadece kadınlar değil, erkekler de şiddete maruz kalabilir. Çocuklar da doğrudan ve dolaylı olarak sıklıkla şiddet mağduru olurlar…”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesindeki yaşam hakkı ihlaline giren cinayet vakalarını ayrı tutarsak, birçok davada aşağılayıcı muameleyi işkence sayan 3’üncü maddeden ve ayrımcılığı yasaklayan 14’üncü maddeden hüküm kurulduğu görülür. Kadının sadece hayatını değil, manevi varlığını ve onurunu korumayan, kendi iç hukukunda adaleti tesis etmeyen her devlet bu hükümlerin muhatabıdır.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300