Hakkındaki taciz iddiasına takipsizlik çıkınca önüne gelene dava açtığı için burada adını anamayacağım yerli şahıs global alemde yalnız değil! Hani neredeyse tacizciler arasında da kadınlara karşı bir “MeToo” rüzgarı esiyor. Düsturu da şu: “Sen tacize uğradım diyorsun, sen de medyada yazıyorsun ama kanıt yok, tanık yok. Ben ise iftiraya uğradığımı kanıtlayabilirim. Hepiniz gelin, mahkemede hesaplaşalım…”

Tacizle suçlanan şöhretli erkekler bunu yapabiliyor, çünkü taciz veya cinsel saldırı mağduru kadın, her ne kadar cesurca kamuoyu önüne çıksa da, yargı nezdinde delilsiz ve tanıksız. “MeToo” dalgası başlayalı beri yıllarca gizledikleri travmayı ifşa ettikleri an ise sosyal medya paylaşımları, tacizcilerin elindeki “karalama ve hakaret delili” haline geliyor.  Kimi ağır paylaşımlar da “Kadınların toplu mobbingine maruz kalıyorum” teranesiyle mağduru oynamalarını sağlıyor. Tabii yargı da az değil!

Sandra Muller, Fransa'da tacizciyi ifşa hareketinin öncüsü oldu - yargılanıyor.

Fransa’da yaşanan vaka tipik örnek. Gazeteci Sandra Muller iki yıl kadar önce, başından geçen tacizi “balancetonporc” (domuzunu ifşa et) etiketiyle Twitter’da paylaşıyor. Televizyon yapımcısı Eric Brion’un bir partide, kadının iri yapılı üst anatomisinden bahis açarak galiz bir teklifle sırnaştığını anlatıyor. Muller bir anda Fransa’da “MeToo” hareketinin öncüsü haline geliyor, Time dergisince “Yılın Kişisi” seçilen kadınlar arasında yer alıyor. Binlerce kadın, bu ilhamla yaşadıkları taciz vakalarını dökülmeye başlıyor. Ancak Fransa’da önemli bir handikap var: binlerce cinsel taciz vakasına meşruiyet kazandıran şu meşhur flört ve baştan çıkarma kültürü…

TACİZE KILIF: FLÖRT HAKKI

Sandra Muller’in çıkışı üzerine Brion, Le Monde’da köşe yazıp özür diliyor; “Evet uygunsuz teklifte bulundum ama gecenin geç saati, içkinin su gibi aktığı bir partide oldu. Sadece bir kere yaptım… Sosyal medyada yargılanacağıma, mahkemede yargılanmayı tercih ederim” diyor.

Tacizi flört bağlamında kabul eden Eric Brion, "Şiddet ve iftira mağduruyum" diyor.

Brion özür diliyor ama kendisine iftira attığı gerekçesiyle Muller’e 50 bin Euro’luk tazminat davası da açıyor. Geçenlerde duruşmaya çıkan Muller’e karşı davacı tarafın iki argümanı var: “Olay, Muller’in yazdığı gibi bir iş yeri tacizi değildi, bu iftiradır. Brion, Muller’i çok beğendiği için flört hakkını kullandı.” Brion mahkemede, “Muller’in bana karşı kullandığı şiddet bitmek bilmiyordu, telefonlarının ardına gizlenmiş binlerce kişinin şiddeti. Ben nokta atış kurbanı oldum” diye de ekliyor. Karar duruşması 25 Eylül’de.

Muller ise sonuna kadar savaşacağını, bu dava sayesinde cinsel tacizle mücadele meselesinin tartışmaya açılabildiğini söylüyor. Doğru da söylüyor, çünkü Fransa’da resmi verilere göre yılda 84 bin taciz ve cinsel saldırı vakası yaşandığı halde, bunların yarısı bile polise bildirilmiyor. Kadınlar ya işini kaybetmek istemediği, iftirayla suçlanmaktan korktuğu için sessiz kalıyor, ya da yargı kadınların ifadelerini dikkate almıyor, cinsel tacizi “flört ve baştan çıkarma girişimi” sayarak savuşturuyor.

MAĞDURUN NE GİYDİĞİ ÖNEMLİ!

Ayrıca, “etek boyu ölçen yargı” da çok evrensel! Medyadaki feminist hareketin temsilcilerinden gazeteci Lauren Bastide şöyle anlatıyor: “Fransa’da yargı kararlarını hâlâ sosyal normlar belirliyor. Tecavüzcüye daha soru bile sorulmadan, cinsel saldırı mağduruna ‘Üzerinde ne vardı?’ diye soruluyor. Feminist hareketi eleştirenler de cinsel saldırı ile flört geleneğini tehlikeli bir şekilde birbirine karıştırıyor.”

Mağdur rolündeki Eric Brion’un yoldaşları da var. Avustralyalı aktör Geoffrey Rush, “Kral Lear”deki rol arkadaşı Eryn Jean Norvill’i elle taciz ettiğini yazan Sydney gazetesi Daily Telegraph ve muhabirini dava edip 2 milyon dolar tazminat kazandı. Oysa yalan haber değildi. Rush’ın kendisini banyoya kadar takip ettiğini, uygunsuz mesajlar attığını dost çevresinde anlatan Norvill, daha sonra gazete lehinde ifade de vermişti. Kaldı ki, oyuncu Yael Stone da Rush’ı teşhircilik ve tacizle suçladı, aktörün şöhretinden korktuğu için sessiz kaldığını itiraf etti. Avustralya yargısı oralı olmadı.

Geoffrey Rush, Kral Lear oyunundaki rol arkadaşı Eryn Jean Norvill'i sahne gerisinde taciz etti, üstüne de tazminat aldı.

Hollandalı oyuncu Sand Van Roy da, Fransız yönetmen Luc Besson’u otel odasında cinsel saldırıda bulunmakla suçlamıştı, ancak Fransız savcı yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Hindistan ikliminde de durum farklı değil. Modi Hükümeti’nin eski bakanlarından MJ Akbar, en az on kadın tarafından cinsel tacizle suçlandı. O ise mağdurlar arasından gazeteci Priya Ramani’yi seçerek iftira davası açtı. Bollywood aktörü Alok Nath ise 1990’larda kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu ifşa eden yazar ve yapımcı Vinta Nanda’yı mahkemeye verdi.

Luc Besson'a, Hollandalı oyuncu Sand Van Roy'a cinsel saldırısı soruşturmasından takipsizlik çıktı.

MeToo’nun baş aktörü, çaptan düşmüş Amerikalı yapımcı Harvey Weinstein’a gelince; en az 150 kadın tarafından taciz ve cinsel saldırıyla suçlanmasına karşın tekini bile kabul etmiyor. Karşı dava açmıyor ama 3 Haziran’da görülmesi gereken ceza davası 9 Eylül’e ertelendi. Kadınlar üzerinde ispat baskısı olduğu için davacı taraf tanıklıklarla iddiayı güçlendirmek istiyor. Ayrıca, medyanın jüriye yönelik Weinstein aleyhinde olası etkisi nedeniyle duruşma kapalı yapılacak. Haber alma özgürlüğü bakımından medyanın tabii ki itirazı var.

Geçenlerde medyaya yansıyan “Weinstein, mağdurlarla 44 milyon dolara mahkeme dışında anlaşıyor” haberi ise gerçeği tam yansıtmıyor. İş yeri tacizine göz yumdukları için Weinstein’ın kardeşi Bob Weinstein ve eski şirketi Miramax yöneticilerinin de dahil olduğu bu ikinci davada 14 milyon doların avukatlara gideceği, geri kalan miktar pay edildiğinde her mağdura 60 bin dolar kadar bir tazminat düşeceği anlaşıldı. Bu nedenle bazı şikayetçilerin anlaşma sürecinden çekileceği söyleniyor. Kaldı ki, mağdurlara ödenecek 30 milyon dolar da iflas başvurusunda bulunan Weinstein’ın cebinden değil, sigorta şirketinden çıkacak. Bu da adalete sığmayan başka bir mesele olarak görülüyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • dr_korhan@hotmail.com 1 ay önce Yani anlayamadım, ortada bir suç iddiası var. Ne yani iddia edene tamamen inanıp adama ceza mı verelim? O zaman her canı sıkılan beni taciz etti derse ne olacak? Bak sana dava açarım deyip şantaj bile yapabilir kadınlar. Suç iddiası varsa ispat yükümlülüğünüz vardır, ispat yoksa suç da yoktur! Sadece kadın diye kanun önünde ayrımcılık yapılamaz
    CEVAPLA