“Salvator Mundi, Prens Selman’ın yatında…” iddiası, çok kesin kaynaklara dayanmasa da dünyanın en pahalı tablosunun tabutuna çakılan son çivi oldu. Eğer doğruluk payı yoksa, bir sanat eseri bundan daha ağır bir spekülasyona malzeme olamazdı herhalde. Tablonun ne kadar orijinal olduğuna ilişkin uzmanlar arasında zaten görüş ayrılığı vardı; yat bombası iyice tuz biber ekti…

Leonardo da Vinci’nin Hz. İsa’yı Rönesans kıyafeti içinde ve elinde cam küresiyle “Salvator Mundi”, yani “Dünyanın Kurtarıcısı” olarak tasvir ettiği tablo iki yıl kadar önce New York Christie’s’teki açık artırmada 450 milyon dolara satıldığında, alıcının Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman olduğuna kanaat getirilmişti. Çünkü müzayedeye telefonla katılan meçhul şahsın, Prens Selman’ın yakın çevresinden Prens Bedir bin Abdullah bin Farhan el Suud olduğu ortaya çıkmıştı. Demek ki, tablo artık MBS’nindi! Ancak Washington’daki Suudi Büyükelçiliği, Prens Bedir’in tabloyu, Abu Dabi Kültür ve Turizm Bakanlığı adına aracı olarak aldığını açıklamıştı.

Fakat araya başka hikayeler de karıştı. Bir iddiaya göre MBS ile Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan, birbirlerinden habersiz, aracılarla açık artırmaya girmiş ve her ikisi de rakiplerinin Katar emirlik ailesi olduğunu düşünerek fiyatı artırdıkça artırmışlardı. Körfez’de Katar ile yaşanan husumet malûm. Abu Dabi’nin, tabloyu Doha’daki İslam Eserleri Müzesi’ne kaptırmamak için atak davranıp, 30 yıllık isim hakkı için Fransızlara 525 milyon dolar ödediği Louvre Abu Dabi’ye götürmek istemesi makul. 

Prens Muhammed bin Selman ile Prens Muhammed bin Zayed el Nahyan'ın, bilmeden rekabete girdikleri iddia edilmişti. 

Bu hikayeye göre tablo sonunda Suudi Veliaht Prensi Selman’a kalmış. Ancak hakikat ortaya çıkınca MBS, “Neden rakip olduğumuzu bana söylemedin, 450 milyon dolardan oldum” diye MBZ'ye sitem etmiş, sonunda iki prens helalleşmek için takas yoluna gitmişlerdi. 450 milyon dolarlık “Salvator Mundi”ye karşılık El Nahyan ailesinin 450 milyon dolarlık “Topaz” yatını değiş tokuş etmişlerdi. Batı basını bu noktada “Salvator Mundi” tasvirinin “Suudi Arabistan için fazla Hıristiyan kaçtığını”, o dönemde Suudi prens ve milyarderlere karşı yolsuzluk operasyonunu da sürdürmekte olan MBS’nin bu silsile içinde tablodan kurtulmaya çalıştığını ekliyor.

Neticede Topaz’ın el değiştirdiğine dair bir kayıt yok, son bilgilere göre adı “A+” olarak değiştirilmiş; geçen eylül ayına kadar yaşanan gelişmelerden de “Salvator Mundi”nin Abu Dabi’de kaldığı anlaşılıyordu. Ancak tablonun sahibi kim, orası halen belirsiz.

ERTELENEN AÇILIŞ VE YAT İDDİASI

Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen resmi açıklamalara göre “Salvator Mundi” geçtiğimiz yıl 18 Eylül’de büyük bir debdebeyle Louvre Abu Dabi’de ziyarete açılacaktı. Fakat büyük açılış gerekçe gösterilmeden ertelenince dedikodu da aldı yürüdü. Bir kere “Salvator Mundi”nin nerede olduğu merak ediliyordu. Çoğu sanat simsarının görüşü; İsviçre’de bir kasada kilit altında tutulduğu şeklindeydi. Çünkü New York Times’ın da yazdığı üzere vergi muafiyeti olduğu için koleksiyonerler ve müzelere ait bir milyon kadar sanat eseri İsviçre’deki kasalarda muhafaza ediliyordu; 450 milyon dolarlık tablonun da o adreste, örneğin Cenevre’de olması akla yakındı. Kimilerine göre ise “Salvator Mundi”, Londra'dan hiç çıkarılmamıştı. “Nerede” soruları döndü dolaştı ve sonunda geçenlerde Kenny Schachter adlı sanat taciri, Artnet sitesinde “O tablo Prens Selman’ın yatında” diye yazınca bir heyecan fırtınasıdır koptu. İki yıldır kayıp tablonun sırrı, prensin Serene adlı süper yatında gizlendiği haberi manşetlere çıktı.

Louvre Abu Dabi'deki "Salvator Mundi" açılışı bilinmeyen süreliğine ertelendi.

“The Last Leonardo” kitabının yazarı sanat tarihçisi Ben Lewis’e göre de tablonun prensin yatında olması pek muhtemeldi; 500 yıllık bir sanat eserini asmak için en güvenli ortam olmasa bile. Tablonun restorasyonunu yapan Dianne Modestini ise “Denizleri turlayan bir tabloyu kimse sigortalamaz” fikrindeydi. Ancak Schachter, “Parayı bastırırsan, sigorta kolay” diyordu. Modestini’nin anlattığına göre tablonun Paris’e, Louvre Müzesi’ne güvenli bir şekilde sevkiyatı için kendisine danışılmış, ancak bir daha ses çıkmamıştı. Louvre ise Abu Dabi yönetiminin, tabloyu ödünç almak üzere yaptıkları başvuruya yanıt vermediğini açıklıyordu.

Louvre’un niyeti, Abu Dabi’deki sergiden sonra Da Vinci’nin 500’üncü ölüm yıldönümü nedeniyle önümüzdeki sonbaharda açacağı dev sergiye “Salvator Mundi”yi de dahil etmekti. Dünyadaki en büyük Da Vinci koleksiyonuna sahip olan müze, kendi envanterindeki 22 çizim ile “Kayalıklar Bakiresi”, “Mona Lisa”, “Bir Kadın Portresi”, “Vaftizci Yahya” ve “Meryem Ana ve Çocuk ile Azize Anne” tablolarını, başta 450 milyon dolarlık tablo, diğer Da Vinci eserleriyle çevreleyecekti.

O TABLOYU LEONARDO MU YAPTI, ÖĞRENCİLERİ Mİ?

Fransa Kralı 12’nci Louis tarafından sipariş edilen “Salvator Mundi” yaklaşık 1500 yılında, Mona Lisa ile aynı dönemde yapılmış, 18’inci yüzyıl sonlarında ortadan kaybolmuş ve yeniden gün ışığına çıktığı 1958 yılında “kopyadır ya da çıraklarından biri yapmıştır” denilerek 60 dolara satılmıştı. 2005’te uzmanlardan oluşan bir konsorsiyum tabloyu incelemek üzere 10 bin dolara almış, ahşap paneli ağır hasarlı tablo restore edildikten sonra orijinal Leonardo olduğuna karar verilmiş ve altı yıl sonunda nihayet Londra’daki National Gallery’de sergiye çıkarılmıştı. Ardından, 10 bin dolar sayılmış tabloyu 80 milyon dolara alan İsviçreli sanat taciri Yves Bouvier, Rus oligark Dimitri Rybolovlev’e 127.5 milyon dolara satmıştı.

"Salvator Mundi" restorasyon öncesi bu durumdaydı...

Fiyat yükselmişti gerçi, ancak tabloda ustanın dokunuşları bulunmakla birlikte aslında öğrencilerin çalışması olduğuna dair söylentilerin ardı kesilmemişti. Üstelik de tablonun orijinal olduğuna karar veren konsorsiyumda görüş ayrılıkları patlak vermişti…

450 milyon dolarlık satışla el değiştirmesinden birkaç ay sonra, ilk itiraz Oxford Üniversitesi sanat tarihçilerinden Matthew Landrus’tan geldi. Leonardo uzmanı tarihçiye göre “Salvator Mundi”, ustanın öğrencilerinden Bernardino Luini’ye aitti ki, onun eserleri de 1 milyon dolar civarında fiyat bulurdu. Landrus, “Tablonun yüzde 5-20’si Leonardo’nun elinden çıkmış, ancak esas ressam Luini” diyordu.

“ARTIK 450 MİLYON DOLAR ETMEZ”

Tablonun pür Da Vinci olduğunu savunanlara göre ise portrenin yüzündeki dumanlı ton basamakları ve eldeki dramatik etki ancak ustanın işi olabilirdi. Oxford’lu sanat tarihçisi ve Leonardo uzmanı Martin Kemp, “Öğrencileri, onun doğayı kavrayış bilincine, bilimsel, optik, anatomik ve dinamik anlayışına sahip değil” diyordu, tabloda bütün bu öğelerin yer aldığını belirterek. Metropolitan Müzesi küratörü Carmen Bambach ise eserin, atölye öğrencilerinden Giovanni Antonio Boltraffio’ya ait olabileceğini ileri sürüyor.

Salvator Mundi’yi inceleyen uzmanlar arasındaki bu görüş ayrılıkları, sanat eserinin değerine zarar verdiği gibi bu uzmanlardan hareketle orijinal olduğunu ilan eden National Gallery ve Christie’s gibi kurumların itibarını da düşürüyordu. Ben Lewis, atölye ürünü bir esere ancak 1.5  milyon dolar değer biçilebileceğini belirterek şöyle konuşuyor: “Artık 450 milyon dolara satılmasına imkan yok, çok fazla ihtilaf var. Louvre’daki kaynaklarımın dediğine göre küratörlerin çoğu tablonun Da Vinci imzası taşımadığını düşünüyor. Sergiledikleri takdirde ‘atölye çalışması’ notu düşecekler. Bu şartlar altında sahibi ödünç vermeyi kabul etmez.”

 Sahibi her kimse, tabloyu eleştirel gözlere maruz bırakıp 448.5 milyon dolar zarara uğramayı kabul etmeyecektir elbette. Çünkü “Salvator Mundi” kamuoyu önüne çıkarıldığı takdirde tartışmanın daha da büyüyeceği kesin. 

"Salvador Mundi" en son New York'taki açık artırma öncesi, Londra Christie's'te basına gösterildi. Bakalım bir daha görülecek mi?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!