Prens Harry, “Annemi ölüme götüren bu oyunu bana da oynatmalarına izin vermeyeceğim” diyordu. Kastettiği, annesi Prenses Diana’nın Paris’te paparazziler tarafından kovalanırken geçirdiği kazada can vermesiydi. 12 yaşında öksüz kalmış çocuk olarak sürdürmüştü hayatının 20 yılını. Karısı Meghan ile oğlunu aynı girdapta bırakmayacaktı. Aynı röportajda ağabeyi William’la “ayrı yollarda yürüdüklerini” de söylemişti. Nitekim evleri, vakıf ortaklıklarını ve sosyal medya hesaplarını bile ayırmışlardı.

Harry ile Meghan'ın Archie bebeği basına göstermekte cimri davranması tabloidlerce kıyasıya eleştirildi.

Dolayısıyla Harry ve Meghan’ın üst düzey saraylı rolünden özgürlüğe kaçış kararını medya mobbingine ve William-Catherine çiftiyle aykırı düşmelerine bağlayanlar oldu. Özellikle ABD medyasına göre İngiliz tabloid basınının “boşanmış melez bir Amerikalı aktrist” olarak Meghan’a ırkçı ve cinsiyetçi yaklaşımı kararda rol oynamıştı. Çünkü tabloidler, Meghan’ın siyahi annesinin Los Angeles’ta yaşadığı mahalledeki suç oranlarını verecek kadar ileri gitmiş; “Meghan’ın hamile haline bakmadan bacaklarını teşhir etmesini, karnını göstermek için sinsice yöntemlere başvurmasını” ve  Serena Williams’ın New York’ta Meghan için 500 bin dolarlık baby shower düzenlemesini kıyasıya eleştirmişlerdi. Bunların tamamı Harry-Meghan cephesinde ırkçılık olarak algılanmıştı. Ayrıca Prens William da Meghan’ı yeterince benimsememiş, soğuk davranmıştı.

Washington Post’tan New York Times’a bütün Amerikan medyası İngiliz ırkçılığının Meghan ve Harry’yi yılın altı ayını Kuzey Amerika’da (Kanada kesinleşti) geçirmeye zorladığını yazıyordu. Kimi yorumculara göre “Irkçı İngilizler sonunda Meghan’ı İngiltere’den kaçırmayı başarmıştı.” Sussex çiftinin iki gazeteye dava açmasını da aradaki husumete kanıt olarak ileri sürüyorlardı.

ANGARYASIZ YENİ HAYAT

Fakat bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde ise büyük servet var. Tam zamanlı saray görevlerini bıraktıklarını ilan ederken “mali bağımsızlık” vurgusu yapmışlardı. “Harry ile Meghan nasıl geçinecek” meselesi uluslararası geyik konusu da oldu. “Meghan, The Crown dizisinde oynar mı” dahil yığınla şov fikri atıldı ortaya. Fakat servet uzmanları ve yaşam koçları çiftin “Sussex Royal” markasına şimdiden 500 milyon sterlinlik değer biçiyor. Sıkıcı saray angaryası olmadan ama kraliyet ünvanıyla yepyeni bir hayat.

Buckingham balkonundaki bu tablo daralacak.

Öncelikle vergi mükelleflerinden gelen ve masraflarının yüzde 5’ini karşılayan bütçeden pay almayacaklar. Masrafların yüzde 95’ini Prens Charles’ın Cornwall Dükalığı mülklerinden gelen 5 milyon sterlin karşılıyor. Bu parayı alacaklar mı, henüz bilinmiyor. Harry’nin net varlığı 39 milyon dolar; büyük bölümü annesiyle büyük-büyükanneden (Ana Kraliçe) kalan miras oluşturuyor. Meghan’ın varlığı ise “Suits” dizisinden gelen 5 milyon dolar civarında.

Kraliçe yararına çalışan üst düzey kraliyet mensuplarının dış kaynaklardan gelir elde etmesi yasak, ürün tanıtımı yapmaları ya da para karşılığı konferans vermelerine de izin yok. Ancak “tam zamanlı kraliyet çalışanı” olmadıkları takdirde, siyaset hariç her işi yapmaları mümkün. Mesela Harry’nin kuzinleri, Prens Andrew ve Sarah Ferguson’un kızları kraliyet ünvanı taşıdıkları halde maaşlı çalışıyorlar. Prenses Beatrice finansman piyasasında, Prenses Eugenie ise sanat galerisi direktörü olarak.

Şimdi yasak kalktığı için güçlü bir influencer çift olarak konferanslardan kitap ve film haklarına, sosyal sorumluluk projeleri, yaşam tarzı, güzellik markaları ve ürün satışlarına uzanan geniş bir yelpazede global piyasaya çıkacaklar. Fiyatlandırma uzmanlarına göre rayiç bedelleri kendileri belirleyecek, Barack-Michelle Obama, Bill-Hillary Clinton ya da Beckham çiftine fark atacak rekorlar kıracaklar. 500 milyon sterlinlik gelir kapısının, Prens Charles’ın organik gıda ürünlerinden elde ettiği yıllık 200 milyon sterlini aştığına da dikkat çekiliyor.

İngiltere’deki kamuoyu yoklamalarına göre Harry, kraliyetin Kraliçe 2. Elizabeth’den sonra en çok sevilen üyesi. Karı-kocanın “Sussex Royal” instagram hesabının 10 milyonu aşkın takipçisi var. Meghan evlenmeden önce kendi web sitesi “The Tig”de yeme içme, gezi ve tarz bağlamında influencer olarak boy gösteriyordu.

Harry ve Meghan geçen yaz “Sussex Royal” markasını İngiltere’de tescillemişlerdi. Kataloglarında kitap ve kırtasiyeden ayakkabı, pijama ve kapişonlu sweat-shirt’e çeşitli ürünlerle eğitim hizmetleri ve sosyal sorumluluk projeleri bulunuyordu. Şimdi ABD, Avrupa Birliği, Avustralya ve Kanada’ya açılmak için global fikri mülkiyet haklarını almak üzere başvuruda bulundular. Fakat AB nezdinde sorun çıktı; 8 Ocak’taki bağımsızlık ilanının hemen ertesi günü 9 Ocak’ta İtalya’dan bir başvuruyla marka hakkının alındığı, biradan takıya türlü çeşitli ürünün satışa sunulduğu ortaya çıktı. Fakat şu an patent sitesindeki link mevcut değil.

Sussex çifti Avustralya'da Bondi Plajı'nda... İngiliz Uluslar Topluluğu faaliyetlerine devam edecekler.

Bu arada Prens Charles’in tahta çıktığı zaman üst düzey kraliyet çalışanları kadrosunu sadeleştirmesi bekleniyor. Plana göre William’ın iç işlerinde görev alanı genişlerken, Harry İngiliz Uluslar Topluluğu (Commonwealth) üyesi ülkelerle ilişkilerde yoğunlaşacak. Avrupa’daki birçok kraliyet ailesi kamu görevlerini üç-dört kişiyle yürütürken Birleşik Krallık kadrosunun fazla şişik olduğu söyleniyor. Fakat İngilizler kraliyete fazla meraklı olduğu için “Charles’ın planı işlemez” diyenler de var.

Yeni oluşturdukları Sussexroyal.com sitesinde gelecek planlarını etraflıca anlatıyorlar. Bunlar arasında İngiliz Uluslar Topluluğu’nun güçlendirilmesi, kraliyete hizmet ve sosyal çalışmaların yanı sıra medya ile ilişkiler de var. “Royal rota” diye anılan kraliyet basın havuzu uygulamasından çıkıyor ve modern çağın dijital mecralarını ve genç gazetecileri de içeren bir iletişim tarzına geçeceklerini belirtiyorlar. İngiliz medyasında birçok yorumcuya göre bu yeni bağımsız hayat daha büyük merak uyandıracak, paparazzilerin daha fazla iştahını açacak, tabloid basın daha da saldırganlaşacak. Ayrıca çifti kızdıran haberlerin basın havuzundan çıkmadığı, tam tersine yakın çevrelerinin para karşılığı muhbirlik yaptığına dikkat çekiliyor.

ATLANTİK AŞIRI MEDYA DALAŞI

İngiliz medyasından ABD basınındaki “Meghan’ı ırkçılıkla kaçırdılar” suçlamalarına da zehir zemberek yanıtlar geliyor. Mesela Daily Mail’de yazan Piers Morgan’a göre “Meghan her eleştiriyi rengini bahane ederek ırkçılık olarak gören bencil, buyurgan ve sosyal statüsünü yükseltmek uğruna insanları kullanıp atan bir şahsiyet. Şimdi de Harry’yi kullanıyor ve ikisi bir olup 93 yaşındaki Kraliçe’ye zalimce davranıyorlar…"

Kraliçe'nin yanında bacak bacak üstüne attı diye Meghan'ın işitmediği azar kalmamıştı. Oysa Diana ve Camilla'nın da aynı şekilde pozları var. Demek ki ırkçılık da var.

Morgan şöyle yazıyor: “Meghan ve Harry’nin ‘yoksulları da düşünün’ diye tweet attıkları gün George Clooney’in özel jetiyle 500 bin dolarlık baby shower partisine gitmelerini ikiyüzlülük diye tanımladığım için ben ırkçı mı oluyorum? Harry, ‘karbon ayak izimize çok dikkat etmeliyiz’ diye vaaz ederken, ikisinin ikide bir Elton John’un özel uçağına atlamasına çifte standart eleştirisi getirdiğim için mi ırkçı oluyorum?”

Amerikan medyasına göre ise tabloidler bu özel uçak meselesini fazlasıyla abartmıştı; adı Jeffrey Epstein’ın fuhuş ağında seks skandalına karışıp saraydan kovulan Prens Andrew bile bu kadar konu olmamıştı İngiliz basınında.

İngiltere’nin nefret adamı Piers Morgan’ın “ırkçı mıyım” soruları uzayıp gidiyor, kimi yerinde, kimi yersiz. Mesela Başbakan Boris Johnson’ın kız kardeşi Rachel’in Meghan için “DNA’sı egzotik gelin” ifadesini kullanması da Morgan tarafından katiyen ırkçı bulunmuyor. “Afrikalı ve Amerikan karışık ırkından bir kadının DNA’sı tabii ki egzotiktir” diyor. “Irkçı değilim” diye başladığın an, hiç farkında olmadığın gizli bir ırkçı damarın vardır zaten. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!