Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Şu an hayatımız tam bir paradoks. Yaban hayatının burnunun dibine kadar girdiğimiz için, hayvandan insana bulaşan bir virüsle boğuşuyoruz. Virüsten korunmak için de öyle tek seferlik malzemeler kullanıyoruz ki, bunların zehirli besinler olarak bize geri dönmesi tehlikesi var. Tıbbi personelin tek kullanımlık koruyucu giysi, maske, siperlik ve gözlüğü yanı sıra maalesef ceset torbalarının hammadesi plastik; denizlerde milyonlarca ton birikip deniz canlılarını canından eden plastik. Hadi canlıları düşünmüyoruz diyelim ama o balıklar, deniz ürünleri midelerimize de iniyor.

Global bir sağlık kriziyde mücadele için plastik üretimini artırırken, atık kapasitesini de artırdığımız için bir başka olası sağlık krizine doğru yol alıyoruz. Mikroplastik denilen beş milimetreden küçük partiküller gıda ürünlerine, içtiğimiz suya ve hatta havaya karışıyor. Avustralya’da yapılan bir araştırmaya göre global düzeyde her hafta 2 bin mikroplastik partikülüne maruz kalıyoruz; yani hepimiz her hafta beşer gram kadar plastiği yutuyoruz; her hafta bir kredi kartı yutmak gibi.

İnsan sağlığı üzerindeki etkisi henüz tam bilinmeyen o partiküller diş fırçasından tutun ayakkabıya kadar yüzlerce atık malzemeden kaynaklanıyor. Cidden! Geçen yıl Hint Okyanusu’nda bir adalar grubu çevresindeki temizlik çalışmasında çıkarılan 400 milyon parça plastik arasında bir milyon ayakkabı ile 370 bin diş fırçası bulunuyordu.

Bunlar yetmedi, şimdi de korona atıkları çıktı. Sağlık çalışanlarının koruyucu donanımı zaten mecburi de, koronavirüse karşı korunma adına yeryüzü kıtadan kıtaya plastik eldiven atıklarına boğulmuş durumda. Sokaklar sağa sola saçılmış tek kullanımlık lateks eldivenlerle dolu. Yağmur suyuyla kanalizasyondan denizlere akmaları için yollar serbest.

Dünyada piyasada olan tek kullanımlık maskelerin de çoğu plastik tabakalar içeriyor. Londra Üniversitesi uzmanlarının analizine göre sadece İngiltere’de herkes bir yıl süreyle günde bir maske kullandığı takdirde, plastik çöpünde 66 bin tonluk artış meydana gelecek.

Şimdi yavaş yavaş açılıp yeni normale geçerken maske zorunlu, peki ya eldivenler? Üstelik sıradan vatandaşın plastik eldivenleri ne kadar doğru kullandığı ve virüsten korunduğu da şüpheli. Hele market çalışanlarının elinde görmek, tehlike sinyali gibi geliyor. (Korona öncesinde de öyleydi.) Düşünün, bu eldivenlerin kullanımı tıp fakültelerinde ders olarak öğretiliyor, sonra uygulamaya geçiliyor, o denli ciddi.

Bütün araştırmalar gösteriyor ki, koronavirüs plastik madde üzerinde diğer sert yüzeylere göre daha uzun süre kalıyor; 72 saati buluyor. Birçok halk sağlığı uzmanı halkın eldiven takmasının lüzumsuz olduğunu söylüyor. Özellikle de yanlış kullanılınca fuzuli ve tehlikeli bir aksesuvara dönüşüyor. Gereğinden uzun takılınca bulaş riski artıyor. Ayrıca sanal bir güven hissi uyandırıyor. Market, banka çıkışı eldiveni atacağın yerde, elini kolonya ile temizleyeceksin. Evde de su ve sabun hepsi bu. Eldiveni takmak çok şart olduysa ve çıkarınca atacak kutu yoksa, bir muhafaza içinde eve götürüp çöpe atmak gerekiyor.

DENİZLER PLASTİĞE DOYDU

Ama çöpe hiç eldiven gitmese daha iyi. Çünkü yeryüzü plastiği sindiremiyor. Bugüne kadar üretilen her plastik malzeme, doğada. Çevre ve deniz koruma örgütleri yıllardır, özellikle tek kullanımlık plastiklerin hayatımızdan tamamen çıkarılması için didiniyor. Bu ortamda korona belasına çatıyoruz ve ABD’deki çevreci örgütlere göre plastik endüstrisi krizi fırsata çevirmenin peşinde. ABD merkezli STK “Ocean Conservancy”, plastik kullanımına karşı bugüne kadar alınan yolu heba edecek şekilde üretimi artırma propagandası yapıldığını söylüyor. Günde 88 bin ton plastik atık çıkaran ABD'de tek kullanımlık plastiklere karşı mücadele eden "Plastic Pollution Coalition" videosunda Jeff Bridges anlatıyor...

Türkiye’de plastik poşet kullanımını azaltmak için bunların ücretli olmasının ardından tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması gündeme gelmişti. Greenpeace geçen yıl, tek kullanımlık plastiklerin Avrupa Birliği’nde olduğu gibi Türkiye’de de yasaklanması için imza kampanyası başlatmıştı. Önceki yıl Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen yasaya göre 2021’den itibaren tek kullanımlık plastik ve polistren malzemeler yasaklanıyor. Greenpeace’in Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yaptığı çağrıda “Alternatifi olan bu ürünlere ihtiyacımız yok” deniliyordu. O ürünler, plastik pipet, kulak çubuğu, tabak, çatal, bıçak, kaşık, içecek karıştırıcılar, köpük gıda kapları ve içecek bardaklarından ibaretti. Bu silsile içinde anılmayan plastik eldivenler şimdi hayatımızın merkezine oturdu.

Denizlerimizin plastik yükünü tarif etmek gerekirse; Akdeniz’den alınan derin deniz örneklerinin yüzde 92.8’inde plastik saptandı. Akdeniz havzasında 4 metrekareye bir plastik düşüyor; deniz çöpünün yüzde 80’den fazlası plastik. Sorunun büyük kısmını da iki dakika kullanıp attığımız plastikler oluşturuyor.

Pipeti, çubuğu ortadan kaldırmak kolay da, bundan sonra virüsle yaşamaya alışacağımıza göre korunma malzemelerini plastikten üretmeye devam mı edeceğiz? Greenpeace ABD’nin okyanus kampanya direktörü John Hocevar, “Kişisel koruyucu ekipmanlar (PPE) deniz canlılarının felaketi olabilir. Örneğin deniz kaplumbağaları, plastik eldivenleri denizanası zannedebilir, maskelerin sapları da çok tehlikeli” diyerek uzun vadede çok kullanımlık dezenfekte edilebilir donanımın geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!