Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Trump Beyaz Saray brifing odasında herhangi bir kanıt göstermeden “Yolsuz Demokratlar seçimi çaldı” açıklamasını yaparken Amerikan kanalları yayını kesince bizim medya şok geçirdi. Daha doğrusu, komplo teorileriyle yüklü açıklamayı ulusa sesleniş konuşması zannedip müdahaleyi “büyük şok” diye tanımlayanlar oldu. Fakat göründüğü kadarıyla ABD’de pek şok etkisi olmadı. Fox News ve CNN Int. 16 dakikalık konuşmayı baştan sona yayınladı. Fox, Arizona’da Biden’a erken zafer ikram ettiği için Trump’ı kızdırsa da sadakatini gösterdi. İki yorumcu “Trump’ın somut bir kanıt gösterememesi, seçimde hile olmadığı anlamına gelmez“ diye orta yoldan akıl yürüttü.

CNN ise büyük ihtimal Trump’a sövmek ve sözlerinin üzerinde tepinmek için açıklamanın tamamına katlandı. Çünkü yapılan yorumlarda “salak ve yalancı“ sözcükleri havada uçuşuyordu. Hatta tuhaf metaforlara da başvuruldu; Anderson Cooper, “İşte bu ABD Başkanı, dünyanın en güçlü adamı. Yakıcı güneş altında ters dönmüş obez kaplumbağa gibi debeleniyor, sonunun geldiğini görüyor…“ dedi.

“Trump bizi dünyaya rezil etti“ de sık kurulan cümleler arasındaydı. Trump yenilgiyi efendice kabul etmediği için ergen gibi davranmakla da suçlanıyordu. Cumhuriyetçi Parti’nin akil insanları ise Trump’ın öfkesinden korktukları için başkana “game over“ diyemiyordu.

Seçim yayınını büyük ölçüde CNN’den izledim. Trump’la kanlı bıçaklı oldukları için seçim gecesi ve ertesinde, özellikle de Biden Florida’yı kaybederken tüm kadro gergindi. Ancak posta oylarının sayımıyla Biden Pennsylvania’da öne geçip arayı açmaya başlayınca ortam öyle neşelendi ki, topluca uç uca eklenip tren dansı yapmadıkları kaldı. Trump’ın, kritik eyaletlerdeki oy sayım merkezlerine Cumhuriyetçi gözlemcilerin alınmadığı iddiasını çürütmek için geniş açı çekimlerle ortamın ne kadar şeffaf olduğunu gösterip durdular. Güvenlik kameraları altında hile yapılamayacağını defalarca tekrarladılar; “İşte demokrasi budur, halkın verdiği her bir oy şeffaf ve güvenli ortamda tek tek sayılır“ sözünü öyle sık yinelediler ki, bir an için ABD’nin işgal etmek suretiyle demokrasi getirdiği Irak gibi bir ülkede seçim ve oy sayım işlemi yapıldığı hissine kapıldım.

Trump’ın hileyle suçladığı Georgia eyaletinde vali ve seçim işlerinden sorumlu bakanın Cumhuriyetçi Partili olduğu CNN’de kaç kez anlatıldı, sayamadım. Bu arada CNN’den Fox’a sık sık sataşmalar oldu. Biden’ın seçilmesi halinde uzun yargı süreci boyunca “President-elect“ (seçilmiş başkan) sıfatıyla anılmaması yönünde Fox yayın ekibine talimat verildiği de ileri sürüldü. Bu arada yalanı pazarlamak da zor. Fox News, Cumhuriyetçi gözlemcilerin nasıl engellendiği bilgisini almak için Pennsylvania Philadelphia‘ya bağlandığında muhabir iki partiden gözlemcilerin içeride beraber çalıştığını, iddianın “doğru olmadığını” söyledi; lafı “yalana” vardırmadan. Bu arada AGİT gözlemcileri de izliyor seçimi ve geçersiz oyların sayılarak hile yapıldığına dair kanıt olmadığını onlar da söylüyor.

GELENEKSEL MEDYA KANALIYLA BAYPAS

Başkanın kampanya ve seçimi ilgilendiren bir açıklamayı Beyaz Saray’da yapması da hiç yakıştırılmadı. Fakat eleştiriler bir yana Trump basının karşısına geçip konuşmaya mecburdu. Çünkü başkanlığı boyunca en gözde iletişim kanalı Twitter tıkalıydı; seçim gecesi “Kazandık, çalıyorlar“ mesajına “tartışmalı iddia“ uyarısı konulmuştu. Kapital harflerle “Sayımı durdurun“ tweetine ise dokunulmadı. İşin cilveli yanı, sayım o dakika durduğu takdirde Biden, Arizona ve Nevada’yı alıp 270 delegeyi tamamlayarak başkan seçiliyordu.

Trump ve oğlu Junior’ın “topyekün savaş“ çağrısına Twitter’dan uyarı gelse de sağ kanat taraftarların komplo teorileri sosyal medyada çığ gibi büyüdü. Facebook’taki “Hırsızlığı durdurun“ grubuna birkaç saatte yüz binler dahil oldu; bir süre sonra Facebook grubu kapattı. Trump’ın Facebook, Twitter ve YouTube’da canlı yayınlanan açıklamasına karşı ise reel zamanda müdahale mümkün değildi. Diğer yayın organlarının Trump’ın iddialarını başlığa çıkaran haberleri de sosyal medyada kitlelere ulaştı. Bu haberlere gelen yorumlarda ise “neden yalanı olduğu gibi veriyorsunuz“ itirazları vardı.

Reuters/Ipsos anketine göre ABD halkının sadece yüzde 16’sı Trump’ın seçimi kazandığına inanıyor; bunların yüzde 30’u Cumhuriyetçi seçmen, yüzde 7’si Demokrat. Çok büyük bir çoğunluk Trump’ın açıklamasına inanmıyor.

SEÇİLMİŞ BAŞKAN PANDEMİ GÖREV GÜCÜ KURACAK

TV kanalları dört gündür sayım kaosuna kilitlenmiş durumda, ancak diğer yanda ABD’de korona vakaları rekorlara doymuyor ve 10 milyona yakın vakayla 250 bine yaklaşan ölü sayısı haberler arasına sıkışıp kalıyor. En son 125 bin günlük yeni vaka sayısıyla rekor kırıldı. Seçim sonuçlarını Delaware’deki evinde izleyen Biden’ın basına kapalı ortamda sağlık uzmanlarından pandemi brifingi aldığı bilgisi verilip geçiştiriliyor. Oysa pandemi bu seçim kaosunun can damarını oluşturuyor. Trump’ın en baştan beri alaycı yaklaşıp Çin virüsü diye kavgaya giriştiği pandemi nedeniyle Demokrat seçmen oylarını mektupla ya da erken kullandı. Trump ise mektupla oy kullanma işleminde hile olacağı iddiasıyla seçmeni 3 Kasım günü oy vermeye çağırmıştı. Nitekim öyle oldu ama yasalar sözde kaldı. Örneğin Pennsylvania’da son postaya verme günü 3 Kasım olmak suretiyle 6 Kasım akşamına kadar ulaşacak mektup oyları sayıma dahil olacaktı ama Trump seçim gününden sonra gelen oyların sayılamayacağını iddia ediyor.

Aşırı sağ kafanın pandemiye kafatasçı yaklaşımı da hız kesmiyor. Beyaz Saray’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, Trump’ın seçimi kazandığını iddia ettiği gibi “Dr. Fauci ile FBI Başkanı Wray’in kafasını kesip ibret için Beyaz Saray’ın iki yanında kazığa geçirmeli” diye sosyal medyada video yayınlıyor, Twitter hesabını askıya alıyor.

Trump’la pandeminin başından beri cenkleşen baş enfeksiyon uzmanı Antony Fauci, başkanın kalabalık mitinglerinin büyük problem olduğunu söylemişti. Birçok sağlık otoritesi mitingleri süper bulaş etkinlikleri olarak görüyordu. Stanford Üniversitesi’nden dört ekonomi uzmanının yaptığı hesaba göre Trump’ın pandemiye rağmen taraftarını mitinglerde toplaması 700’den fazla insanın ölümüne yol açmış. 20 Haziran ile 22 Eylül tarihleri arasındaki 18 mitingde 30 bin yeni vaka oluştuğunu ve mitinglere katılan ya da temaslı yoluyla 700’den fazla insanın bu yüzden öldüğünü iddia ediyorlar.

Biden ise mart ayından beri pandemi ve ekonomik etkilerine ilişkin brifing aldığı uzmanlar ekibiyle video konferans temaslarına seçim ortamında da devam ediyor. Yardımcı adayı Kamala Harris de hazır bulunuyor. Politico’nun haberine göre Biden seçimi kazanması halinde geçiş sürecinde devreye girecek bir pandemi görev gücü oluşturmayı da planlıyor. Clinton ve Obama dönemlerinde görev almış enfeksiyon ve epidemiyoloji uzmanlarından kurulu bu ekibin geçiş süreci yetkililerine virüsün kontrol altına alınması, aşı ve tedavi yöntemleri konusunda tavsiyelerde bulunacağı belirtiliyor. Testlerin yaygınlaştırılması, aşıların dağtımı, eyaletler arası eşgüdüm, okullara rehberlik hizmeti gibi başlıklar üzerinde çalışılıyor.

Biden ve Harris daima maskeli

Tabii sağlıklı bir geçiş süreci olabilirse! Biden’ın geçiş ekibinin Trump Yönetimi’nin bu süreçte bilgi paylaşımı ve işbirliğine yanaşmaması ihtimaline de hazırlıklı olduğu söyleniyor. Trump’ın oy sayımına ilişkin açtığı davalar geçiş döneminin sarkacağını gösteriyor. Dış haberci olarak nice geçiş dönemini izledim; 1992’de baba Bush’tan Clinton’a, 2000’de Clinton’dan oğul Bush’a, 2008’te Bush’tan Obama’ya ve nihayet 2016’ta Obama’dan Trump’a. Hiçbirinde husumet ve çirkeflik yoktu, demokratik teamüllere uygun olarak centilmence yürüdü, rakip partiden isimlerin de geçiş ekibine dahil edilmesi uyumu kolaylaştırdı.

Öyle ya da böyle Biden 20 Ocak 2021 itibariyle başkanlık yeminini ettikten sonra görevinin ilk gününde Paris İklim Anlaşması’na yeniden girileceği mesajını da verdi; 20 Ocak tarihini kastederek “Tam 77 gün sonra Biden Yönetimi Paris İklim Anlaşması’na yeniden katılacak” diye tweet attı. Çünkü Trump’ın üç yıl önce ilan ettiği anlaşmadan çekilme kararı seçimin ertesi günü, 4 Kasım itibariyle resmen yürürlüğe girdi ve ABD iklim krizine karşı global işbirliğinden çekilen tek ülke oldu. Biden iş başına gelirse ABD’nin anlaşmadaki varlığı dört yıl garanti. Ancak 2024 sonrası karanlık…

20 Kasım’da 78 yaşına girecek Biden seçilmiş en yaşlı başkan, 75 milyonla en fazla oy almış başkan ve görevdeki başkana karşı zafer kazanmış 11’inci aday oldu. 2024’te ise Kamala Harris’in adaylığına kesin gözüyle bakılıyor. Cumhuriyetçi cephede ise Trump’ın sahneden çekilmesi beklenmiyor ve 2024’te yeniden aday olacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Neticede 2016’daki seçim zaferiyle şaşkınlık yaratan Trump, bu seçimde oylarını 8 milyon artırdı, 71 milyona çıkardı. Kutuplaşmanın eseriydi ama hükmü sürüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00