Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Amerikan Pfizer ile birlikte Kovid-19 aşısını geliştiren Alman BioNTech’in CEO’su Prof. Dr. Uğur Şahin, “Sağlık Bakanlığı ile protokol sağlarsak 2021’in ilk üç ayında Türkiye’ye de aşı getirme imkanı olur. Türkiye için yeterince aşı ayırmayı düşünüyoruz“ diyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise Prof. Şahin ile telefon görüşmesinde aşıyı ele aldıklarını, bakanlığın süreçte iletişim halinde olduğunu söylüyor. Bakanlık kaynaklarına göre de Türkiye gönüllü deneklerle faz 3 çalışmalarında yer aldığı için öncelikli ülkelerden biri. Ancak zaman ve doz açısından bir netlik yok.

Dr. Özlem Türeci ile Prof. Şahin’e global sükse kazandıran yüzde 90 isabetli aşıyla ilgili zaman ve zemin açısından en net gelişme, 300 milyon dozun Avrupa Birliği’nce rezerve edilmiş olması. ABD ve Çin gibi ülkelerin aşıyı geliştirip kendilerine saklayacakları yönünde hanidir bir endişe vardı. Ancak artık endişeye mahal kalmadı; Avrupa şimdilik istediği dozu aldı.

Oysa Trump geçen nisan ayında kamu ve özel sektör ortaklığıyla hızlı aşı geliştirme projesi ”Operation Warp Speed“i ilan ettiğinde bütün dozları ABD yararına kullanma niyetini çok ayıplamış, “Bu düpedüz aşı milliyetçiliği ve egoizmdir” demişlerdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Sadece bir ülkede, bir kıtada virüsle mücadele edilirse dünya güvende olmaz” diye uyarmış ve global dayanışma çağrısı yapmıştı.

Amerikan aşı operasyonuna dahil olan Fransız Sanofi, yatırımı yapan taraf olarak ilk dozları ABD’nin alacağını açıklamıştı. Operasyonda Pfizer da vardı, şirketle 1.95 milyar dolarlık kontrat yapılmıştı. Malum şirket aşı müjdesini seçimi kaybettikten sonra verince Trump çok bozuldu ve sitem etti. Şimdi de aşı geliştirme projesiyle ilgili hiçbir bilginin Biden’ın geçiş ekibiyle paylaşılmadığı söyleniyor. Yeni yönetime geçiş sürecinde belli ki hayli itişip kakışacaklar; ABD’deki günlük vaka sayısı ise 150 binle yeni rekorunu kırdı. Trump yenilgiyi kabul etmediği için halen iddialı; dün Beyaz Saray'da basın toplantısı düzenleyerek hızlı aşı operasyonundaki gelişmeleri aktardı. Daha doğrusu projenin başındaki Dr. Moncef Slaoui teknik detayları anlattı.

Tamamlanmış Kovid-19 aşıları Pfizer'ın Belçika'daki soğuk hava deposunda tutuluyor

Biden’ın koronavirüsle mücadele mesajlarına bakılırsa, Trump milliyetçiliğini geride bırakarak global liderlik rolü üstlenmek istiyor. Ancak bu sefer de Avrupa’nın aşı milliyetçiliği uç veriyor. “America first” mottosunun yerini “Önce Avrupa” alıyor. Mesela Alman Sağlık Bakanı Jens Spahn, “Almanya’da üretilmiş bir aşı öncelikle dünyanın başka bölgelerinde kullanılırsa, bunu izah etmem zor olur” diyor.

Avrupa’da da “öncelikli” olanlar var; Almanya 300 milyon dozun 100 milyonunu kendine ayırmış bulunuyor. Oysa nüfus orantısıyla alması gereken doz miktarı 57 milyon. Şimdi hangi meslek ve risk gruplarının öncelikle aşılanacağını tartışıyorlar aralarında.

İKİ MİLYAR DOZ SADECE ZENGİNLERE GİDERSE…

Orantısızlık çok derin. İlaç şirketleriyle anlaşma yapan zengin ülkelerin aşıyı önceden kapacağı, sağlık sistemi yeterli olmayan yoksulların ise yardıma muhtaç kalacağı zaten tahmin ediliyordu. Dünya nüfusunun yarısı orta ve alt gelir grubu ülkelerde yaşıyor; fakat bu nüfusun ancak yüzde 10’u potansiyel aşı dozlarına ulaşabilecek. Buna karşılık 83 milyon nüfuslu Almanya’nın 100 milyon dozu olacak. Dahası Almanya’daki risk grupları nüfusun yüzde 40’ını oluşturuyor.

Bill & Melinda Gates Vakfı’nın Almanya direktörü Tobias Kahler, “Avrupa Birliği ve Almanya’nın alacağı doz haddinden fazla, aşıların dünya çapında adil dağıtımı için hükümetlere çağrıda bulunuyoruz” diyor. Global aşılamada bir numara olan vakfın hesabına göre alım gücü düşük ülkeler nüfuslarının sadece yüzde 20’sini aşılayabilecek, bu da bir felaket anlamına geliyor. İlk iki milyar dozun sadece zengin ülkelere gitmesi halinde dünyadaki Kovid ölümlerinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün de paydaşı olduğu aşı platformu COVAX’a göre yoksul ülkelerin ihtiyacını karşılamak için 16 milyar dolar gerekiyor. DSÖ’nün finansmanı yeterli olmadığı için Kovid-19 teşhis, tedavi ve aşılarına eşit erişimi hızlandırmak amacıyla başlatılan “Act Accelorator” inisiyatifine Bill & Melinda Gates Vakfı ve Dünya Bankası gibi kuruluşların katkısı oldu, ancak bütçede halen milyarlarca dolar açık olduğu belirtiliyor. Trump DSÖ’den çekildiği için ABD’nin ve Çin’in bu inisiyatife katkısı olmadı. Buna karşılık Trump Yönetimi’nin aşı araştırma ve geliştirme yatırımı 10 milyar dolar. DSÖ’nün hesaplarına göre yoksul ülkelerdeki sağlık çalışanları ve riskli gruplar için 2022 sonuna kadar iki milyar doz aşı gerekiyor.

AŞI DÜŞMANLIĞI PARADOKSU

Pandemiyle global mücadele aynı iklim krizi gibi toplu eylem gerektiriyor; adı üstünde “PANDEMİ” tek bir ülke veya kıtada savaşla bitmez. Üstelik riskli gruplara müdahale edebilmek için, dünyaya giderek yayılan aşı düşmanlığının da üstesinden gelmek gerekiyor. İşte Almanya’dan çarpıcı bir örnek: Biz burada aşıyı Türkler buldu diye sevinirken ve Prof. Dr. Uğur Şahin “Salgını bitireceğinden eminim” derken bazı Almanlar “Alman aşısını” hiç de müjdeli bir haber gibi karşılamadı. Anketlere göre Kovid-19 aşısı yaptırmak istemeyenlerin sayısı giderek kabarıyor. Haberin açıklanmasından sonra pazartesi ve salı günü yapılan anketler, halkın yüzde 30’unun aşıya kesinlikle şüpheci yaklaştığını gösteriyor. Bu oran vaka sayısının çok daha düşük olduğu ağustos ayındaki sondajlara göre beş puan fazla.

Almanya için iyi haber ise şu: Geri kalan yüzde 70’lik nüfus tamamen aşılandığı takdirde sürü bağışıklığı sağlanmış olacak. 65 Yaş üstünün en bilinçli kesim olduğunu da belirtelim. Belirli saatlerde eve kapattığımız bu yaş grubunun yüzde 78’i “Kesinlikle aşı olurum” diyormuş. 18-39 yaş grubundaki oran ise yüzde 67.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00